Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Öfke ve sınıf bilinci

Mustafa Kemal Coşkun’un “Sınıfın Duyguları” isimli kitabında, sömürülen işçinin duyduğu hınç ve öfkenin örgütlenerek sınıf bilincine dönüştürülebileceği görüşü savunuluyor.

Yayın Tarihi: 01.08.2026 , 23:53 Güncelleme Tarihi: 02.08.2026 , 00:01

Bu pazar da yine bir kitap tanıtımıyla karşınızdayız. Kitabın ismi “Sınıfın Duyguları”. Alt başlığı ise; “İşçiler, Duygular ve Sınıf Mücadelesi” (Dipnot Yayınları, 2023). Yazarı, akademisyen Mustafa Kemal Coşkun.

Böyle bir konuda Türkçede pek fazla bir yayın yok. Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun (d. 1970), halen Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

Doç. Dr. Coşkun’un kitabında, işçilerin gerek çalışma koşulları, gerekse kapitalist sistemin yarattığı toplumsal ortam nedeniyle başlangıçta bireysel olarak oluşan öfke ve hıncın giderek sınıfsal bir bilince ve sınıf mücadelesine ulaşmasının mümkün olup olmadığı irdeleniyor.

Bu çalışmada, işçilerin sadece ekonomik sömürü ve düşük ücrete maruz kalmaları değil aynı zamanda gerek iş yaşamı gerekse gündelik hayatta onurlarını zedeleyici davranışlarla karşılaştıklarına da dikkat çekiliyor.

Duyguların sınıfsal ifadesi

Doçent Coşkun, işçilerin yaşadığı koşullar ve karşılaştıkları davranışlar nedeniyle ekonomik sisteme ve karşıt sınıflardan insanlara karşı kızgınlık, hınç, öfke, kıskançlık, utanç, korku, üzüntü, kin gibi duygulara sahip olabileceğine işaret ediyor. Yazar, görüşünü sonra şu şekilde temellendiriyor:

“Tüm bu meseleler, işçilerin sadece öznel deneyimleriymiş gibi görünebilir ancak bunların hepsi aynı zamanda nesnel toplumsal yapıya, sömürü ilişkisine, ekonomik eşitsizliklere, hiyerarşilere vb. verilen yanıtlardır...

Bu çerçevede düşünüldüğünde sınıf mücadelesini sadece ekonomik bir mücadele değil, iş yaşamından gündelik yaşama kadar yaşamın tüm alanını değiştirmeye yönelik bir mücadele olarak görmek gerekir”.

Onur mücadelesi

Mustafa Kemal Coşkun, bu kitabında Karl Marx ve Friedrich Engels'in yanı sıra birçok Marksist yazarın eserlerinden yararlanıp düşüncelerine atıf yapıyor. Kitapta, ekmek talebinin yanı sıra işçinin özgürlük, onur, saygı ve insan olarak tanınma talebinin de yer aldığı belirtiliyor.

Türkiye’de 2022 yılının ilk aylarında motokurye, depo ve market işçilerinin yaptığı eylemlerde, sadece düşük ücret ve uzun çalışma saatlerine karşı bir itiraz yapılmadığı aynı zamanda aşağılanmaya, yoksullaştırılmaya ve insan dışılaştırılmasına karşı da bir onur talebinin olduğu ifade ediliyor.

Duyguların bir sınıfsal temelinin de olduğuna işaret eden Doç. Dr. Coşkun, bu sürecin yaşanılan sömürü ve onur dışı davranışlardan kaynaklandığını ve siyasal özellikleri bulunduğunu da anlatmaya çalışıyor.

Hınç ve öfke şeklindeki duyguların kolektif bir biçime bürünüp emekçilerin direnişinde rol oynayabileceğine vurgu yapılıyor. Coşkun, bu çerçevede sömürülen işçilerin kapitalizmin yapısal çelişkilerinden kaynaklanan öfke duygusunun örgütlenmesinin mümkün olup olamayacağını somut örneklerle de aktarmaya çalışıyor.

Bu çalışmada, Kocaeli ağırlıklı olmak üzere Ankara, Nevşehir, Antalya gibi birçok ilde sendikalı, sendikasız 134 işçiyle görüşmenin yapıldığı belirtiliyor.

