Değişim Bizim İşimiz! GAMZE ERBİL

12/11/2008 Çarşamba
Değişim Bizim İşimiz! GAMZE ERBİL

ABD seçimleri sonuçlandı.

Değişim gerçekten olacak mı, olmayacak mı? Olursa bu olan değişim ne anlama gelecek? Dünya yeni bir yola giriyor mu?

Popüler sorular...

Bunlara kestirme, kanıtlara dayalı, ya da belirsizlik ve soru işaretlerini ortaya koyan yanıtlar verebiliriz. Sağlam ya da riskli öngörüler ortaya koyabiliriz.

Ama bugünkü mücadelemiz açısından bir değişim olmaz. Bir anlamı olmaz...

***

Diğer yandan, Obama'nın seçilmesiyle birlikte bir değişim oldu bile. Öngörülerimiz ne olursa olsun, bu adamın seçilmesinin ABD'de ve dünyanın farklı coğrafyalarında "kitleler" üzerindeki etkisini yok saymak mümkün değil. Türkiye'ye bakalım: İstanbul'da otobüse binmeniz yeterli bu etkiyi gözlemek için.

İşte bu önemli ve bugünkü mücadelemiz açısından bir değişim anlamına geliyor.

Kitlesel düzeydeki "değişim" coşkusu, isterseniz yanılsaması deyin önemli ve değerlendirilmesi gereken bir işarettir. 2000'li yıllarda, emperyalizm ister olanakları elvermedi diye düşünelim, ister çok da önemsemedi diye bu kitleleri fazlaca ihmal etti. Savaşlar ve saldırgan politikaların çıplak bir şekilde dayatılması bir süredir sistemin dışına kürekle adam yığılmasına neden oldu. Sol alternatifin güçlenememesine karşın - özel örnekleri dışarıda bırakarak devam ediyorum - bu kadar fazla hoşnutsuzluk sistem için tolere edilebilir değildir.

Amerika Birleşik Devletleri'nin kendi içindeki sorunlar ve onlara üretilebilecek çözümler bir yana...

Dünyada Bush döneminden bıkmış, yılmış, öfkelenmiş, nefret etmiş... çok sayıda insan, yeni döneme merakla bakıyor. Yılgın, öfkeli, bıkkın vs. olmalarından bir şey çıkmadı, çıkan şey paralizasyon, depolitizasyon, demoralizasyondur. Sol alternatif güçlenemedi dedik.

Yeni durumda bu değişim dalgasına "binmekten" bahsetmiyorum. Ama emperyalizm elindeki kıt olanaklarla bir kez daha bir "yanılsama" yaratma çabasına giriyorsa, burada bizi davet eden birşeyler olduğunu görmek gerekiyor.

Değişim deyince hoplayan, Obama seçildikten sonra heyecanlanan, - evet maalesef yine/hâlâ - "bir şeyler bekleyen" birilerine "başka birşeyleri anlatmak" gerekiyor.

***

Sol içindeki Obamacı yanılsamaları bir yana bırakalım. Onların tedavisi için zaman gerek. Belki yüz yıllar...

İçimizdeki "belirsizlik var, karşı tarafın hangi adımları atacağını iyi anlamak gerekir" arayışına "belirsizlik yok, birşey değişmeyecek" kestirmeciliğiyle yanıt vermeyelim. Ama bu arayışımızı dizginleyelim, terbiye edelim. Evet, belirsizlik var, ama elimizde "atılmış adımlar" da var. Ve ayrıca zaten tam da bu belirsizlik nedeniyle karşı tarafın da "bundan sonraki adımları iyi anlaşılamaz." Ki bizim zaten en belirli zamanlarda bile karşı tarafı anlama çabamız kendi mücadelemizi onun karşısına koyarak, atılan adımlara yanıt geliştirerek sürdürülmek zorunda.

Hem dönemsel, hem yöntemsel olarak netleştirmemizde yarar var: Obama'yı anlamak, değişimi yorumlamak... İşimiz bu değil.

***

Obama'nın seçilmesi Türkiye siyasetini nasıl etkiler acaba? Önemsiz diyebilir misiniz? Ama bu kritik dönemde bizim mücadelemiz Türkiye siyasetini nasıl etkiler acaba? sorusunu öne koymak daha önemli değil mi?

Bu soruyu, hızlı sormak, hızla yanıt yetiştirmek gerekiyor. Hadi işlevi aşkına bir "öngörüyle" bitirelim: Yukarıda bahsedilen paralizasyon, depolitizasyon, demoralizasyon döneminin daha ağır bir versiyonu çok uzak bir ihtimal olmayabilir.

ÖNCEKİ YAZILARI

Murat Belge tamamen “duygusal” 10/02/2011 Perşembe
Veda yazısı… 30/12/2010 Perşembe
Savunma konsepti 11/11/2010 Perşembe
Takvimdeki ABD 04/11/2010 Perşembe
‘Ya tutarsa…’ diplomasisi 10/06/2010 Perşembe
N’oldu van minüt? 15/04/2010 Perşembe
Kırgızistan’da bir şey oldu 08/04/2010 Perşembe
Afganistan yazısı… 18/03/2010 Perşembe