Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Alpaslan Savaş

Alpaslan Savaş

Zirvede savaş hazırlığı

Bu sefer NATO’culuk Amerikan çıkarları için sadece Mehmetçiği feda etmekle sınırlı değil. Bu kez Türkiye’nin para babalarının iştahı büyük. Türkiye burjuvazisi yeni kârlı alanlara lig atlayarak yerleşmeyi hedefliyor. Bu nedenle Ankara’yı kapattılar, pek çok ilde NATO protestolarını yasakladılar, yüzlerce kişiyi gözaltına alıp onlarca kişiyi tutukladılar. NATO Zirvesi sırasında iktidarın sergilediği çılgınlık Türkiye sermaye sınıfının gözünü ne kadar kararttığının kanıtı olarak sayılmalı.

Yayın Tarihi: 08.07.2026 , 23:42 Güncelleme Tarihi: 09.07.2026 , 00:01

Macron’un sabah koşusu, Trump’ın Erdoğan’la kanka pozları, yeniçeri ritüelleri, NATO’culukta kendini kaybetmiş iktidar gazetecilerinin gerçeküstü yorumları derken Türkiye tarihine utanç vesikası olarak geçecek NATO Zirvesi sona erdi.

Zirve’nin en net sonucu, dünyanın bir savaşa doğru koşar adımlarla ilerlediğidir.

Trump’ın ikinci gün katıldığı basın toplantısında sarf ettiği sözler durumun vahametini yeterince gösteriyor. İran’la işinin bittiğini, İspanya’dan nefret ettiğini, Danimarka’dan Grönland’ı alacağını, NATO için daha az para veren ülkelere duyduğu öfkeyi, hangi liderleri sevip hangilerini sevmediğini anlatan bir küstahı dinledik. Aynı toplantıda konuşan NATO Genel Sekreteri Rutte ise Rusya’nın kendileri için bir tehdit olduğunu bir kez daha ilan etti ve savunma yatırımlarının ekonomilerini büyüteceğini söyledi.

Savaşmak istiyorlar, bu açık. Çünkü doymak nedir bilmeyen uluslararası tekeller, sanayi ve finans burjuvazisi kazançlarının ancak savaşarak katlanacağını düşünüyor.

Sadece Trump değil, AB liderleri de iki gün boyunca savaş naraları atıp durdu. Trump kadar sakil değiller belki ama açıktan savaş sanayini övüp silahlanmaya ayrılacak bütçeleri konuşuyorlar. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Layen Avrupa’yı savunmak için yeniden silahlandıklarını ve silah sanayinin Avrupa’da iyi işler yarattığını söylüyor.

Geçmişte iki dünya savaşına gözünü kırpmadan imza atmış devasa şirketlere sahip uluslararası tekellerin, savaşarak kazanma isteği daha açık nasıl ilan edilebilir ki.

Adına Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisi diyorlar. Bir savaş hazırlığıdır.

Kiminle mi savaşacaklar? Düşman mı yok! Suriye’de yapılanlara, Filistin’e, İran’a, Venezuela’ya, Ukrayna-Rusya savaşına, Küba ambargosuna bakmak yeterli. Emperyalizm için uluslararası ilişkilerde iş birliğinin değil rekabetin esas olduğu da akıldan çıkarılmamalı.

Türkiye bu savaşta asker olmaya çok istekli görünüyor. Zirve, bunun kanıtı oldu. Erdoğan için belki de tek çıkış yolu bu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, büyük ayak bağı onlar için. Milli Eğitim Bakanı’nın Kurtuluş Savaşı için “neyden kurtulmuşuz canım” demesi ve bunun zirveye denk gelmesi bu nedenle tesadüf değil. Yeni Osmanlıcılık, yayılma arzusunu içeren bir iddiadır ve emekçi halkımızın değil Türkiye burjuvazisinin çıkarlarını ifade eder.

Zirveye katılan Hollanda Genelkurmay Başkanı Eichelsheim, bu arzunun karşılığı olduğunu en açık ifade eden kişi. Türkiye’nin, AB’nin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir savunma sanayisine sahip olduğunu vurguluyor ve bu nedenle önümüzdeki dönem AB için askeri açıdan Türkiye’nin öneminin artacağını söylüyor.

