Erhan Nalçacı
Tarih ne zaman tekerrür etmez? Avrupa Savaşı
Yayın Tarihi: 05.12.2025 , 23:06 Güncelleme Tarihi: 06.12.2025 , 00:00
Bundan 8 sene kadar önce dünyanın yeni bir paylaşım savaşına gebe olduğunu yazdığımızda okuyucu inanmakta zorlanıyordu buna. Çünkü özellikle Avrupa yanılsamalı olarak istikrar ve barış coğrafyası olarak kabul ediliyordu.
Oysa İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa barışı Sovyetler Birliği’nin askeri güç dengesini sağlamış olmasına bağlıydı ve kapitalist devletler uluslararası sınıf savaşının korkusuyla kendi aralarında bir paylaşım savaşına cesaret edemiyorlardı.
Şimdi duruma bakın bir kez; Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı’ndakine benzer şekilde 1000 km uzunluğunda bir cephede üç yıldan fazladır kanlı bir savaş sürüyor. Emperyalist devletlerin oluk oluk taşıdığı silahlara bir milyon civarında insan yaşamını yitirdi, bunun kim bilir kaç katı insan sakat kaldı. Her iki taraf da kayıplarını dünyadan ve kendi halklarından sakladıkları ve savaşmayı teşvik ettikleri için savaşın korkunç boyutlarını göremiyoruz.
Geçen hafta Karadeniz’de Türkiye karasularına yakın bir yerde Rusya ile ilişkili üç ticari gemi insansız hava araçları tarafından vuruldu. Solda çıkan haberde ayrıntısını bulabilirsiniz. https://haber.sol.org.tr/haber/itiraf-geldi-karadenizdeki-saldirilarin-… Kısa bir süre önce önleyici saldırı taktiğini benimseyen NATO saldırıyı şüpheye yer bırakmayacak şekilde üstlendi. Muhtemelen Hakan Fidan’ın katıldığı NATO toplantılarında bu konunun görüşüldüğü ve benimsediği verilen demeçlerin satır aralarını okuyunca anlaşılıyor.
Putin bunun üzerine, eğer Avrupa savaş istiyorsa savaşmaya hazır olduklarını ama bunun Ukrayna savaşına benzemeyeceğini, muhtemelen karşı tarafta müzakere edecek kimse kalmayacağını bildirdi.
Rusya bunu bir süredir yapıyor, NATO’ya üye devletler güçlerini birleştirdiğinde sonucu ne olursa olsun Rusya için bu yıkıcı bir savaş olacaktır. Rusya sermaye sınıfı bu durumda nükleer silah kullanacağını bir tehdit unsuru olarak bir süredir masaya koymuş durumda.
Bunu Sovyetler Birliği hiçbir zaman yapmamış, ilk nükleer silah kullanan ülke olmayacağını ilan etmişti. Bir şekilde barışı korumaya gerçekten bağlıydılar ve başka ülkelerdeki emekçi halka karşı bir cinayeti akıllarına hiç getirmediler.
Tekrar konuya dönelim. Rusya’nın taşıdığı yayılmacı eğilimler bir kenarda dursun Ukrayna savaşını kışkırtan şey Batı emperyalizmi tarafından Ukrayna’nın NATO’ya alınmak istenmesi olmuştu. Eğer Ukrayna NATO’ya girseydi, Rusya’nın böğrüne yerleşen NATO Rusya’nın bütün güvenlik anlayışını yok edecekti.
Özellikle Rusya’yı kışkırtan Batı emperyalizmi, Ukrayna’yı ve Belarus gibi diğerlerini aralarında paylaşmanın ötesinde Rusya’yı Çin’in yanında savaşamayacak kadar tüketmeyi amaçlıyordu. Ukrayna’ya savaş boyunca kendi cephaneliklerini boşaltacak şekilde silah yolladılar, Ukrayna Genel Kurmayı NATO subayları tarafından yönlendirildi, eğitildi, paralı asker temin ettiler, istihbarat sağladılar…
Ama şimdi NATO Karadeniz’de ticari gemileri ahlaksızca vururken adeta doğrudan Rusya’ya savaş açıyor.
Ve Avrupa savaşa hazırlanıyor. Medya Avrupa’nın 2029’a kadar bir savaş için hazırlandığı ile yıkılıyor.
Başta Almanya olmak üzere, Fransa, Hollanda, Polonya, Belçika hızla ekonomilerini, sosyal yapılarını ve bütün ideolojik araçlarını askerileştiriyor.
Almanya’da kabul edilen askerlik yasası ordu mevcudunu 80 binden 260 bine çıkarmayı hedefliyor. Bu ülkeler zorunlu askerliği geri getirmeyi amaçlıyorlar. Bu ülkelerin içinde en radikal savaş yanlısı Polonya sermaye sınıfı orduyu 300 bin kişiye taşımayı hedeflerken 14-16 yaş grubundaki çocuklara haftada bir saat silah kullanma eğitimi veriyor.
