Atilla Özsever
Migros direnişi dersleri
Yayın Tarihi: 18.02.2026 , 23:58 Güncelleme Tarihi: 19.02.2026 , 11:17
Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası’nın (DGD-SEN) öncülüğünde Migros’a bağlı taşeron şirketlerinin depolarında çalışan işçilerin yüzde 28’lik “sefalet zammı” ve kötü çalışma koşullarına karşı başlattığı iş bırakma eylemi, birçok kazanımla sonuçlandı.
23 Ocak 2026 tarihinde başlayan ve 23 gün süren direnişe 10 ildeki 14 depoda çalışan beş bine yakın işçi katıldı. DGD-SEN öncülüğünde direnişe geçen depo işçilerin başlıca talepleri, ücretlerine yüzde 50 net zam, vergi yükünün işveren tarafından karşılanması, güvenceli iş (Migros’ta kadroya geçiş) ve bankalar tarafından verilen promosyonların işçiye ödenmesi şeklindeydi.
Grev niteliğindeki iş bırakma eylemi sürerken Migros işvereni, 7 bin 875 depo işçisinin kadroya geçirildiğini açıkladı. Bu arada 303 işçi de Kod 49’la tazminatsız olarak işten çıkarıldı. Sendika bu kez, mevcut taleplerine ilaveten işten çıkarılan tüm işçilerin de işe iadesi konusunu gündeme getirdi.
Depolarda iş bırakma eylemlerinin yanı sıra direnişe toplum kesiminden de büyük destek geldi. Sanatçılar, aydınlar, akademisyenler destek bildirileri yayınlarken birçok yurttaş da Migros’tan alışveriş yapmayarak boykot eylemine katıldı.
Bu gelişmeler sürerken Migros işvereni ile sendika yetkilileri, önce 9 Şubat’ta bir araya geldi, sonra o hafta içinde üç kez daha toplandılar, özellikle tüm işten çıkarılanların işe iadesi meselesi önemli bir anlaşmazlık konusu oldu. Direniş, 14 Şubat günü taraflar arasında varılan mutabakatla son buldu.
Kadro kazanımı
7 bin 875 depo işçisinin taşeron firmalarından Migros’ta kadroya geçirilmesi önemli bir kazanımdır. Taşeron firmalarındaki güvencesiz çalışma yerine kadrolu bir işe geçiş sağlanmıştır.
Sendikanın ikinci talebi olarak ücretlerin net yüzde 50 artırılması konusu da çözüme bağlanmıştır. DGD-SEN tarafından yapılan açıklamada, depo işçilerinin Aralık 2025’teki ücretlerine yüzde 28 zam yapılıp meydana gelen kök ücrete de Ocak 2026 itibariyle başlayan toplu sözleşme sürecinde ilave bir artış daha yapılacaktır.
Türk-İş’e bağlı Tez Koop-İş Sendikasının bağıtlayacağı bu sözleşmeyle depo işçilerinin ücretleri yüzde 50’nin de üzerinde bir artış olanağına kavuşmuş olacaktır.
Diğer önemli bir kazanım ise, 23 günlük direniş sırasındaki ücret ve sosyal hakların ödenmesiyle birlikte SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) primlerinin de yatırılmasının sağlanmış olmasıdır. Yani direniş yapan depo işçilerine direniş günlerine ait ücret ve diğer sosyal hakları da ödenmiş olacaktır.
Bunun şu anlamı da vardır: Direniş yapanların bir ücret ve sosyal hak kaybına uğraması söz konusu olmamıştır. Bu konu, bundan sonra direniş yapacaklar için de önemli bir örnek oluşturuyor. Aslında yasal anlamda grevde geçen süreler için ücret ve SGK prim ödenmesi söz konusu değildir. Direnişle bu imkan da sağlanmıştır.
