Alpaslan Savaş
BM Genel Kurulu’ndaki zombiler
Yayın Tarihi: 24.09.2026 , 01:31 Güncelleme Tarihi: 24.09.2026 , 01:42
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
BM’nin son Genel Kurulu’nu tarihçiler insanlığın utanç vesikası olarak yazacak. New York’taki toplantıda gördüğümüz bir yanda emperyalist kibir, diğer yanda işbirlikçi çürümeydi.
Bir ülkenin başka bir ülkeye ait toprak parçasını ilhak ettiğini genel kurul kürsüsünden duyurması BM tarihinde bir ilk olsa gerek. Trump, Grönland’ın artık bir ABD toprağı olduğunu orada açıkladı.
Tıpkı Fransa’nın 1940 yazında Paris’in kapısına dayanan Nazi ordusuna kenti ‘açık şehir’ ilan etmesi gibi Grönland da açık bir ada olarak ABD’nin toprak parçasına dönüştü. Trump "Danimarka ile anlaştık" diyor. Demek ki ABD, Alman ordusunun Paris’in dünyaca ünlü bulvarı Champs-Élysées’te yaptığı geçit töreninin benzerini Trump ile BM’nin 81’inci genel kurul salonunda yapmıştır.
Anlaşmayla ya da zorla, egemenlik hakkının devridir yaşanan. Silahla ya da değil, demek ki uluslararası bir paylaşım savaşı içindeyiz.
ABD’nin Caracas baskınıyla Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini ülkeden kaçırıp tutsak almasının üzerinden bir yıl bile geçmedi. Trump kürsüden “ABD geri döndü” derken en başta bu haydutluğu referans gösteriyor.
İran’a ayar veriyor, Rusya’ya sopa gösteriyor, Çin’le her alanda mücadele edeceğini ilan ediyor. Bu kibir Trump’ın dengesiz bir kişiliğe sahip olmasından kaynaklanmıyor. Evet öyle, Trump dengesiz ve üstelik bir pedofil. Ama bu kibir, emperyalizmin kontrolsüz bir uluslararası sistem yaratmasının sonucu.
Uluslararası tekeller kontrolden çıktı. Bedelini insanlık ödüyor. Sovyetler Birliği’nin sahneden çekilişinin sonuçlarını yaşıyoruz. BM için de durum böyleydi. Bu kurum uluslararası alandaki ciddiyetini SSCB’nin varlığına borçluydu.
Bu kibre ancak öfke duyabiliriz ve anti-emperyalist mücadeleyi aynı zamanda bir insan olma ya da insan kalma mücadelesi sayabiliriz artık.
İnsanlıktan çıkan çürüyor. Üstelik toprağa karışıp yok olmuyor, öylece etrafa sürekli ağır kokular salıyor. Tıpkı bir zombi gibi.
BM genel kurulunda sadece emperyalist kibri değil, çürümenin ne kadar ilerlediğini de gördük. Birkaç dakika önce kendileri dahil tüm dünyaya ayar veren adamın elini sıkmak için kuyruğa giren liderlerin tuhaflıklarına pes dedik. Kötülük üreten bir düzenin, şeref, onur, bağımsızlık gibi herhangi bir değere sahip olmayan temsilcileri onlar. BM Genel Kurulu’nun zombileriydiler.
Aralarında en zavallısıydı Delcy Rodriguez. Temsil ettiği ülkenin devlet başkanını kaçırıp tutsak eden ABD başkanıyla birlikte zafer işareti yaparak poz verebilecek kadar alçalabildi.
Bu uluslararası kepazelikten sadece utanmak gerekir.
Peki bu kepazelik içinde Erdoğan’ın Filistin’deki soykırıma işaret ederek İsrail’i hedef alan sert konuşması durumu az da olsa kurtarmaz mı?
Lafla peynir gemisi yürümüyor.
ABD ve İsrail’in ortak çıkarları Türkiye dış politikasının kamuoyundan saklamak zorunda olduğu gerçekleri içeriyor. O gerçeklerin başında, hem ABD’nin sıkı dostu olup hem soykırımcı İsrail’in bölgedeki genişlemesini engelleme iddiasına sahip olmak mümkün değildir.