Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Erhan Nalçacı

Erhan Nalçacı

Pandoranın kutusu: Hindistan-ABD-Rusya ilişkileri

Üretmeden kendi pazarını şantaj unsuru haline getirerek emperyalist rekabeti sürdüremezsiniz, ABD bundan dolayı hızla geriliyor.

Yayın Tarihi: 07.11.2025 , 20:54 Güncelleme Tarihi: 08.11.2025 , 00:00

Emperyalist rekabet ilke tanımaz, bu nedenle devletlerarası ilişkilerde her an sürpriz bir değişiklikle karşılaşabilirsiniz. Kutular başka kutuları içerir ve tarih içinde bunlar arka arkaya açılır.

ABD 2011’de temel stratejisini Çin’i Pasifik’te kuşatmak ve teslim almak olarak belirleyince Hindistan çok kritik bir devlet haline gelmişti. ABD her durumda Hindistan’ı Çin’e karşı müttefik olarak tutmak istiyor, Avustralya-Japonya-Hindistan ve ABD arasında askeri işbirliği anlaşması yürürlüğe sokuluyordu. Hindistan Türkiye gibi Rusya’dan S-400 bataryası alsa bile yaptırıma uğramıyordu. Biden döneminde Başkan Yardımcılığı yapan Kamala Harris’in Hintli kökeni ister istemez bu taktiğin parçası olarak yorumlanmıştı.

Ancak bu yaz aniden yeni bir kutu açıldı. ABD Hindistan’a uyguladığı gümrük vergisini geçen Ağustos ayında birçok ürün için %25’ten %50’ye çıkardı. Nerdeyse bu oranın son günlerde Çin’e uygulanan vergiden daha yüksek oluşu şaşkınlık yarattı.

Hindistanlı şirketler içinse Hindistan’ın ABD ile ticaret hacminin 130 milyar dolar civarında olduğu düşünülürse önemli bir kayba yol açtığı anlaşılıyor.

Trump neden ilişkileri sarsacak böyle bir hamle yaptı?

Görünürdeki neden Trump’ın şantajı uluslararası ilişkilerde açık ve doğal bir araç haline getiren tavrı ile Hindistan’ın Rusya’dan petrol alımını kesmesini istemesi ve bu isteğin yerine getirilmemesiydi. Trump bu şekilde Rusya’nın Ukrayna ile savaşının finanse edildiğini düşünüyor ve Putin’i Ukrayna’da anlaşmaya ikna etmek için petrol ihracatına daha da ağır yaptırımlar getirdiği bir dönemde bu yaptırımları boşa çıkaran Hindistan’a Rusya’dan petrol ihracatını önlemeye çalışıyor.

Trump’ın Ukrayna-Rusya Savaşını sonlandırma konusundaki samimiyetine boş verip Hindistan-Rusya arasındaki petrol ticaretini yansıtan aşağıdaki grafiğe bakalım: 

Grafik 2018-2023 yılları arasında Hindistan’ın petrol ticaretini milyon dolar cinsinden gösteriyor. Koyu mavi renkteki çizgi Hindistan’ın Rusya’dan aldığı ham petrole işaret ediyor. Ukrayna savaşından sonra alınan petrol miktarının roket hızıyla arttığı izleniyor. Mavi çizgi ise Hindistan’ın Rusya’dan aldığı petrolü işleyip Avrupa ülkelerine sattığını anlatıyor.

Grafikten gördüğümüz gibi Ukrayna-Rusya Savaşı ve Batı emperyalizmi tarafından Rusya’ya uygulanan ticaret ambargolarının başlamasıyla birlikte Hindistan Rus petrolünü büyük miktarlarda alarak hem Rusya’ya bir havalanma deliği açıyor hem de bu ucuza aldığı ham petrolü işleyip Avrupa’ya satarak önemli bir gelir elde ediyor.

Hindistan %50’lik tarifeye maruz kaldığı Ağustos’tan bu yana Rusya’dan petrol alımını azaltma sinyali verse de uzmanlar henüz petrol ithalatının anlamlı ölçüde azalmadan sürdüğünü söylüyorlar.

Hindistan ile ABD’nin arasını açan bir diğer konu ise Hindistan’ın Rusya’dan silah alımına devam etmesi. Hindistan ve Sovyetler Birliği arasındaki dayanışmaya değindiğimiz şu yazıya meraklı okuyucu bakabilir. Hindistan ordusu soğuk savaş yılları boyunca Sovyet silahlarını edindi. Sovyetler Birliği çözüldükten sonra da Hindistan Rusya’dan silah temin etmeye devam etti. Bugün Hindistan’daki askeri platformların %50 kadarının Rus yapımı olduğu tahmin ediliyor. Öte yandan son 15 yıl içinde Hindistan kendi silah üretimine ve çok yönlü ilişki geliştirme hedefiyle Batıdan silah alımına yönelmesi Rusya’dan silah ihracatını seyreltmişti.