Promosyon ve vergi konusu
Lojistik sektöründe sevk zinciri, özellikle gıda ve zorunlu ihtiyaç malzemelerinin tedariki açısından son derece önemlidir. Depolardan Migros mağazalarına başta gıda olmak üzere toplumun ihtiyaç duyduğu zorunlu ürünlerin ulaşmaması kritik öneme haizdir.
Depo işçileri, bu hizmetin aksayabileceğini göstermek suretiyle işçi sınıfının üretimden gelen gücünün ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur. Migros işverenini zor durumda bırakmıştır. Direnişin dördüncü kazanımı da budur.
İşçilerin bankalara yatırılan ücretleri karşılığında bankaların promosyon ödemesinin işverene değil işçilere ödenmesi konusu da, bundan böyle imzalanacak toplu sözleşmeyle garanti altına alınmış olacaktır. Aslında teamül olarak genel uygulama zaten bu yöndedir, işverenler bu ödemeyi işçiye vermekle yükümlüdür.
Vergi yükünün işveren tarafından karşılanması meselesi ise, makro düzeyde çözümlenecek bir sorundur. Daha çok yasal uygulamayı öngören bir meseledir. Gerek Türk-İş, gerekse DİSK, vergi yükünün çalışanlar açısından azaltılması yönündeki yasa önerilerini TBMM’ye iletmişlerse de şu ana kadar bir sonuç alınamamıştır. Bu mesele, daha üst düzeydeki bir mücadeleyle çözümlenecek bir konudur.
İşe iade sorunu
DGD-SEN ile Migros işvereni arasındaki temel anlaşmazlık konusu ise, işten çıkarılanların tümünün işe iade konusuydu. Bu konuda sendikanın açıklamasında şöyle deniyor:
“Atılan 303 işçi için özgür ayrılma hakkı ve talep edenlerin iş başı yapacağı konusunda mutabakata varılmıştır. Ayrılmak isteyen her bir işçinin kıdem-ihbar tazminatı hakları ve ek olarak işçilerin çalışma süreleriyle orantılı olarak ek menfaatlerle ayrılabileceği kararlaştırılmıştır. İşten çıkış kodları işsizlik maaşına hak kazanacak şekilde düzeltilecektir. Buna ek olarak kıdem yıllarına bağlı olarak kademeli şekilde sendikal tazminat ödenecektir.”
İşten çıkarılanlar açısından tazminatsız fesih meselesi gündemden kalkmıştır, bu işçiler kıdem ve ihbar tazminatlarının yanı sıra ek sosyal ödemelerle birlikte kıdemine göre bir yıl için 12 aylık maaş karşılığındaki bir sendikal tazminat ödenmesine hak kazanmışlardır.
Bu arada belli bir grup işçi açısından işe iadesi konusunun gerçekleşmediği, öte yandan çalışmak istemeyip ayrılma koşullarını daha cazip gören kimi işçilerin de bulunduğu dikkate alındığında, işten ayrılacakların sayısı ve işe iade edileceklerin durumu halen netlik kazanmamıştır. Sendika avukatı ve yetkilileri, işçilerle toplantılar yaparak önümüzdeki cumartesi gününe kadar (21 Şubat 2026) bu konunun kesinlik kazanmasına çalışıyorlar.
Tez-Koop-İş’in avantajı
Öte yandan Migros işvereninin 7 bin 875 işçiyi Tez Koop-İş’in örgütlü olduğu 10.nolu işkolunda kadroya geçirmesi, bu sendikanın işine yaramıştır. DGD-SEN, 18.nolu işkolunda örgütlüdür ancak yüzde 1’lik işkolu barajını geçemediği için yetkili sendika konumunda değildir.
Depo işçilerinin market işçilerinin bağlı olduğu 10.nolu işkoluna geçmesi sonucu, bu işkolundaki toplu sözleşmelerden yararlanmaları ancak o işkolundaki sendikalara üye olmak ya da dayanışma aidatı ödemek suretiyle mümkün olabilmektedir.
