Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Alpaslan Savaş

Alpaslan Savaş

Erdemli’den Gazze’ye

“Ortaya çıkarken tüm insanlığa eşitlik, özgürlük ve adalet vaat eden bu sistem, iki yüz yıl sonra sözde modern çağını yaşarken, ortadan kaldırdığı eski düzenin ruhuna bürünmüş durumda. Kapitalizm artık bir yeni feodalitedir. ABD bu yeni feodalitenin engizisyonu, İsrail celladıdır.”

Yayın Tarihi: 08.10.2025 , 23:29 Güncelleme Tarihi: 09.10.2025 , 00:00

Mersin Erdemli’de domates toplayacakları tarlaya götürülen tarım işçileri, içine tıka basa doluşturuldukları minibüsle şarampolden aşağıya yuvarlandı. İşçilerden dördü orada can verdi. Yaralananlar oldu, birinin durumu hâlâ ağır.

Yaşları on altıyla altmış beş arasında değişiyor. Kimisi okuluna gitmek, kimisi emekli olup torun sevmek yerine sabahın kör vaktinde, belki öncesinde başka tarım işçilerini sayısız kez başka domates tarlalarına taşıyan minibüsün içindeydiler.

İş kaynaklı ölümlerin kaza olmadığını zaten biliyoruz ama bunun hiç olmadığı hemen anlaşıldı. Minibüsü kullanan henüz on dokuz yaşındaydı ve ehliyeti bile yoktu. Taşıdığı yolcularla birlikte belki o da domates toplayacaktı, kim bilir? Araç virajı alamayıp on metrelik uçurumdan yuvarlandığında önce ‘hızdandır’ diye düşünüldü, ne de olsa şoför tecrübesiz ve ehliyetsizdi. Sonra tıpkı şoför gibi aracın da ehliyetsiz olduğu ortaya çıktı. Minibüs, tekerini döndüren mili yerinden çıkacak kadar bakımsızdı.

Tesadüf olsa gerek, birkaç gün sonra Ankara’da, tarımda çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik proje kapsamında ILO ve Çalışma Bakanlığı’nın ortaklaşa düzenleyeceği bir toplantı var. Ankara’da bürokratlar, uluslararası “bilir kişiler”, sosyal taraf diye adlandırılan tarım tekellerinin temsilcileri ve sendikacılar, herkes bir araya gelip tarım işçiliğinde çocukları konuşacak, uluslararası normlardan, Türkiye’nin mevzuatta kaydettiği ilerlemeden söz edip, asıl meselenin ailelerin bilinçlendirilmesi olduğundan dem vuracaklar.

Sonra… Belki başka bir kentte ehliyetsiz bir tarım işçisinin kullandığı hurdadan hallice başka bir minibüsün şarampolün altında kağıt gibi buruşmuş halde altyazılı yeni fotoğrafları yayınlanacak.

Hakkını yemeyelim, konuya Cumhurbaşkanlığı da eğiliyor bir süredir. Geçtiğimiz yıl büyük övgüler eşliğinde yayınlanan “Cumhurbaşkanlığı Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi”nin sorunu her boyutuyla ele aldığı öne sürülmüş, mevsimlik tarım işçilerinin koşullarında önemli iyileşmelere vesile olacağı söylenmişti.

Neye yaradı bu genelge?

Neye yarayacaktı ki! İSİG Meclisi verilerine göre genelgenin yayınlandığı yıl tarım ve ormancılık işkolunda toplam 326 emekçi yaşamını yitirmiş. Ölenlerin bir bölümü orman işçisi, bir bölümü mevsimlik tarım işçisi, bir bölümü de çiftçi.

Ucuza çalışanı veya görece yüksek ücretlisi, sigortalı olanı güvencesizi, masa başında kafa patlatanı kolunun kuvvetiyle ekmeğini kazananı, makine başında, inşaat tepesinde, kim olursa olsun, nerede çalışırsa çalışsın, iş cinayetleri bu düzenin çözemeyeceği sorundur artık. Sadece bizim ülkemizde değil, tüm dünyada vazgeçti kapitalizm artık güvenli işten. İnsan yaşamı üretilen mal ve hizmetten değersiz görüldüğü, çılgınca maliyet düşürme çabası patronların hayvani güdüsü haline geldiği için ölüyor işçiler.

Abartıyor muyuz?

Hiç değil.

