Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Aydemir Güler

Aydemir Güler

Yönetememek derken

Söz konusu sorun Türkiye’nin bütünü açısından bir sürüklenme sonucu veriyor ve risk yaşamsal hale geliyor. 

Yayın Tarihi: 28.11.2025 , 21:37 Güncelleme Tarihi: 29.11.2025 , 00:00

“İktidarın yönetme sorunu var” derken, doğrusu benim gözümün önüne bu kadarı gelmiyordu. Sadece son birkaç günden bir seçme size: İmralı gezisi, Papa’nın ziyareti ve teğmenlerin tasfiyesi…

Sonuncusunda Yaşar Güler bütün bilgi ve belgeleri alt üst eden bir top attı ortaya. Buna göre teğmenler törenin bitmesiyle alana giren aileleri dışarı çıkartmaya kalktıkları için ihraç edilmişlerdi! Eski genelkurmay başkanının AKP’nin “yeniden tarih yazımını” yanlış anladığı anlaşılıyor. Erdoğan bile AKP’li yıllara bulaşmamış, kabaca 25 yıl öncede kalarak yeni yazım denemeleri yapmışken, Güler’in daha bir buçuk yılı dolmamış bir olayı dilediği gibi yutturabileceğini düşünmesi büyük cürettir. Anlaşılan Atatürkçü bir yeminin ordudan ihraç gerekçesi olarak tarihe geçmesi bunların kâbusu olmuştur. 

Rivayete, yani AKP medyasına göre Erdoğan Papa’ya Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u aldığında Hıristiyanlara verdiği mesajı okumuş. Fatih, özetin özeti, kendisine biat etmek koşuluyla herkesin ibadetinde özgür olduğunu söylüyor… Soran olursa, “niyetimiz çok iyi, denecektir, din farkının başlı başına savaş nedeni sayıldığı bir çağda bizim ecdadımızın engin hoşgörüsünün belgesi işte…” Papa’ya biat tehdidinde bulunmuş olunamayacağına göre! Anlaşılan AKP yönetimi, Papa’nın buralarda dolaşmasını bile yönetememektedir. 

İmralı ziyaretinden kaçamayan iktidarın, Öcalan’a tanınan meşruiyetin hiç olmazsa fotoğrafını çekmemeyi, görüşme hakkında da mümkün olduğunca az konuşmayı kararlaştırdığı anlaşılıyor. Bu karar mı daha yaratıcıdır, yoksa AKP’nin “Kürt uzmanı” temsilcisi Hüseyin Yayman’ın “ben gitmedim” diyerek kırdığı cevizin “güvenlik hassasiyeti” mazeretiyle temize çekilmeye çalışılması mı?

Önemli önemsiz her adımda ayakları birbirine dolanan bu iktidarın yönetme sorunu alay edilecek konu değil. Alay etmeyi, Erdoğan’ın Beyaz Saray gezisini amiyane bir özetle, CHP’nin dediğine gelmek biçiminde yorumlayan Namık Tan’a bırakmak daha yerinde olacaktır. Yoksa durum ciddi. Söz konusu sorun Türkiye’nin bütünü açısından bir sürüklenme sonucu veriyor ve risk yaşamsal hale geliyor. 

Ama bu durum bir yana, bugün şu üç örnek hakkında birkaç not düşmekle yetinelim. 

TSK’da Atatürk referanslarını kriminalize etmek aynı anda hem AKP iktidarının samimi arzusudur, hem de dinci gerici bir meczupluktur. Samimiyetin meczuplukla aynı kapıya çıkması yönetme sorununun özünü oluşturmaktadır ve gerçekten bunun çaresi yoktur. Sonuç olarak iktidarını sürdürmek, gerçek ajandaya yakınsamayı gerektirir. Ama bunu yapmak intihar uçuşuyla eşdeğerdir. Son açıklama intihar etmedik dese de, ok yaydan çıkmıştır ve aslında Güler okun kimi vurduğunu ilan etmiştir. 

Papa’nın ziyaretine ilişkin muhalif değerlendirmeler boş milliyetçi tepkilere bağlandı. Ekümeniklik iddiası kabul mü edilmişti, ayin yapmak da neyin nesiydi, İznik ne oluyordu… Bu kadarı bile iktidarın ayaklarının dolanmasına yetmiş olmalı ki, Erdoğan birkaç yüz yıl öncesinden derdine derman arıyor… Bu tartışmanın olayın bütün kritik yönlerini örtmeye hizmet ettiğini söylemek durumundayım. 

Birinci kritik yön, Rusya’ya yönelik emperyalist kuşatmada kiliselerin rolünü takviye etmektedir. Papa, Kiev-Fener-Roma hattı için Ankara’nın onayını resmileştirmiş oldu. Fatihli mesajın ister biat ister “hoşgörü” yüzünü dikkate alın, işin özü Türkiye’nin Batı yörüngesine demir atmasıdır. 

Diğer kritik olan ise, Konsilin 1700.yıldönümüyle çeşnilenen İznik’e ilişkin. İznik’te kilise tarihinin ve arkeolojinin haklı ilgisine ve coşkusuna mazhar olan bazilika kalıntıları, durup dururken görünür hale gelmedi. Her gün biraz daha suyun üstünde yükseklik kazanan tarihi bazilika, gerçekte İznik gölünün can vermesine tanıklık ediyor. Tarım arazisine sanayi kuran, zirai sulama tekniklerine yatırım yapmayan politikalar gölü kurutup doğayı imha noktasına gelirken, hac turizmine yeni destinasyon ekleme lafları tatsız bir şakadan öteye geçmiyor.

İmralı’ya gelince; resim çekmek ve yayınlamak da, görüşme haberinin manşetlere çekilmesi de yasaklanabilir. Siyasi iktidar buna kadirdir… İyi de, kimseye çaktırmadan İslam kardeşliği diye bir çözüm inşa edip Cumhuriyet’i silip süpüren bir anayasa da yazılabilecek midir? 

Yazarın Son Yazıları