Erhan Nalçacı
Küba insanlık tarihine ne kattı?
Yayın Tarihi: 13.03.2026 , 22:27 Güncelleme Tarihi: 14.03.2026 , 00:00
Küba halkı insanlık tarihinde hep anılacak ve şu anda yaşanan canice saldırı aslında Küba halkının insanlığa kazandırdıkları karşısında bir bedel ödemedir. ABD’nin kötülüğün doruğuna ulaşmasının aslında çöküşüne doğru gitmesinin sonucu olduğunu bu köşede çok işledik. Ancak bu yazıda bununla ilgilenmeyeceğiz, Küba halkının insanlığa kattıklarını soyutlamaya çalışacağız.
Devrimci iradenin sürekliliği
Küba İspanyollar tarafından sömürgeleştirildikten sonra bir devrim yatağına dönüştü. Önce Kolomb öncesi adanın yerli halkının isyanı, sonra İspanya’ya karşı bağımsızlık savaşı, sonra ABD’nin hegemonyasına ve işbirlikçi egemenlerine karşı mücadele. Küba Devrimi bu geleneğe bağlı kalarak tarihe müdahale etti.
Örneğin, Fidel ve arkadaşları Granma ile Jose Marti’nin 1895’te çıkarma yaptığı bölgeye çıktılar tekrar. Hem dağlık olan Küba’nın doğusu devrimci harekete olanaklar sunuyor, hem de devrimci geçmişle kurulan bağlam moral bir güç ve devamlılık duygusu veriyordu.
Böyle bir devrimci dönemler arasında bağ kurmayı ve bir üst düzeyde ama ülkenin ayaklanma geleneğine sahip çıkmayı bugün deniyoruz Türkiye’de. 1923 Cumhuriyet Devrimi ile güncel devrim arasında bağ kurmanın önemli bir kazanım olduğunu fark ediyoruz.
Ayrıca karşılaştırmalı bir bağ da kuruluyor, bağımsızlık mücadelesinin simgeleri olan Bandırma ve Granma arasında.
Emperyalizm çağında bağımsızlık ancak sosyalizmle gelebilir
Küba halkının tarihe eşsiz bir diğer katkısı ise günümüz emperyalist sisteminde bağımsızlığın kazanılması ve sürdürülmesi için sosyalizmim zorunlu olduğunu pratik süreçte keşfetmiş olmalarıdır.
Fideller toplumsal adalet için işbirlikçi Batista rejiminden kurtulmayı ve anayasal bir demokrasi kurmayı hedeflemişlerdi, sosyalizmi değil. Hatta ABD bile Batista’nın yenileceğini anlayınca yeni iktidar ile uzlaşabileceğini düşünmüştü.
Ancak Fidellerin bağımsızlık ve toplumsal adalet fikri çok güçlüydü, satın alınmaz bir karakterleri vardı. ABD’nin ülke içine yayılmış şirketlerinden kurtulmadan bağımsızlığın mümkün olmadığını kısa sürede kavradılar. Devletleştirme hamlesi göbekten ABD’ye bağlı sermaye sınıfının ülkeyi terk etmesiyle sonlandı. Doğalına sermayesiz bir ülke buldular geleceğini belirleyecekleri. Zaten bu sosyalizmden başka bir şey değildi.
Küba’da yaratılan bu toplumsal laboratuvar bugün birçok ulusun devrimcileri için yol gösteriyor.
Devrimci yaratıcılık
En zor ve ümitsiz durumda bile bir çıkış yolu vardır. Evet, bu Kübalı devrimcilerin geçmişte ve bugün temel şiarı oldu. Devrimci iyimserlik, somut durumun siyasi analizi ve yaratıcı siyasi müdahaleler… Özellikle bu yıl doğumunun 100. yılı kutlanacak olan Fidel’in ve arkadaşlarının karakterlerinin odağına yerleşmişti.
Küba tarihine sinmiş binlerce örneğe burada yer verme şansı yok, ancak şuna değinmeliyiz. Küba başından beri haydutça davranan ABD’nin ablukası ve sonu gelmez kötülüklerinin sürekli hedefi durumundaydı. Bunlarla Sovyetler Birliği’nin varlığında daha kolay başa çıkabiliyordu. Sovyetler Birliği bir karşı devrimle çözülünce 1990’ların başında yapayalnız kaldı.
Hep çocuklarını korudular önce. O dönemde çekilen fotoğraflarda önde gürbüz bir çocuk arkada her an bayılacak gibi zayıflamış anne ve babasının siluetine rastlarsınız.
