Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Kâr uğruna akademisyen kıyımı

Vakıf üniversitelerinden son dönemde 200’e yakın akademisyen işten çıkarıldı. Asıl gerekçe, bu üniversitelerin yeterince kâr elde edememesi. Oysa kuruluş amacında kâr gütmemesi öngörülüyor. Yüksek eğitim ücretleri karşısında öğrenci sayısının azalması üzerine kar-zarar hesabı ileri sürülerek öncelikle akademisyenlerin işine son veriliyor…

Yayın Tarihi: 05.08.2026 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 06.08.2026 , 00:00

Öğrencilerin üniversite seçimi ile ilgili olarak tanıtım günleri ağustos ayı ortalarına kadar devam edecek. Şu süreçte o günleri yaşıyoruz. Özellikle vakıf üniversiteleri açısından kampüslerdeki renkli stantlarda tanıtım günleri sürüyor.

Peki, bu üniversitelerdeki öğretim üyeleri yönünden durum nedir, bu parlak gösterişlerin ardındaki gerçekler nasıldır?

Hemen doğrudan ifade edelim: Bu son dönemde vakıf üniversitelerinden 200 dolayındaki akademisyenin işine son verildi. Bu vakıf üniversitelerinin başında Aydın, Beykent, Arel, Gelişim, Altınbaş, Maltepe, Atlas ve Bilgi gibi üniversiteler geliyor.

Arel Üniversitesi’nde Dr. Öğretim Üyesi olan Tuğçe Biga da, son dönemde işten çıkarılan akademisyenlerden birisi. Tuğçe Biga, aynı zamanda özel okul ve vakıf üniversitelerinde örgütlenmeye çalışan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Vakıf Üniversiteleri Birimi’nde görevli ve sendikanın yönetim kurulu üyesi.

Kâr-zarar hesabı

Dr. Tuğçe Biga, daha önce de vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin sınırlı sayıda da olsa işine son verildiğini ancak son iki, üç yıldır daha geniş işten çıkarmaların yaşandığını söyledi. Sinema ve Televizyon Bölümü öğretim üyesi olan Dr. Biga, bu gelişmeleri şöyle yorumladı:

“Bilindiği gibi çok vakıf üniversitesi oldu. Öğrencinin eğitim ücretleri artarken öğretim üyesi sayısı azaltılıyor. Özellikle sosyal bilimlere yönelik bölümlere öğrenci kaydının azalması üzerine vakıf üniversitesi yönetimleri kar-zarar hesabı yaparak akademisyenlerin işten çıkarılmasına gerekçe gösteriyorlar”.

Dr. Biga, “Esas mesele bölümlerin kâr etmesi üzerine kuruluyor. Kâr azalınca işten çıkarmalar başlıyor. Aslında kuruluş amacına göre vakıf üniversitelerinin kâr amacı gütmemesi gerekir. Ama ‘kadro fazlası’ gerekçesiyle bölümler kapatılıyor, akademisyenler işten çıkarılıyor” dedi. 

Sendikal örgütlenme

Tuğçe Biga, idare mahkemelerinde bu haksız işten çıkarmalara karşı dava açtıklarını, sendikanın da bu yönde faaliyet gösterdiğini söyledi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, kamuoyunda öğretmenlerin taban maaş mücadelesi verilmesiyle öne çıkan bir sendika.

Bu sendika, 10 numaralı işkolunda örgütlenmeye çalışıyor. Toplu sözleşme yapmaya yetkili sendika olabilmesi için yüzde 1’lik işkolu barajını (en az 45 bin üyesi olması lazım) aşması gerekiyor. Şu anda sendikanın 10 bin 500 üyesi var, bunun çok azı da akademisyen.

Türkiye’de 30 bin dolayında akademisyen bulunuyor ancak bunların 500’ü sendika üyesi. Akademisyenler sendika üyeliğine yakın durmuyorlar. Sendika üyesi olmaları halinde işten çıkarılma korkusu başta olmak üzere statüleri gereği örgütlenmeye pek sıcak bakmamaları gibi birçok faktör nedeniyle bu durum gerçekleşmiyor.

Sorunlar ve talepler

Vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin sorunları ve talepleri de özetle şöyle:

  • Açılacak dersler ve programlar tepeden inme şekilde belirlenirken öğretim üyeleri uzmanlık alanları dışında ders vermeye zorlanıyor.
  • Keyfî olarak belirlenen zorunlu ders yükleri nitelikli araştırma-yayın faaliyetlerine olanak tanımıyor.
  • Özellikle araştırma görevlileri ve öğretim görevlileri üzerindeki baskı ve mobbing hâlâ çok ciddi bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.
  • İdari yargı kararlarına aykırı bir biçimde dokuz-beş mesai dayatması, kart basma, ders giriş çıkışlarında QR kod okutma gibi daha kapsamlı bir baskı mekanizması kuruluyor.
  • Keyfi, hukuksuz işten çıkarmalar ve siyasi tasfiyeler derhal durdurulmalıdır. İşten çıkarılan meslektaşlarımız görevlerine iade edilmelidir.
  • Vakıf üniversitelerinde çalışan tüm akademisyenlerin anayasal hakları teslim edilmelidir. İş güvencesi sağlanmalıdır.
  • Güvencesiz çalışma koşullarını derinleştiren ve üniversitelerde eleştirel düşünceyi, akademik özgürlüğü ve örgütlü mücadeleyi hedef olan politikalara ve uygulamalara son verilmelidir.
Yazarın Son Yazıları