2025’te NATO zirvesinde üyelerin ulusal gelirlerinin %5’ini silahlanmaya ayırması kararlaştırılmıştı. Fransa Genel Kurmay Başkanı geçen ay “evlatlarımızı kaybetmeyi göze alma hazırlığını yeniden kazanmalıyız” dedi.
Hitler’in zamanında Almanya’da otobanların savaş uçakları kullanabilsin diye tasarlandığı bilinir. Şimdi bütün Avrupa’nın altyapısını, otoyollar, limanlar, nehirler, enerji tesislerini savaşa hazırlık mantığıyla yeniden ele alıyorlar. Almanya’da sızan OPLAN DEU Planı 2029’a kadar 800 bin askerin doğuya doğru sevk edilmesi için kapsamlı bir çalışmayı yansıtıyor.
1756-1763 yılları arasındaki Yedi Yıl Savaşı İngiltere ve Fransa arasında sömürgelerin yeniden paylaşımına dayandığı için ilk dünya çapında paylaşım savaşıydı. Birinci Dünya Savaşı Avrupa devletlerinde tekelci sermaye iktidarlarının rekabeti yüzünden çıktı ve milyonlarca emekçinin kendine ait olmayan bir savaşta ölmesine neden oldu. İkincisi emperyalist rekabetin yanı sıra Sovyetler Birliği’ni haritadan silmeyi amaçlamıştı.
Şimdi neden tarih tekerrür ediyor ve Avrupa sermayesi milyonları katletmek için savaşa hazırlanıyor?
Bir kere başta Avrupa Birliği’nin motoru Almanya’da olmak üzere Avrupa’da sermaye düzeni geriliyor. Ekonomik hegemonya alanlarını ve pazarlarını kaybediyorlar, ucuz hammaddeye ulaşım olanakları kısıtlanıyor, ihracat gelirleri azalıyor. Tablo 1’de Almanya’nın büyüme ve işsizlik oranlarına bakabilirsiniz. Bu sarmaldan çıkmak için savaşa gereksinimleri var. Savaş ekonomisinin sanayiyi canlandıracağını umuyorlar.
Tablo 1: Almanya’nın 2021 ve 2025 arasında yıllık büyüme ve işsizlik oranları
İşsiz kitleleri askere alarak onları kendi kirli çıkarları için istihdam etmeyi planlıyorlar.
Ama en önemlisi bu devletlerin emperyalist dünyadaki payları giderek küçüldü, bu şekilde düzeni sürdüremeyeceklerini biliyorlar. Asya’nın doğusundaki sermaye birikimi ve teknoloji gelişimi ile başa çıkamıyorlar, burada şansları kalmadı. Latin Amerika’yı ABD tekrar arka bahçesi ilan etti, burada da yerleri yok.
Avrupa sermayesine Orta Avrupa, Kafkasya ve Afrika kalıyor ve her üçünde de karşısına Rusya çıkıyor. Afrika’da esas hegemonya kurma unsurunun Çin’in sermaye ihracatı olduğunu görüyoruz. Ancak Rusya burada da askeri gücü ve operasyonları ile hegemonya değişiminde önemli bir rol oynuyor.
Trump’ın “Barış Planıyla” Ukrayna’nın kendileri dışlanarak ABD ve Rusya arasında pay edilmesini de sindiremiyorlar içlerine.
Bu nedenlerle Avrupa sermaye iktidarlarının Ukrayna’daki vekâlet savaşıyla diz çöktüremediği Rusya’ya karşı topyekûn bir savaşa hazırlandığı anlaşılıyor. ABD’nin bu savaştaki rolünü başka bir yazıda ele alalım.
Gelelim tarihin nasıl tekerrür etmeyeceğine.
Bir kere Avrupa halkları artık köylülük tarafından değil kentli işçi sınıfı tarafından belirleniyor ve bu kesim çoğunlukla savaşa karşı bulunuyor.
Tablo 1’de Almanya’daki işsizlik oranının nasıl fırladığını fark etmişsinizdir. Alman sanayisi içinde bulunduğu kriz nedeniyle büyük bir yapısal dönüşümün içinde bulunuyor ve bütün şirketler hızla işçi çıkartıyorlar.
Hem insanları işsiz ve yoksul bırakacaksın hem onları kendilerine ait olmayan bir savaşa sürükleyeceksin.
Yok öyle yağma!
Tarihin tekerrürünü önleyecek tek sınıf olarak işçi sınıfının örgütlülüğü, siyasi bilinci, sermayeden bağımsızlaşması büyük önem kazanıyor.
Bu savaşı önleyecek veya önleyemezse sermayeyi iktidardan indirerek cezalandıracak bir sınıf hareketinden bahsediyoruz.
Şimdi 8 sene önce savaşın çıkacağına inanmayan bazı okurlar Avrupa’nın tekrar bir devrim kuşağına dönebileceğine de inanmayacaktır.
Yaşayıp görelim o zaman.
Ama yaşanacakları Türkiye’de sınıfın seyredeceğini kimse beklemesin!