'Kendi işini yapmak'

İşçilerle yapılan görüşmelerde, emekçilerin büyük çoğunluğunun kendi işini yapmak düşüncesinde olduğu, işverenin ya da yöneticilerin talimatlarını yerine getirmekten rahatsızlık duyduğu ifade ediliyor. İşçi, kendi işini yapmayı bir tür özgürlük olarak algılıyor.

Yazar Coşkun, işçilerdeki bu tür duyguların özgürlük gibi gözükse de son tahlilde kapitalist piyasanın kurallarına tabi olacağı için gerçek anlamda bir özerklik olmayacağını vurguluyor.

Yapılan bir görüşmede, bir işçinin “sadece emeğimi değil hayatımı da satıyorum” demesinin çok anlamlı olduğuna işaret ediliyor. İşçilerin büyük bir bölümünün işyerindeki aşağılanmaya karşı işsiz kalmaktan korktuğu için rıza gösterdiği hatırlatılıyor.

İşçinin yabancılaşmasına da değinilen bu çalışmada, örneğin bir garsonun müşteriyi “şu numaralı bir masa” ya da “ızgara, biftek” olarak gördüğü de ilginç bir benzetmeyle ortaya koyulmaya çalışılıyor.

Robot gibi

Yine işçilerle yapılan görüşmelerde bir AVM çalışanının kendisini “robot” gibi hissettiğini, hatta arkadaşlarını da “robot” gibi gördüğüne atıf yapılıyor. Bu çalışmada, Türkiye’de tüm emekçiler açısından geçerli olan işini kaybetmenin, iş bulamamamın, yani işsizliğin çok önemli bir korku olduğu bir kez daha vurgulanıyor.

Özellikle erkeklerde işsiz kalmanın güçsüz, işe yaramayan, sonuçta kendilerine yönelik özsaygılarının paramparça olmasına yol açan bir durum olduğu gözlemleniyor. İşsiz kalmamak için yine bir AVM çalışanının şu sözleri de ibret verici:

“Bize hakaret de etseler, azarlasalar da her zaman müşteri haklı. Sonuçta mantık şu: Onun cebinde para var ve o satın almazsa şirket para kazanamaz. O yüzden sizin hiçbir öneminiz yok, önemli olan şirketin para kazanması ve müşterinin de para harcaması. Bunların hepsi insanın onurunu kırıyor”.  

Öfke ve hınç

İşçilerin yaşadığı bu sömürü koşulları ve onurlarını zedeleyici durumlar, ister istemez bir hınca ve öfkeye neden oluyor. Haksızlıklar ve adaletsizlikler, emekçide bu tür duyguların oluşmasına sebebiyet veriyor. Yazar, işçilerle yaptığı görüşmelerde bu duyguyu fazlasıyla hissettiğini ifade ediyor.

Mustafa Kemal Coşkun, bu konuda Engels’in şu sözüne de gönderme yapıyor: “… sosyal düzenin tüm dezavantajlarına tahammül etmek zorunda olan, bu düzene ancak düşmanca gözlerle bakan bir sınıftan, bu sosyal düzene saygı duymasını kim isteyebilir?”.

Yazar Coşkun, aslında bu öfkenin ahlaki olmaktan ziyade sosyo-politik bir öfke ve hınç olduğuna işaret ederek bu duyguyu sınıfsal bir örgütlenmeye yönlendirmenin gerekliliğinden söz ediyor.

Bu yönlendirmede partilerin, sendikaların, toplumsal hareketlerin önemli aktörler olduğunu belirten Doç. Dr. Coşkun, görüşünü şöyle tamamlıyor:

“Elbette sadece öfke ve hınca ya da genel olarak duygulara dayanmak doğru değildir, duyguyla devrim olmaz… Duygular, sınıf bilincini ve devrimci durumları tanımlamaya, sürdürmeye ve somutlaştırmaya yardımcı olabilir… öfke ve hınç gerçek hedefe doğru örgütlendikçe bir sınıf mücadelesi dalgasını yaratabilir…” 

1
Sınıfın Duyguları: İşçiler, Duyguları ve Sınıf Mücadelesi, Mustafa Kemal Coşkun, 192 syf., Dipnot Yayınları, 2023.
Yazarın Son Yazıları