Soma’da cinayeti gördük

21/05/2014 Çarşamba
Soma’da cinayeti gördük

Bizim Başbakan’ın, hatta herhangi bir başbakanın böyle şeyler yapacağına inanmıyorum. Görüntülü, sesli ortaya konulsa bile ben inanmam.

Neymiş, kaçmış, markete sığınmış.

Niye sığınsın? Markete gidemez mi bir başbakan? Bunun adı sığınma mı olur?

Taner Kurucan adlı bir müşteriyi tokatlamış.

“Gel lan buraya, terbiyesizlik yapma, bu ülkenin başbakanına yuh çekersen tokadı yersin” demiş.

Zaten tokatlanan genç de korku içinde. O bile inanmıyor tokat yediğine “başbakan bana istemeden tokat vurdu!” diyebildi.

Yusuf adlı Başbakanlık Müşaviri de aynı sırada, iki özel timin yere yatırıp sürüklediği vatandaşı tekmeliyormuş.

İnanmam. Bu tür davranışlar vandallıktır, serseriliktir, tinerciliktir, lumpenliktir. Ne Başbakan, ne müşaviri ne yanındaki diğer zevat bunu yapar mı?

Bunların hepsi montajdır, dublajdır, dış güçlerle bağlantılı, Türkiye‘nin, hükümetin istikrarına yönelik, milli ve dini idareye, sandığa ve sandıkçı Başbakan’a yöneliktir.

Aslında burada da bir darbe girişimi var.

Bu hareketlerin altında Başbakan’a suikast timi bile çıkabilir.

MİT’e kesin bu tür ihbarlar yapılmıştır. Gizli tanıklar vardır.

12 yıldır vatandaşına karşı sevgi ve ilgide kusur etmeyen başbakan şimdi niye böyle şeyler yapsın? “Hükümet istifa, katil Başbakan” ilk defa söylenmiyor ki? Niye vatandaşı tokatlasın?

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik açıkladı işte. Bakanlık filan yapmış kocaman adam yalan mı söyleyecek?

“Başbakan müşavirinin arabasına zarar verdiler. Linç edeceklermiş, o da kendini savundu”diyor.

“Ama fotoğraflarla belgelendi” diye soruluyor. Buna yanıt vermek zor ama Çelik zoru başarıyor “Bir tek fotoğraf karesinden yola çıkarak gerçeği saptamak mümkün değil.”

Bence de. Öyle 1-2 fotoğraf karesi yetmez. Birkaç saatlik bir televizyon belgesel dizisi olması halinde belki iktidar ve çevresi suçlanabilir.
Bravo Hüseyin Çelik’e. Bülent Arınç’ın bile pabucunu dama attı. Başbakan’ın vatandaşı tokatladığı görüntünün de net olmadığını anlatıyor.
Net olsa bile öyle 1-2 kare yetmez.

Müşavir doktor raporu bile almış. Aslında Başbakan da birkaç günlük “iş göremez” raporu alsaydı keşke. Adam tekmelemiş rapor alıyor. Tokat atan el daha hassas, rapora daha uygun.

İnandırıcı olmasa bile resmi rakamlara göre 301 madenci yaşamını yitirdi. İşletmenin patronu Alp Gürkan, birkaç yöneticisiyle günler sonra açıklama yapıyor.” Olayın nedenini biz de bilmiyoruz. Anlamadık. Trafo patlaması değil. Kömür kızışması olmuş. Nasıl olmuş anlamadık. İhmalimiz yok.

“Patrona bak, olayın nedenini bilmiyor, ihmalimiz yok “ diyor.

Kimin ihmali var?

Tabii, tabii, ihmal Çağdaş Hukukçular Derneği’nin. Onun Başkanı, üyesi olan avukatların. İhmalin sorumlusu ve suçlusu katillerin ortaya çıkmasını isteyen protestocu halk.

Aslında bir tek Başbakan biliyor bu devlet cinayetinin nedenini, açıkladı. ”Bu meslek böyle, dünyanın her tarafında oluyor, fıtrat, mıtrat” dedi. Bir de vatandaş tokatladı. Demek ki o tokatladığı kişinin de bu cinayette sorumluluğu var. Başbakan’dan daha iyi bilemeyiz ki.

Kaza ve ölümler nedeniyle Soma karanlığa gömülmüş. Yurt çapında insanlar dayanışmaya, çaresiz insanların elini tutmaya geliyor.

Ancak Soma’da polis terör estiriyor. Kente girişler yasaklanıyor. Avukatlar, gençler gözaltına alınıyor. Gerçeği sunmaya çalışan gazetecilere saldırılıyor.

Ne oluyor Vali?

Ne oluyor İçişleri Bakanı? Ne oluyor Başbakan?

Sıkıyönetim mi ilan edildi? Darbe mi oldu?

Soma olayında da görüldü ki, sermayenin kar hırsı, iktidarın emek düşmanlığı birleşmişti. Maden işletmesi iktidar tarafından birilerine verilmiş, özelleştirilmiş, birlikte para kazanıyorlar. “kazan-kazan” yöntemi yani.

“Birlikte kazanalım. İşçi mi? Ne hali varsa görsün” anlayışı bu.

Cinayetin sorumlusu ortaya çıkmayacak. Bunu iktidar çevreleri engelleyecek. Çünkü parmak izleri onları gösteriyor. Birkaç kişi göstermelik olara gözaltına alınacak. Onların bazıları zaten bekçi, şantiye şefi gibi çok ilgili olmayan birileri olacak.

Sonra iş tavsayacak, unutturulacak.

Roboski cinayeti konuşuluyor mu, sorumlu aranıyor mu?

Bu arada Reza Zarraf’ın yurt dışına çıkış yasağı da kaldırıldı.

Hep böyle oluyor.

ÖNCEKİ YAZILARI