Bu çok özel yıllarda demin söylediğimiz yaratıcı siyasi irade çalıştı. Bu tarım ülkesinden dünyaya öncülük eden bir biyoteknoloji devrimi çıktı. Hemen pandemiden sonra yaptığımız ziyarette bize Finley Aşı Enstitüsü’nün mütevazı yöneticisini yaşamına beş çocuk aşısı geliştirmeyi sığdıran kişi diye takdim ettiler.
2017’de yaptığımız biz ziyarette ise heyetimizi Havana yakınlarında Lenin Parkı’na götürmüşlerdi. Aşağıdaki fotoğraf o sırada çekildi.
Dışişleri bakanlığı yetkilileri ve yerel Parti yöneticilerinin olduğu toplantıda bilgiççe “Siz uluslararası işçi sınıfı liderlerinden daha çok kendi liderlerinizi öne çıkarmayı tercih ediyorsunuz, Lenin Parkı hangi motivasyonla kuruldu?” diye sorduğumda olabildiğince işçi sınıfı enternasyonalizmi üzerinden açıklamaya çalıştılar.
Şimdi bu soruyu sorduğum için pişmanlık duyuyorum, çünkü en olanaksız durumda bile tarihe müdahale edebilen yaratıcı siyasi önderlik Leninizm değilse ne olacak başka?
Karanlık bir çağda sosyalizmim pırıltısı oldular
Sovyetler Birliği’nin çözüldüğü yıllardan beri bir gericilik çağı içinde yaşıyoruz. Tarihi bilenler için bu gidiş gelişler doğaldır. İlericilik ve gericiliğin git gelli nöbetlerini biliriz tarihten. Şimdi içinde bulunduğumuz dönemde insanlığın dibe batışı bu karanlığın sonuna doğru gelişimizden. Epstein Vakası, Fatma Nur ve kızının öldürülüşü ve katillerin korunması, Ukrayna ve Rusya arasındaki 1000 km’lik cephede dört yıldır kardeş halkların birbirine kırdırılması, ABD’nin tek tek ülkeleri kuşatıp sizi ben yöneteceğim demesi, aşağılık birinin bunu sosyal medya hesaplarından duyurması…
Herkes tarihi bilmek zorunda değil, emekçi halkın çoğu yaşadığı günlerde bir ışık görmek ister umudunu canlı tutabilmek için.
İşte Küba 40 yıla yaklaşan bu gericilik döneminde kendisi abluka altında ezilmesine rağmen bu umudu sundu insanlığa.
Gelişkin sağlık hizmetleri ile sağlanan dünyadaki en düşük bebek ölüm hızı oranlarından birine sahip olması, dünyanın her yerindeki felaketlerde insanlığın yardımına koşan sağlıkçıları, yüksek eğitim düzeyi, toplumsal eşitlik içinde elde edilen başarılar, bilimin halk için kullanılması…
Tek ülkede sosyalizmin olanaklı olduğuna dair yapılan katkı
1917 Devriminden sonra 30 yıla yakın Sovyetler Birliği Avrupa devrimi gecikince tek ülkede sosyalizmi yaşamak zorunda kaldı. Ancak Sovyet topraklarının uçsuz bucaksızlığı, ham madde kaynakları ve dev insan gücü sosyalizmi yaşatan siyasi iradeye büyük bir olanak sağlıyordu.
Küba ise 36 yıldır tek ülkede sosyalizm durumunda yaşıyor. On bir milyon nüfus, büyükçe bir ada ama Sovyetler Birliğinin ellide biri bile değil.
Ada ülkesi olmanın savunma açısından avantajları var ancak Küba ABD gibi bir emperyalist devletin burnunun dibinde.
Küba demin bahsettiğimiz yaratıcı siyasi önderliği sayesinde bugüne kadar geldi, hatta gelişerek, üreterek ve ışık saçarak geldi. Yakın tarih içinde açılıp kapanan bütün siyasi olanakları yaşamak için kullandı.
***
Tarihsel olarak borçlu olduğumuz Küba halkı için en imkânsız koşullarda bile yapılabilecek şeyler var. Örneğin Küba halkına destek olmak için açılan imza kampanyasına katılabilirsiniz.
Türkiye Halk temsilcileri Meclisi ve Küba Dostluk Derneği’nin organize ettiği resim, heykel, karikatür, fotoğraf sergisine katılabilirsiniz.
Ama daha iyisi kendi ülkemizde emperyalizmi ve işbirlikçilerini köşeye sıkıştırmak ve yenmek değil mi?
Küba halkının tarihe kazandırdıkları yol gösterici olacak bu mücadelede.