Atilla Özsever
Emekli Dayanışma Ağları hareketi
Yayın Tarihi: 25.03.2026 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 26.03.2026 , 00:00
TKP’nin (Türkiye Komünist Partisi) öncülüğünde 15 Mart 2026 tarihinde kuruluşunu tamamlayan İşçi Temsilcileri Meclisi, ülkemizde çok ciddi yoksulluk sorunlarını yaşayan emekliler için de bir örgütlenme seferberliğini başlatma kararı aldı. Bu amaçla semt evleri ve işçi evlerinin bulunduğu yerleşimler başta olmak üzere yerel bölgelerde Emekli Dayanışma Ağları’nın oluşturulması çalışmalarına başlandı.
İşçi Temsilcileri Meclisi’nin “Emekli Dayanışma Ağları Yola Çıkıyor” başlıklı çağrı metninde, 17 milyon emeklinin büyük bir bölümünün derin bir yoksulluk yaşadığı, AKP iktidarınca topluma “yük” olarak görülen bu kesimin örgütlenmesinin acil bir ihtiyaç olduğu belirtildi.
Çağrı metninde, emeklilerin talepleri özetle şöyle vurgulandı:
- Yoksulluk sınırının üstünde bir emekli maaşı olmalı,
- Sağlık ve bakım ihtiyaçları parasız karşılanmalı,
- Sağlıklı ve güvenli konutlarda barınmalı,
- Kamusal alanlardan, sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyetlerden parasız yararlanmalı.
Örgütlenme ve mücadele programı
Emekli Dayanışma Ağları’nın kurulması sürecinde, emeklilerin somut sorun ve talepleri üzerinden bir örgütlenme ve mücadele programı hazırlanması, bu faaliyetler için semt ve işçi evlerinin kullanılması, yerel düzeyde oluşturulacak dayanışma ağlarında bir emekli sözcüsünün seçilmesi ve Türkiye çapında da merkezi bir koordinasyon biriminin oluşturulması karar altına alındı.
Bu kararlar bağlamında, Emekli Dayanışma Ağları’nın Türkiye çapında bir emekli hareketinin yaratılmasını hedeflediği, farklı emekli örgütleriyle de birlikte hareket etmek için çaba gösterileceği ifade edildi.
Yüzde 80’i açlık sınırının altında
17 milyon emekli, dul ve yetimin neredeyse yüzde 80’i açlık sınırının altında bir aylık almaktadır. DİSK Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM), Mart 2026 dönemine ilişkin raporunda, açlık sınırı (dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması) 32 bin 553 lira olarak açıklandı. Yoksulluk sınırı (gıda ile birlikte temel harcamalar) ise, 106 bin 942 liradır.
En düşük emekli aylığı 20 bin lira, ortalama emekli aylığı ise 23 bin 500 lira dolayındadır. Emeklilerin maaşları düzeyinde yaşadığı bu derin yoksulluğun yanı sıra barınma hakkı, sağlığa erişim hakkı (hastanelerden randevu almanın zorluğu vb.), ilaç ve muayene parası gibi birçok konuda da ciddi sorunlar yaşanıyor.
Gelecek hak kayıpları
Tüm bu sorunlara ilaveten yeni emekli olacaklar da, çok ciddi hak kayıplarıyla karşı karşıya kalacaklar. 1 Ekim 2008 sonrası işe başlayıp 25 yıl çalışanların emekli aylıkları, asgari ücretin yüzde 50’sine kadar düştüğü gibi dul, yetim aylıkları da çok daha düşük olarak gerçekleşecektir. Malul aylıkları da aynı oranda düşecektir.
Yine 5510 sayılı yasaya göre, 1 Ekim 2008 tarihinden sonra ilk kez sigortalı olanların emekli olduktan sonra da çalışmaları halinde emekli aylıkları kesilecektir.
Yani, yeni emekliler, hem asgari ücretin yarısı kadar bir emekli aylığına mahkum olacaklar, hem de çalışıp ek ücret sağlamak istediklerinde emekli aylıkları kesilecektir. Aslında 2008 sonrası sigortalıların emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e çıkarıldığı için zaten bu yaşa kadar da çalışmak zorunda kalacaklar. 65 yaşından önce emeklilik hakkı yok.
Çalışan emekliden haraç
2008 öncesi sigortalı olanlar ise, emekli aylığı alıp çalıştıkları takdirde Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) adı altında bir ücret kesintisine muhatap oluyorlar. Yüzde 32 oranındaki bu primin yüzde 24,5’ini işveren, yüzde 7,5’ini ise çalışan emekli ödüyor.
Emekliden yapılan bu kesinti, daha sonra emekli aylığının artırılmasına herhangi bir katkı sağlamıyor, yani emekli çalışana bir yararı olmadığı için tam anlamıyla bir “haraç” niteliği taşıyor.
Emekli hareketinin mücadelesinde, çalışan emeklinin ücretinden yapılan bu kesintinin “haraç” niteliği taşıyıp kaldırılması ve 1 Ekim 2008 sonrası sigortalı olup emekli olarak çalışacakların da emekli aylıklarının kesilmemesi konuları dikkate alınmalıdır…