Atilla Özsever
Tutarlı bir yaşam, nasıl?
Yayın Tarihi: 15.08.2026 , 21:21 Güncelleme Tarihi: 16.08.2026 , 00:00
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Richard Sennett, Amerikalı bir sosyolog ve yazar. İspanya İç Savaşı'na (1936-1939) katılmış komünist bir ailenin çocuğudur. 1943 doğumlu olan Sennett, New York Üniversitesi ve Londra Ekonomi Okulu’nda profesör olarak görev yapmıştır.
Biz onu öncelikle “Karakter Aşınması: Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri” (çev.: Barış Yıldırım, Ayrıntı Yayınları, 2002) kitabıyla tanıyoruz.
Sennett’in “Saygı: Eşit Olmayan Bir Dünyada” isimli kitabı ise (çev.: Ümmühan Bardak, Ayrıntı Yayınları, 2002) yetişkinin bağımlılık ilişkileri, eşitsizlik ortamında saygının nasıl oluşabileceği gibi konuları ele almaya çalışıyor. Yazar, saygının sınıfsal ilişkiler bağlamındaki durumuna da değiniyor.
Kitapta, modern toplumlarda karşılıklı saygının neden giderek azaldığı ve eşitsizliklerin karakterimizi nasıl şekillendirdiği anlatılıyor. Yazar, hem kendi yaşam öyküsünden, hem de sosyolojik teorilerden yararlanarak toplumsal bağların neden zayıfladığını inceliyor.
Prof. Dr. Sennett, insanın kendisine olan saygısının yalnızca maddi açıdan kendine yeterli olmasına, yani ekonomik düzeyine değil kişinin ne yaptığına, onu nasıl başardığına da bağlı olduğunu ifade ediyor.
Yaşam öyküsünün önemi
Sosyolog Richard Sennett, Rönesans döneminin filozoflarından Pico della Mirandola’yı da referans vererek “insanın tutarlı bir yaşam öyküsü yaratmaya ihtiyaç duyduğunu” söylüyor.
Sennett, insanın gençken bir kariyerin peşinde koşup belli bir güven sağlasa bile kariyerlerin hiçbirisinin kişinin kendi değerini oluşturması yönünden uzun dönemde tutarlı bir kişiliğe yol açmayabileceğini belirtiyor.
Yazar, karşımızdaki kişiyi kendimizin bir yansıması olarak görmemek gerektiğini, onun başka biri olduğuna dair gerçekliğe saygı duyulmasına işaret ediyor. “Başkalarının kendimize benzer olduğu hayaline kapılmamızı” öğütlüyor.
Profesör Sennett, ortak bir faaliyet içinde bulunurken diğerinin ihtiyacına da saygılı davranmanın gerekliliğine işaret ediyor. Bu çerçevede Kuzey Afrikalı Berberi kabilesinin bir deyişini hatırlatıyor: “İnsan, insanlar aracılığıyla insandır; Tanrı tek başına Tanrı’dır”…
Saygının zorlaşması
Sosyolog Sennett, modern dünyada karşılıklı saygı kurmayı zorlaştıran üç temel yapısal nedeni şöyle tanımlıyor:
- Eşit Olmayan Yetenekler: Toplumun sadece belirli üstün yetenekleri veya "potansiyeli" ödüllendirip geri kalan insanları görünmez kılması,
- Yetişkin Bağımlılığı: Ekonomik ya da sosyal yardıma muhtaç olmanın birey üzerinde yarattığı küçük düşürücü etki ve utanç duygusu,
- Aşağılayıcı Şefkat Biçimleri: Devletin veya kurumların muhtaç durumdaki kişilere yukarıdan bakarak, tepeden inmeci bir acıma duygusuyla yaklaşması.
Kapitalizmin sorunu
“Saygı” isimli kitapta, modern kapitalist sistem ve esnek iş hayatı içinde insanların birbirine nasıl yabancılaştığı da ele alınıyor. Eşit olmayan bir dünyada gerçek saygının, karşıdakini "görmek", onun özerkliğini kabul etmek ve anlamadığımız yönlerine saygı duymaktan geçtiği vurgulanıyor.
Özgürleşmenin, empoze edilen toplumsal rollere karşı çıkmakla kazanılabileceğini söyleyen Sennett, onurlu davranışın da bu şekilde oluşabileceğine işaret ediyor. Keza Sennett, sağlam bir karakterin insanın kendisine duyduğu saygıyla bağlantılı olduğunu hatırlatıyor.
Richard Sennett, “Saygı kazanmanın bir yolu da diğerlerine geri vermektir. Bu belki de, bir kişinin karakteri için en evrensel, zaman dışı ve derin itibar kaynağıdır” diyor.
Yazar, insanın kendisine güveninin kendi kendine iyi bir iş yapabildiğinde geliştiğini ifade ediyor. Güven, kuşkusuz, insanın kendi yeteneklerini geliştirip kendine olan inancını tazeleyip birlikte faaliyet gösterdiği kişilerle ortak bir amaç uğruna hareket edildiğinde daha da güçlenir.
Sennett, liyakat sisteminin ve sınıfsal uçurumların insan onurunu nasıl zedelediğini gösterirken; daha insani, yardımlaşmaya dayalı ve karşılıklı saygıyı temel alan bir refah toplumu modelini öneriyor.
Mücadele esas
Sosyolog Richard Sennett, toplumsal konulara değinirken sınıf mücadelesi olmadan sınıf bilincinin oluşmayacağını belirtiyor ve ardından “kişinin dünyadaki gerçek yeri, daha açık bir şekilde mücadele ile tanımlanacaktır” diyor.
Sonuç itibariyle yazımızın başlığına dönecek olursak; tutarlı bir yaşam için öncelikle belli bir dünya görüşüne sahip olmanın önemi ortadadır. Sınıfsız, sömürüsüz, savaşsız bir dünya özlemini rehber edinerek bu değerlere bağlı, ilkeli bir tutum ve mücadele, tutarlı bir yaşamın da özünü oluşturuyor, denebilir.
Burada yine bilimsel sosyalizmin kurucusu” Karl Marx’a başvurursak; kızlarının babaları için yaptığı ankette, “Sizce mutluluk nedir” sorusuna Marx’ın verdiği yanıt: “Mücadele etmektir” şeklinde olmuştur…
