Sinan Sönmez
NATO ve Gladyo
Yayın Tarihi: 29.06.2026 , 23:32 Güncelleme Tarihi: 30.06.2026 , 11:13
NATO’nun Gladyo ile bağlantısına ilişkin çok sayıda belgenin var olduğu biliniyor. NATO’nun Ankara’daki toplantısının anlaşılmaz tutuklamalar ortamında yapılması, yasaklamalarla kuşatılan başkentte ve üstelik yasaklar bölgesinde adeta kuşatılmış sakinler arasında bulunmamız nedeniyle alınan akla ziyan kararlar fazlaca canımızı sıkıyor. Bu nedenle NATO’ya ve ülkedeki yöneticilere kızgınlık daha da artıyor! Bireysel ruh sıkıntısını bir kenara bırakarak gelelim NATO ile Gladyo bağlantısına…
Özgün İtalyanca adıyla Gladio (kılıç), İngilizce Stay Behind’ın dilimizdeki karşılığı “geride dur veya arkada kal”dır. Her iki sıfat örgütün niteliğini, üstlendiği görevi yansıtmaktadır. Karanlıkta kalarak illegal faaliyetlerini sürdüren örgüt keskin kılıç gibi kullanılmaktadır. Nitekim komünizmle mücadele için kurulmuş örgütün NATO üyelerinin yanısıra diğer Avrupa ülkelerinde de suikast, bombalama, terörist eylem gibi bir dizi kanlı, kirli operasyonlarda faaliyette bulunduğu kayıtlara geçmiştir. Gladyo’nun NATO ile bağlantısını kurmak için 2. Dünya Savaşı ertesinde SSCB’ye karşı CIA ve İngiliz istihbarat örgütü MI6’ın inisiyatifiyle, bizzat NATO tarafından kurulduğunu dikkate almak gereklidir.
3 Ağustos 1990’da İtalya’da başbakan Giulio Andreotti Senato’daki konuşmasında kendi ülkesinde ve Batı Avrupa’da bizzat NATO tarafından kurulmuş olan Gladyo’nun varlığını gözler önüne sermiştir. Dönem itibariyle NATO’ya üye 13 Avrupa ülkesinde (Türkiye dahil) değil Avrupa’da yer alan 6 tarafsız ülkede de Gladyo’nun faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıkmıştır. Gladyo tarafından her ülkede bağlantılı veya paralel örgütler kurularak casusluk, sabotaj benzeri eylemler gerçekleştirilmiş ve kullanılmak üzere gönüllü ve/veya parayla kişiler görevlendirilmiştir. Organize edilenlerin ortak özellikleri anti-komünist ve aşırı sağcı olmalarıdır. 1990’da Alman RTL televizyon kanalı Gladyo’ya odaklandığı programda Alman Gladyosu’nda eski Nazi SS mensuplarının yer aldığını açıklayarak kamuoyunu sarsmıştır. Gladyo örgütünde yer alanlar arasında Gestapo mensubu Alman Nazi subayı ve Fransa’da Lyon kasabı olarak bilinen Klaus Barbie, İtalyan neo-faşist Avantguardia Nazionale örgütü kurucusu Stafano Delle Chiale, Fransa ordusunda subay olmanın ötesinde anti-komünist kimliğiyle bilinen, Hindiçin, Kore ve Cezayir’in bağımsızlık savaşına karşı savaşmış, ırkçı ve faşist örgüt olan OAS’in kurucuları arasında yer alan ve 1944-1982 döneminde faaliyeti sürdüren SDECE (Fransız Dış İstihbarat ve Karşı Casusluk örgütü) görevlisi Yves Guerin-Serac ve Abdullah Çatlı ilk akla gelen isimler olarak yabancı yayınlarda yer almaktadır.