Dünya üzerinde yaklaşık üç milyon işçi her yıl, iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Tahminlere göre dünya çapında 395 milyon işçi bu kazalarda yaralanıyor, ölüm tehlikesi atlatıyor ya da sakat kalıyor. Veriler kapitalist restorasyonun önemli örgütlerinden olan ILO’ya ait..

Modern çağ kapitalizminin modern çalışma düzeni böyle. Ya da hak eden tanımayla barbarlık!

Kapitalizm emekçileri ve yoksulları sadece sömürmüyor, başka başka biçimlerde kitlesel olarak yok ediyor. Şu günlerde en çok Gazze’yi konuşuyoruz. Soykırıma dönen istilayı, kapitalist merkezlerin uzun süren sessizliğini, ortada bir Filistin kalmayınca dökülen timsah gözyaşlarını… Terörün soykırıma dönüştüğü Gazze’de son iki yıl içinde 154’ü çocuk 460 Filistinli açlıktan hayatını kaybetmiş. 67 bin 139 Filistinli Gazze’ye atılan bombalarla ya da İsrail askerlerinin kurşunlarıyla öldürülmüş. 169 bin 430 Filistinli bu saldırılarda yaralanmış. Yerle bir edilmiş Gazze sokaklarında enkaz altında binlerce ölü daha olduğu tahmin ediliyor.

Geçtiğimiz gün soL’da bu bilgilerin yer aldığı infografiğe bakarken farkında olmadan sıktığınız yumruk, avucunuzun içini patlatacak gibi acıtıyor olmalı.

İnsanlık kapitalizmin vahşi sömürüye dayalı çalışma rejimine, acımasız uluslararası hiyerarşisine, emperyalist barbarlığına tanıklık ediyor. Sermaye sınıfı geçtiğimiz yüz yıl boyunca defalarca test etti bu barbarlığı. Birinci savaşta işçi sınıfından ve köylülerden milyonlarca yoksulu, zengin sınıfların kendi arasındaki kıyasıya rekabet için Avrupa’dan Asya’ya birbirine soktu. Onları silahlarından çıkan kurşunlarla değilse açlıktan ya da susuzluktan, soğuktan ya da sıcaktan, hastalıktan ya da yorgunluktan kırarak öldürdü. Savaşın ikincisinde faşizme bulandılar. İnsanlığa toplama kamplarını, gettoları, gaz odalarındaki dehşeti yaşattılar. Atom bombasının yok ediciliğine tanık ettiler. İki büyük savaşın ardından soğuk savaşı, bölgesel savaşları, sürekli siyasi ve ekonomik krizleri, işsizliği ve açlığı dayattılar. Eşitsizliği mutlaklaştırdılar. Bir avuç sömürücü olarak kendi zenginliklerini kesintisiz büyütüp, geriye kalan emekçiler için yoksulluğu istisna olmaktan çıkarttılar. Testi bitirdi sermaye sınıfı, artık hepsi kapitalizm için kalıcıdır.

Ortaya çıkarken insanlığa eşitlik, özgürlük ve adalet vaat eden bu sistem, iki yüz yıl sonra modern çağını yaşarken, ortadan kaldırdığı eski düzenin ruhuna bürünmüş durumda. Kapitalizm artık bir yeni feodalitedir. ABD bu yeni feodalitenin engizisyonu, İsrail celladıdır.

Şimdi Mersin Erdemli’den Gazze’ye, Washington’dan Şam’a, herhangi bir coğrafyadaki insanlığa herhangi bir gelecek vaat edemeyen bir kapitalizm var elimizde.

Ama unutmayalım, aynı zamanda insanlık geçtiğimiz yüzyılı bu barbarlığa direnerek geçirdi. Önceki yüz yılın açılışını birinci emperyalist savaşın yıkımı değil, onun küllerinden doğan Ekim Devrimi ve işçi sınıfının iktidarı yaptı. İşçi sınıfının görkemli ayağa kalkışları insanlığın bu barbarlığa mahkûm olmadığının kanıtıydı. Yirminci yüzyıla işçilerin iktidarda olduğu Sovyetler Birliği eşlik etti. Kapitalist barbarlık durmadı belki ama pek çok kez, geri adım atmak zorunda kaldı. Kapitalist ülkelerin işçi sınıflarının kazanımları bu görkemli direnişin eseri oldu.

Yine olacak. Gerçekleşmeyecek bir umut, boş bir hamaset değil bu. Mecburuz da ondan. Bu barbarlık insanlığı yok etmeden ondan kurtulmak zorundayız çünkü.

Alpaslan Savaş 'ın Son Yazıları