NATO Genel Sekreteri de benzer görüşlere sahip. O da Türkiye’nin sahip olduğu savunma sanayi kapasitesinden övgüyle söz ediyor. Belli ki o kapasiteyi tepe tepe kullanmak istiyor.

İktidar medyası günlerdir tüm bunları “İşte Büyük Türkiye” diye sundu. Manşetleri Erdoğan ve Trump’ın el ele verdikleri fotoğraflar süslüyor.

Trump rüzgarı…

Tarihi buluşma…

Papazı anlattı…

Çantasındaki F-35…

Minab’ı unuttular demek ki. Gazze’yi de. Ya da hiç umurlarında olmadı zira Amerikancılık en büyük ikiyüzlülük.

Emperyalist kibir büyük, ona yaranma çabası aşağılayıcıdır.

Bu uğursuz örgüte, NATO’ya 1952’de girdik. Girişi hızlandıran en önemli olay 1950’de Kore’ye asker göndermemizdi. Kore’de Türk askerini ABD komutasında savaştırdılar. O zaman da utanmamışlardı.

“Düşman çok üstün bir kuvvetle karşımızda belirdiği ve onun önünden çekilmek zorunda kaldığımız zaman Türkleri muharebeye soktum. Eğer elimin altında Türk Birliği mevcud olmasaydı, bugün bütün Amerikan kıtaları imha edilmiş olacaktı.”

24 Aralık 1950 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin kahramanlık hikayesi diye manşetten verdiği bu demeç, Kore savaşının ABD’li Generali Walton Walker’e ait. Kendisi fotoğrafta Türk askerine madalya takarken görülüyor.

İşte Amerikalı generalin itiraf ettiği gibi, Amerikan askeri ölmesin diye 721 Türk askeri öldü, 171’i kayboldu, 243’ü esir oldu, 2143’ü yaralandı.

Dönemin iktidarları NATO’ya böyle kapıladılar ülkeyi. Komünizm en büyük korkularıydı. Anti-komünizm ülkeyi ABD müstemlekesi yaptı.

Şimdi ev sahipliği yaptığımız NATO Zirvesi'nin tarihe bir “savaş hazırlığı zirvesi” olarak geçeceğini düşünebiliriz. Tüm dünyayı Birinci Dünya Savaşı öncesinin siyasi, ekonomik ve askeri iklimine soktular. Savaşmak istiyorlar. Uluslararası tekellere ve burjuvaziye savaşarak kazandırmak arzusundalar.

Türkiye’nin bu zirveden ne aldığını ise sanıyorum en güzel özetleyen şey Uykusuz mizah dergisinin kapağındaki, Erdoğan’ı ellerinin üstünde havaya atıp tutan Trump’ın ve diğer liderlerin “En büyük asker bizim asker” diye bağırdıkları karikatürüdür.

Bu sefer NATO’culuk Amerikan çıkarları için sadece Mehmetçiği feda etmekle sınırlı değil. Bu kez Türkiye’nin para babalarının iştahı büyük. Türkiye burjuvazisi yeni kârlı alanlara lig atlayarak yerleşmeyi hedefliyor. Bu nedenle Ankara’yı kapattılar, pek çok ilde NATO protestolarını yasakladılar, yüzlerce kişiyi gözaltına alıp onlarca kişiyi tutukladılar. NATO Zirvesi sırasında iktidarın sergilediği çılgınlık Türkiye sermaye sınıfının gözünü ne kadar kararttığının kanıtı olarak sayılmalı.

Ülkeyi bu çılgınlıktan çıkaracak tek kuvvet, bağımsız, cumhuriyetçi ve eşitlikçi siyasi hattın toplumsallaşmasıdır. Zirve sırasında düzen siyasetinin A’dan Z’ye tüm çizgilerinin açık ya da çekingen NATO’culuğu bunun kanıtı sayılsın. Bunun diğer kanıtı da başta 5 Temmuz Pazar günü Kızılay’da olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında Amerikancılığa karşı sokağa çıkan, direnen komünistler, sosyalistler ve yurtseverlerdir.

Çünkü bizim için Amerikancılık yüz kızartıcı bir suçtur.

Ülkemizi bu suçun utancından mutlaka kurtaracağız.

Alpaslan Savaş 'ın Son Yazıları