Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Madencinin ‘Bitmeyen Kavga’sı

John Steinbeck’ın “Bitmeyen Kavga” romanı, 1930’larda Amerika’daki tarım işçilerinin mücadelesini anlatır. Ülkemizde de Doruk Madencilik işçilerinin Nisan ayındaki mücadelesi, anlaşmayla sonuçlanmasına rağmen hakları ödenmeyince Ankara’da direnişe tekrar başladılar, inatla sürdürüyorlar…

Yayın Tarihi: 19.08.2026 , 21:15 Güncelleme Tarihi: 20.08.2026 , 00:04

Amerikalı yazar John Steinbeck'in 1936 tarihli Bitmeyen Kavga romanı, Büyük Buhran döneminde Kaliforniya'daki elma bahçelerinde çalışan mevsimlik tarım işçilerinin büyük grevini ve sömürüye karşı verilen hak mücadelesini anlatır.

Roman, düşük ücretlere ve kötü çalışma koşullarına karşı direnen işçiler ile bunu engellemeye çalışan toprak sahipleri arasındaki çatışmayı gözler önüne serer. Bitmeyen Kavga, insanlığın bitmek tükenmek bilmeyen mücadele gücünün anlatıldığı eşsiz bir grev romanıdır…

Ülkemizde de Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçileri, Nisan 2026’da Eskişehir’den Ankara’ya yürüyerek günlerce hak mücadelesi verdi. İşçilere şiddetli bir polis müdahalesi oldu, sendika yöneticilerinin da aralarında bulunduğu 110 madenci gözaltına alındı.

İşveren anlaşmaya uymadı

Sonuçta Enerji, Çalışma ve İçişleri Bakanlıklarının garantörlüğü ile işçilerin tüm alacaklarının ödeneceğine dair bir anlaşma yapıldı. Ancak işveren anlaşmaya uymadı, bir kısım işçi alacağı ödendiyse de ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin ve diğer alacaklarına ait ödemeler yapılmadı.

Bunun üzerine Doruk Madencilik işçileri, 10 Ağustos’ta tekrar Ankara’ya gelerek Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığı yetkilileri ile görüşmek istediler, Bakanlık yetkilileri görüşmeyi gerçekleştirmedi. Ankara Valiliği, eylem konusunda yasaklama getirdi. İşçiler de açlık grevi ve oturma eylemine başladılar. Yine polis müdahalesi oldu.

İşçilerin üyesi olduğu Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendika örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ile birlikte 80 madenci kez gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar daha sonra serbest bırakıldıysa 17 Ağustos akşamı Başkan Çakır ve uzman Aksu, yeniden gözaltına alındı. İki sendikacı, ertesi gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bu arada ayni işverene bağlı Elazığ Eti Gümüş işçileri de ücret alacaklarının ödenmemesi üzerine Doruk madencileri ile birlikte Ankara’da eyleme başladılar. Eti Gümüş işçileri de, yıllık ücretli izin ödemeleri dahil ihbar tazminatı ve diğer alacakları için eylemlerini sürdürüyorlar. 

'Yeraltından geldik, yeryüzüyle hesaplaşacağız'

Gözaltılar sonrası Bağımsız Maden-İş'in sosyal medya hesabından şu paylaşım yapılmıştı:

Yeraltından gelenleri gözaltıyla korkutamazsınız! Yeraltından geldik, yeryüzüyle hesaplaşacağız. Bizi bin kere gözaltına alsanız, bin kere geri geleceğiz. Korkmuyoruz. Biz kazanacağız” .

Madencilerin eylemi, çeşitli desteklere ve farklı illerde de dayanışma açıklamalarına neden oldu. Bu arada Gebze Sendikalar Birliği de, Ankara'da direnen maden işçilerinin mücadelesini kendi mücadeleleri olarak gördüklerini ve haklar teslim edilene kadar dayanışmayı sürdüreceklerini belirtti. 

Tüm Emeklilerin Sendikası da, madencilerin direnişine destek verdi. Madencileri ziyarete giden emekliler, "Bir şirket işçinin ücretini, tazminatını ve diğer haklarını zamanında ödemiyorsa; verilen sözler ve yapılan protokoller yerine getirilmiyorsa kamunun görevi işçinin sesini kısmak değil, hukuku ve işçinin hakkını güvence altına almaktır" açıklamasını yaptı.

Madenciler mücadelede ısrarlı

Önceki gün (18 Ağustos 2026) de Enerji Bakanlığı önünde eylemlerini sürdüren madenciler, Bakanlık yetkilileri ile görüşme taleplerini tekrarladılar ve haklarını alıncaya kadar direnişlerini sürdüreceklerini belirttiler. Madencilerin bekleyişi sırasında polis yine ablukasını sürdürdü.

Ankara’daki eylemin 9.ncu gününde Enerji Bakanlığı önünde konuşan Bağımsız Maden-İş Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Çetin, şunları söyledi.

"Bazı arkadaşlarımıza kısmi ödemeler yapıp bizi parçalayacağını düşünenler yanılıyor. Son kuruşu alana kadar bu eylemi bırakmayacağız. Bakanlıklar ufak hesapların peşine düşmesin. Burada herkesin alacaklarını ödesin, biz de gidelim. Son madencinin bir kuruşuna kadar buradayız."

Baretlerini yere vuran madenciler ise,  "İşçiyiz, haklıyız, kazanacağız", "Ölmek var, dönmek yok" şeklinde slogan attılar.

Tüm sınıfın meselesi

Buradaki direniş, sadece Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin değil işçi sınıfının da meselesidir. Bu mücadeledeki kazanım, işçi sınıfının da hanesine yazılacaktır. Geldiğimiz süreçte mücadele, şöyle bir noktaya varmıştır:

Eskiden işçiler, emekçiler, yeni haklar için mücadele ederlerdi. Şimdi ise en doğal hakkı olan çalıştığı ücretinin ödenmesi talebiyle eylem yapmak zorunda kalıyorlar. Bu durum, zaten işçinin hak ettiği bir durumudur. Eğer bu anlamdaki bir mücadele kazanımla bitmezse milyonlarca çalışan için de aynı sorunlar gündeme gelecek demektir.

İşçi konfederasyonların, diğer tüm sendikaların daha güçlü bir destek vermesi gerekiyor. Gerek sınıfsal, gerekse toplumsal destek ve dayanışma, bu tür mücadelelerin kazanımla sonuçlanmasına neden olacaktır.  

Kavga sürüyor

Tekrar John Steinbeck’in “Bitmeyen Kavga” romanına dönecek olursak; zor çalışma koşulları ve düşük ücretlere karşı örgütlenip greve başvuran işçiler, süreçte çok ciddi sorunlarla da karşılaştılar. İşveren, grevi kırmak için her türlü yola başvurdu.

İşçi liderleri, arkadaşlarını grevi sürdürmeleri konusunda inatla direndi. Steinbeck, kapitalist düzenin dayanaklarını derinden sarsan, kuşaklar boyunca başkaldıranlara esin kaynağı olan bir romanı yaratırken aslında mücadelenin her koşulda sürdürülmesi gerekliliğini vurguluyordu…

Yazarın Son Yazıları