Her ülkedeki Gladyo örgütleri yalnızca örgütün kurucuları ve hamileri olan CIA ve MI6 ile bağlantılı olmayıp kendi aralarında da ilişkiye geçmektedir. 1953’te kurulmuş Müttefik Gizli Komitesi’nde (ACC) düzenli yapılan toplantıların arkasında NATO bulunmaktadır. Yerel örgütler arasında Fransa’da Rose des Vents, Portekiz’de Aginter Press, Danimarka’da Absalon, Türkiye’de Kontrgerilla vd., sıralanmaktadır. Örgüt üyelerinin yalnızca kendi ülkelerinde değil diğer coğrafyalarda da ihtiyaç durumunda eyleme geçebildiği belirtilmektedir. Avrupa'da binlerce gizlenmiş silah ve mühimmat yığınağı söz konusudur. Almanya'da Ekim 1981'de ormancılar 33 yığınak bulmuştur. Yunanistan'da tahmini sayı 800 dolayındadır. Nasıl ve ne tür eyleme geçileceği konusunda FM 30-31B sayılı Sahra El Kitabı veya Talimatnamesinin yol gösterici olduğu ortaya çıkmıştır. Belgede Pentagon’un sosyalist, komünist veya “NATO çıkarları karşıtı” olarak algıladığı kişi ya da güçlere karşılık verilmesi gerektiği, bu bağlamda “eğer dost ülke istihbarat birimleri tehlikeyi görmüyor, algılamıyorsa o zaman özel harekat birimlerini devreye sokarak onları uyandırmak gerekir” denilmektedir. Bu belge ülkemizde 1970’te ortaya çıkarılmıştır. ABD’li sorumlu yetkililer inkâr yoluna gitmişlerdir çünkü belgedeki talimatlarda bombalama, cinayet, işkence, terörizm ve seçim hilelerine yeşil ışık yakılmaktadır! Talimatta aşırı sol örgütlere sızarak provokasyon yapılması ve müdahale için uygun koşulların bir araya getirilmesine de yer verilmektedir. Askeri darbelerin tipik örnekleri olarak iki komşu ülke olan Yunanistan’da 21 Nisan 1967’de Albaylar Cuntasının iktidarı ele geçirmesi, Türkiye’de önce tezgahlanan kanlı kaotik ortam ve ardından 12 Eylül 1980’de generallerin yaptığı darbe ve kurulan otoriter rejim iyi bilinmektedir. Gladyo’nun arkasındaki güç olan CIA’nın tezgahladığı Şili’deki kanlı darbe ve kurulan faşist rejim belleklerdedir. 1970’li yıllarda Şili’nin yanısıra CIA’nın Arjantin, Brezilya, Bolivya ve Paraguay, Uruguay, Ekvator ve Peru başta olmak üzere Latin Amerika dünyasını kapsayan aşırı sağı iktidara getirmek için tasarlayıp yürürlüğe koyduğu Condor Planı bir dizi askeri darbeye yol açmıştır.
NATO ve Gladyo konusunda açık kaynaklardan erişilen bilgilere yer vermeyi ilerleyen haftalarda sürdüreceğiz. Sözü Prof. Daniele Ganser’e bırakalım:
"Beyaz Saray’ın strateji anlayışında savaşın 1945’te sona ermediği açıkça anlaşılmaktadır. Çatışmanın istihbarat örgütleri tarafından gizli ve sessiz biçimde yürütüldüğü koşullarda örgütler ayrıcalıklı bir araç konumunda bulunmaktadır”.1 Yazar değerli çalışmasında soğuk savaş dönemini yansıtsa da değerlendirmesi eksik kalmaktadır. ABD soğuk savaş olarak nitelendirilen yıllarda ve sonrasında doğrudan ve NATO grubunda birtakım üyelerle birlikte diğer ülkelere yalnızca dolaylı olarak değil doğrudan hava, deniz ve karadan askeri müdahalede bulunmuş ve siyasi yönetimleri devirmiştir.
- 1
D. Ganser, Les armees secretes de l’OTAN: reseaux stay-behind, Gladio, et terorisme en Europe de l’Ouest, Demi-Lune, 2007, s. 88.