Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Erhan Nalçacı

Erhan Nalçacı

Trump neden Nijerya’yı askeri müdahale ile tehdit etti?

ABD’yi ise müdahaleye itecek esas unsurun bu büyük zenginliklere sahip ülkenin emperyalist hegemonya krizinde Çin’e kaptırılmış olması.

Yayın Tarihi: 14.11.2025 , 21:30 Güncelleme Tarihi: 15.11.2025 , 00:00

Venezuela’yı fiili olarak tehdit eden Trump Karayipler’e uçak gemisinin de içinde olduğu donanmayı ve 16 bin civarındaki deniz piyadesini yığdı. Gerekçe olarak ileri sürdüğü uyuşturucu ticaretinin saçmalığını geçenlerde ele almıştık

Kısa bir süre önce ise Trump benzer bir saçmalıkla Nijerya’yı tehdit etti ve Pentagon’dan üç aşamalı bir askeri müdahale planı hazırlanmasını istedi.

Sebep?

Aslında bir din devleti gibi davranan ABD için çok tuhaf sayılmayabilir. Nijerya’da Hıristiyanlar öldürülüyormuş, bir Hıristiyan katliamı varmış, kiliseler yıkılıyormuş.

Bu iddianın karar verilmiş bir propagandanın ürünü olduğu anlaşılıyor. İsrail yanlısı Cumhuriyetçi Parti çevrelerinden senatör Ted Cruz gibi tanınmış kişilerin başlattığı propaganda internet robotları tarafından yayıldı ve ABD’de Evanjelikler arasında bir taban kazanmış gözüküyor.

Trump’ın tehdidinin bu kampanyanın bir parçası olduğu anlaşılıyor.

Oysa Nijerya’da birçok toplumsal çelişki içinde en önemlisi din savaşı gibi durmuyor. Daha kurak ve yoksul olan kuzeyde IŞİD’in devamcısı olan Boko Haram örgütü 2009 sonrası bölgede birçok kör terör saldırısı gerçekleştirdi, ama Hıristiyanlardan çok Müslümanları öldürdü. Boko Haram’ın ABD tarafından yönlendirilmiş olabileceğini iddia ettiğimiz bu köşede yayınlanan yazıya okur göz atabilir

Genel olarak Batı emperyalizmi ama özellikle ABD ve İngiliz istihbaratı tarafından İslamcı örgütlerin nasıl yönlendirilebileceğine ilişkin bir teknik geliştirmiş olduğunu çok sayıda birikmiş veriyle daha iyi kavrayabiliyoruz. Hapishanelerde veya satın alma yoluyla işbirlikçi haline getirilen seçilmiş militanların örgüt içine katılmasına izin veriliyor. Önlerindeki kadrolar sanki İslamcı örgütle mücadele ediliyormuş gibi askeri yöntemlerle temizleniyor ve işbirlikçi ekibin yükselmesi sağlanıyor. Bire süre sonra örgütün tümü kullanışlı bir araç olarak emperyalist merkezler tarafından yönlendirilmeye başlanıyor.

IŞİD’ten gelen bir şeriatçı örgütün başındayken Suriye devlet başkanı olan ve geçenlerde ABD’de ağırlanan Şara’nın durumu bu ibret verici olguya işaret ediyor.

Dolayısıyla birçok kolaylaştırıcı toplumsal etkenin yanında ABD yönlendirmesinde işlenen cinayetler şimdi ABD’nin Nijerya’ya müdahale etmesinin bahanesi oluyor.

Öte yandan kırsal kesimde aslında bir din savaşı olmayan ama Müslüman ve Hıristiyan kabilelerin zaman zaman çatıştığı bir toplumsal dinamik daha var Nijerya’da. Kuraklığa bağlı olarak hayvancılıkla uğraşan göçebe ve çoğunlukla Müslüman olan etnik gruplar güneye iniyor ve çiftçilikle uğraşan ve çoğunlukla Hıristiyan olan yerleşik kabilelerle çatışıyor. Ancak bu da bir Hıristiyan soykırımı anlamına gelmiyor, karşılıklı bir şiddet olayı olarak ortaya çıkıyor.

Nijerya aslında din çatışmasının ön planda olmadığı, dinler arasında barışın hâkim olduğu bir ülke görünümü veriyor.

Öyleyse bir kez daha bir haydut devlete dönüşen ve geçenlerde generallerini toplayıp, bundan sonra ahlaksız ve acımasız bir savaş sürdüreceğiz diye brifing veren ABD’nin bu kampanyadaki amacı ne olabilir diye bakmalıyız.