Şimdi ise Hindistan ABD’den ısmarladığı silah sözleşmelerini iptal ederken tekrar Rus silahlarına yöneldi. Örneğin, beş adet S-400 bataryasının yanında gelişkin füze sistemleri için anlaşmalar yapıldı birkaç ay içinde.

Hindistan’ın Rus silahlarına yönelmesinin başka bir nedeni de beş ay kadar önce Keşmir sorunu nedeniyle Pakistan ile yaşanan savaştaki silah performansları.

Ne yazık ki halkları birbirine düşürmeyi başaran egemen sınıflar için savaş silah tekellerinin canlı bir şovuna dönüşüyor. Pakistan ağırlıklı olarak Çin silahlarını, özelikle jetlerini kullanırken Hindistan Batı emperyalizminden temin ettiği jetlerle ve Rus hava savunma sistemleri ile savaşa dâhil oldu. Çin jetlerinin Batı uçaklarına karşı üstünlüğü ortaya çıkarken Rus hava savunma sistemi önemli başarılar elde etti.

Aslında tuhaf bir olay yaşandı: Bugünkü emperyalist hegemonya krizinde müttefik olan Çin ve Rusya çok dolaylı şekilde karşı karşıya geldiler. Yani iki farklı devlet, Çin ve Rusya silahları ile birbirlerine karşı savaştılar.

Daha önce değinmiştik, Çin kapitalizme açıldığında ABD ile birlikte Pakistan’ın arkasında dururken Sovyetler Birliği 1970’li yıllarda Pakistan-Hindistan savaşlarında Hindistan’ı yalnız bırakmamıştı.
Hindistan’ın ABD ile arasının açılmasında rol oynayan iki tuhaf olaya daha değinelim:

Pakistan ve Hindistan için birbirlerine güttükleri düşmanlık ne kadar milliyetçi ve saçma olursa olsun duygusal bir boyut taşıyor. Kendi aralarındaki savaş ve barışlara diğer ülkelerin karışmasını istemiyorlar, karışsa bile saklanıyor bu halktan.

Son Hindistan-Pakistan savaşında Trump barış anlaşmasının kendisi tarafından yapıldığını her zamanki patavatsız ve terbiyesiz haliyle dünyaya herkesten önce ilan etti. Yol açtığı politik gafın farkına varmak şöyle dursun, bir de her iki devletten Nobel Barış Ödülü’nün kendisine verilmesi için destek istedi. Pakistan bu desteği verirken Hindistan bu teklifi geri çevirdi.

Diğer olay ise tuhaf ve ayrıca ele alınmayı hak ediyor ama ABD sermaye sınıfının kendi ayağına sıktığı bir olay gibi. ABD’de yüksek teknoloji alanında çalışanlar için ki çok sayıda Hintli var aralarında, H1B olarak bilinen çalışma vizeleri 100 bin dolar gibi ödenmesi imkânsız bir miktara çıkartıldı. Ayrıca göçmen avı esnasında Hintli göçmenler de aşağılanarak sınır dışı edildiler.

Sıralanacak başka olaylar da var ancak sonuca gelirsek:

ABD’nin Hindistan’a karşı böyle davranması bir yerde Pasifikte havlu atmasıyla ilişkilendirilebilir. Zaten Venezuela ve Nijerya’ya askeri tehditte bulunması da bununla ilişkili.

ABD’nin emek ve göçmen politikaları ve sosyal kesintileri bilim ve teknoloji üretimini olumsuz yönde etkiledi ve etkilemeye devam edecek. Oysa Çin tasarruf fazlasıyla teknoloji alanında büyük bir sıçrama yaptı. Silah endüstrisi alanında rakipsiz olmaya doğru gidecek muhtemelen. Fizik, kimya gibi temel bilimlere yatırım yapmadan silah teknolojisini geliştirmezsiniz ve Çin büyük miktarda temel bilimlere yatırım yapıyor.
ABD’nin son günlerde nükleer silah kartını açması muhtemelen bu çaresizlik nedeniyle.

Üretmeden kendi pazarını şantaj unsuru haline getirerek emperyalist rekabeti sürdüremezsiniz, ABD bundan dolayı hızla geriliyor.

Umarız sonu bir emekçi ayaklanmasıyla gelecek.

Çin’in ise önlenemez yükselişi bütün devletleri tedirgin ediyor. Hindistan-Rusya yakınlaşmasının altında sermaye sınıflarının bu orta vadeli çekincesi de yatıyor olabilir.

Erhan Nalçacı 'ın Son Yazıları