Zaten DGD-SEN ile Migros işvereni arasında varılan mutabakatta şöyle denilmiştir: “Migros işvereninin herhangi bir sendikal yönlendirme yapmayacağına; işçinin ilgili işkolunda bulunan herhangi bir sendikaya, dayanışma aidatı ödeyerek üye olabileceğine dair güvence verilmiştir”.
Bu durumda kadroya geçen depo işçileri, ya Tez Koop-İş’e üye olacaklar ya da üye olmadan dayanışma aidatı ile toplu iş sözleşmesinden yararlanacaklardır.
Tez Koop-İş Sendikası da, depo işçilerinin Migros’ta kadroya geçirilmesi sonrasında basına verdiği ilanlarda, bu işçilerin kendi sendikalarına üye olması yönünde bir davet yapmıştır. Sonuçta, Tez Koop-İş Sendikası’nın bu mücadeleye doğrudan bir katkısı olmamasına rağmen bu eylemden yarar sağladığı söylenebilir.
DGD-SEN, barajı aşmalı
Türkiye’de işkolu meselesi, önemli bir sorundur. Hem baraj meselesi (yabancı ülkelerde toplu sözleşme yapmak için bir baraj yoktur), hem de bir işkolunun hangi işleri kapsayıp kapsamayacağı, işlerin birbirine geçişi, bağlantısı sorun oluşturuyor. Market işçileri ile marketlere tedarik sağlayan depo işçilerinin farklı işkollarında olması, bu anlamdaki sorunların başında geliyor.
10.nolu işkolu, market işçilerinin de örgütlü olduğu ticaret, büro ve eğitim sektörüne ait bir işkoludur. Ocak 2026 işkolu istatistiklerine göre; 4 milyon 375 bin 904 işçinin bulunduğu bu işkolunda Tez Koop-İş, 117 bin 292 üyeyle, yani yüzde 2,7’lik bir oranla yüzde 1’lik işkolu barajını geçmektedir.
DGD-SEN’in bulunduğu 18.nolu işkolu ise, gemi yapımı, deniz taşımacılığı ve antrepoculuk alanında çalışan işçileri kapsamaktadır. Bu işkolunda çalışan işçi sayısı, 241 bin 958’dir. İşkolu istatistiğinde DGD-SEN’in 462 üyesi gözükmektedir.
Bu işkolundaki yüzde 1’lik baraj, 2 bin 420 kişidir. DGD-SEN’in kendi işkolundaki bu barajı geçmesi, yasal anlamda yetkili sendika olabilmek için önem kazanmaktadır. Üye yapabilmenin sıkıntıları vardır. Büyük ve yetkili sendikalar, yeni üyelerin noter masraflarını sendika bütçesinden karşılamaktadırlar.
DGD-SEN’in böyle bir imkanı yoktur, gönüllülük ve dayanışma esasına göre faaliyet gösterebilmektedir. Bununla birlikte direnişteki başarısı nedeniyle işçinin güvenini kazandığı için önümüzdeki dönemde barajı geçme konusunda daha şanslı bir konumda olabilir.
Mücadeleci sendikacılık
Sonuç olarak DGD-SEN, bütün olanaksızlıklara rağmen 23 günlük direnişiyle işçi sınıfı tarihinde önemli bir başarı kazanmış, militan ve mücadeleci sendikacılığın zor koşullarda bile neler yapabileceğini ortaya koymuştur. Fiili ve meşru bir mücadele ile hak elde edilmesi sağlanmıştır.
Tabii ki burada beş bine yakın Migros depo işçisinin kararlı mücadelesi, başroldedir. Sol siyasi partilerin, diğer sendikaların, gençlerin, aydınların, sanatçıların, akademisyenlerin ve Migros ürünlerini boykot eden yurttaşların da katkısı büyüktür. Zafer, direnen işçinin olacaktır…