Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Sinan Sönmez

Sinan Sönmez

Paketlenen demokratik haklar ve özgürlükler

Kapitalizmin özündeki sömürü ve ayrımcılığın faşizmi doğuran temeli oluşturduğu da çok iyi bilinmekte. Führer, Duçe ve benzerlerinin, taklitçilerinin kapitalist-emperyalist sistemin farklı versiyon ve uygulamalarından filizlendiği yadsınamaz bir gerçektir.

Yayın Tarihi: 05.10.2026 , 23:31 Güncelleme Tarihi: 06.10.2026 , 00:02

Günümüzde ülkemizin bir fotoğrafı çekilirse hemen hemen her gün gözaltılar, tutuklamalar, kadın cinayetleri, uyuşturucu çeteleri, çocukların tetikçi olarak kullanımı, silahlı çatışmalar ön plana çıkıyor. Geçmişte yurtdışında ders verdiğim bir dönemde üniversite yerleşkesindeki lojmanı paylaştığım akademisyen arkadaşımın Türkiye’nin Avrupa’dan suçlular ülkesi olarak görüldüğünü belirtmesini abartılı bulmuştum. Ya şimdi ne diyebilirim? Üstelik tablo daha da vahim ve karmaşık bir duruma gelmiş bulunuyor. Futbol dünyasındaki skandallar zinciri bir yana gündemdeki çok boyutlu finansal skandal, CHP-Yeni Parti’den AKP’ye önü alınamayan belediye başkanı ve meclis üyelerinin göçü, milletvekili transferleri, “Açılım” rüzgârı(!) ve bu çerçeveye sığdırılacak uyumlu politika ve yeni anayasa tartışmaları… MESEM ve çocuk işçiliği, iş cinayetleri ve genelde kurumlardaki erozyon… Tüm bu olumsuzlukların giderilmesinde ilk ve en önemli adımın demokrasinin korunması ve geliştirilmesi olduğu açıktır. Bu noktada yönümüzü Türkiye dışına çevirelim.

Dünya genelinde demokratik haklar ve özgürlüklerin yaşadığımız dönemde otokratik ve otokrasiye evrilen yönetimlerde tahrip edildiği ve/veya bu doğrultuda politika uygulandığı bir gerçek. ABD’de Trump yönetiminin çizgisi ve uygulamaları, Latin Amerika’da birkaç ülke dışında -aşırı- sağın iktidara gelmesiyle birlikte otoriterleşmenin somutlaşması söz konusu. Avrupa’da aşırı sağın çok ciddi bir risk olmanın ötesinde iktidar yürüyüşü somutlaşmakta. Örneğin gelecek yıl 18 Nisan’da ilk tur, 2 Mayıs’ta ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak Fransa’da ırkçı aşırı sağda başkanlık için adaylığını açıklayan birkaç isim var. Ortak söylemlerine karşın babasından devraldığı bayrağı ellerinde tutan Marine Le Pen en önemli ve dikkate alınması gereken aday. Irkçı ve aşırı sağcı söyleme sıkı sıkıya sarılan Le Pen ve partisi RN (Rassemblement National- Ulusal Birlik) anayasayı değiştireceklerini açıkça beyan etmektedir. Aşırı sağcıları diğer sağın bir bölümü de desteklemekte ve anayasa değişikliğinin gerekli olduğunu ileri sürmektedir. Ne yönde mi? Demokratik haklar ve özgürlükleri kuşa çevirecek yeni bir faşizan anayasayı yürürlüğe koyarak! Demokrasiyi savunan çevreler “ülkenin gerçek bir anayasal darbeyle” karşı karşıya kalacağını vurguluyor. Yakın geçmişe dönüldüğünde 2022’deki başkanlık seçimlerinde Marine Le Pen ve partisi anayasal kısıtlar, “yargıçlar yönetimi” ve Avrupa normlarının önceliğinden şikayetçi olarak eleştirilerini sıralamış ve anayasal değişikliği gerekliliğini gündeme taşımıştı.

Bu konuda Le Monde gazetesi editörlerinden Philippe Bernard’ın geçtiğimiz 3 Ekim tarihindeki yazısından bir bölümü aktarmak istiyorum: “… tehdit altındayken ‘hukuk devleti’nin -yani yasa önünde eşitlik, yargı bağımsızlığı, kamu yönetiminin yasaya tabi olması- uygulanması kolay değildir”. Editörün Danıştay ve Yargıtay’da avukatlık yapan Patrice Spinasi’nın önemli kitabından (Menaces sur l’Etat de Droit-Hukuk Devletine Tehdit, 2025) yaptığı alıntıda “Böyle bir toplumda keyfi olarak gözaltına alınabilirsiniz, her an polis evinize girer, mahkemeler verilen emir üzerine masumları mahkûm eder, basın hükümet tarafından denetim altına alınır, muhalifler susturulur veya tutuklanır, otoriter rejimde güçlünün hükmü geçerliyken bireysel haklar artık güvencede değildir” vurgusu yapılıyor.

Philippe Bernard kapıdaki tehlikeyi işaret ederek uyarıda bulunuyor: “Tüm azınlıklara -siyasi, etnik, cinsel- karşı ayrımcı bir politika getirecek göçmen karşıtı demagojinin arkasında ‘Hukuk Devleti’ne olan saldırı bireysel haklar ve özgürlükleri tehdit etmektedir. Koruma ve uyarı organlarının1 zayıflaması, en güçlülerin çıkarı doğrultusunda eşitliğin tahrip edilmesi, fişleme ve kontrolsüz gözetim, gösteri hakkının, bilgi edinme ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması, muhaliflere baskı, vd. Bizi bekleyenin ne olduğunu görmek için tüm yetkileri elinde toplayan Donald Trump’ın ABD’yi ne duruma getirdiğini dikkate almak yeterli gözükmektedir”.

Editörün kaleme aldığı Fransa’ya ilişkin uyarı niteliğindeki saptamalar dünyada giderek yükselen otoriterleşme ve neo-faşizme karşı risk altındaki diğer ülkeleri de kapsamaktadır. Buraya kısa bir not eklemek isterim: Kapitalizmin özündeki sömürü ve ayrımcılığın faşizmi doğuran temeli oluşturduğu da çok iyi bilinmekte. Führer, Duçe ve benzerlerinin, taklitçilerinin kapitalist-emperyalist sistemin farklı versiyon ve uygulamalarından filizlendiği yadsınamaz bir gerçektir.

  • 1

    Kamu yararını korumak için usulsüzlükleri raporlayan organlar, kurumlar

Yazarın Son Yazıları