Önce Nijerya’yı bir kez hatırlayalım. Aşağıdaki haritada coğrafi konunu görülüyor. Nijerya 240 milyona yaklaşan nüfusuyla Afrika’nın en kalabalık ülkesi. Ülkenin önemli bir kısmı nehirlerle sulanıyor ve verimli tarım alanlarına sahip. Üstelik dünya petrol rezervlerinin %10 kadarı Nijerya’da bulunuyor ve dünya petrol piyasalarını etkileyebilecek bir konuma sahip. Dahası altın da içinde olmak üzere zengin maden yataklarını kapsıyor.

Haritada Nijerya’nın konunu izleniyor. Orta Afrika’da Atlantik kıyısındaki bu ülke zengin tarım alanları ve Libya’dan sonra Afrika’nın ikinci büyük petrol ülkesi olmasıyla en fazla doğal kaynak sahibi ülkesi olarak göze çarpıyor. 240 milyona yaklaşan nüfusu ise büyük bir emek gücü kaynağı oluşturuyor.

ABD’yi ise müdahaleye itecek esas unsurun bu büyük zenginliklere sahip ülkenin emperyalist hegemonya krizinde Çin’e kaptırılmış olması. Son 20 sene içinde Çin’in yaptığı yatırımlar, altyapı kurulumları, sağlanan krediler ve büyüyen ticaret hacmi ile Nijerya sermaye sınıfının Çin’e meyletmesine yol açtığı anlaşılıyor.
Geçen yıla ait Nijerya ithalatının ülkelere dağılımını gösteren aşağıdaki grafik bile ABD’nin kıtanın kaybedeni olduğunu gösteriyor.

Grafik Nijerya’nın 2024’teki ithalatının ülkelere nasıl dağıldığını gösteriyor. Tüm ithalat içinde %24 ile Çin’in Nijerya pazarında büyük bir yer edindiği ve diğer ülkeleri çok geride bıraktığı anlaşılıyor. ABD %7’lik payı ile adeta pazardan dışarı itilmiş görüntüsü veriyor.

Bunun dışında Nijerya tekelci sermayesinden Dangote isimli patrona ait, ancak kritik önemdeki dev petrol rafinerisi olan Dangote Rafinerisi Çin tarafından inşa ediliyor.

Ayrıca ABD’yi panikleten başka iki olaydan daha bahsetmeliyiz.

Bu senenin başında Nijerya BRICS üyesi olmaya bir adım daha attı ve ortak üye olarak kabul edildi.

Diğeri ise, Çin Dışişleri Bakanının bu yıl Nijerya’ya yaptığı ziyarette nükleer enerji, Yeni İpek Yolu ve kalkınma konularında önemli anlaşmalar imzalandı. Ancak bunlardan biri alışılmışın dışında ve güvenlik konusunda Çin’in Nijerya’ya yatırımını öngörüyor.

Çin-Afrika Zirvesinde Çin Dışişleri Bakanı askeri konularda hibenin dışında Afrika’da 6 bin asker ile kolluk kuvveti olarak bin kişiyi eğiteceklerini duyurdu.

Dolayısıyla yeniden paylaşım savaşının Nijerya’ya uzanan yeni bir vehçesi ile karşı karşıyayız.

Nijerya’da esas çelişki nerede?

Tabi ki Nijerya’da çok sayıda etnik ve dini unsur arasında tali toplumsal çelişkiler bulunuyor. Sermaye sınıfı içinde de Çin’ci ve ABD’ci unsurlar, yine aynı şekilde siyasiler ve bürokratlar içinde Çin ve ABD delegeleri arasında çelişkilerden bahsedilebilir.

Ancak çok büyük toplumsal çelişkilerin biriktiği Nijerya’da esas çelişkinin emekçi sınıflarla sermaye sınıfı arasında olduğunu belirtelim. Birçok kez emekçi sınıfların yaşam koşulları nedeniyle geniş ayaklanmaların, grevlerin yaşandığı bu ülkede sermaye sınıfının gaddarca emekçi sınıflara saldırdığını, gösterilere silahla müdahale edildiğini aklımızda tutalım.

Fotoğrafta 2021 yılında Nijerya’da işçi sendikaları tarafından düzenlenen bir protesto gösterisine katılan işçiler görülüyor. Gerçi dövizlerdeki açlıktan ve yoksulluktan bahseden sloganların düzen dışı bir ufka sahip olmadığı görülse de sınıfsal çelişkinin belirleyiciliği anlaşılıyor.

Bağımsızlığı, toplumsal eşitliği, laikliği sağlayacak olan emekçi cumhuriyetlerine dünyada bütün halkların ihtiyacı olduğunu görüyoruz.

Erhan Nalçacı 'ın Son Yazıları