Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Asgari ücret: Açlığın dibine doğru…

İlk 4 ayda 28 bin liralık asgari ücretle 35 bin liralık açlık sınırı arasındaki fark, asgari ücretin yüzde 25’ine ulaştı. Ara zam yapılmazsa yıl sonunda asgari ücretle açlık sınırı arasındaki fark, asgari ücretin yüzde 60’ını aşacak.  Asgari Ücret İnisiyatifi, zam için eylemdeydi.

Yayın Tarihi: 20.05.2026 , 21:30 Güncelleme Tarihi: 21.05.2026 , 00:38

Nisan 2024’ten bu yana, yani 25 aydır asgari ücret açlık sınırının altında bulunuyor. Nisan 2024’te asgari ücret 17 bin 2 liraydı, açlık sınırı ise Türk-İş’in verilerine göre, 17 bin 725 lira olarak saptanmıştı.

Ocak 2025’te asgari ücret 22 bin 105 liraya çıkarıldı, açlık sınırı ise 22 bin 131 liraydı. Asgari ücret, yine açlık sınırının altındaydı. Ocak 2026’da asgari ücret 28 bin 75 liraya yükseltilirken açlık sınırı 34 bin 587 lira olarak belirlenmişti. Görüldüğü gibi iki yılı aşkın bir süredir asgari ücret, açlık sınırının hep altında kaldı.

Açlık sınırındaki aylık artışlar ve giderek tırmanan hayat pahalılığı dikkate alındığında Aralık 2026’da dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcamasından oluşan açlık sınırının 45 bin lira dolayına gelmesi bekleniyor.

Bu durumda asgari ücrete Temmuz ayında ara zam yapılmaması halinde, 28 bin liralık asgari ücretle 45 bin liralık açlık sınırı arasındaki fark, asgari ücretin yüzde 60’ını da aşacak bir noktaya gelecek.

Yani, asgari ücretliler, emeklileri de kattığımız takdirde toplumun yarısından fazlası, açlık sınırının da dibinde bir ücretle yaşamaya mahkum olacak.  

Yılda tek zam

Asgari ücrete yüksek enflasyonun yaşandığı 2022 ve 2023 yıllarında iki kez zam yapılırken 2024 ve 2025 yıllarında ise sadece yılda bir kez artış yapıldı. 

Oysa gerek 2024 ve gerekse 2025 yıllarında yüksek enflasyon ile pahalılık devam etti. 2024 yıl sonu “resmi” enflasyonu, yaklaşık yüzde 45 olarak açıklanmasına rağmen asgari ücrete gerçekleşen resmi enflasyon oranında bile değil hedeflenen enflasyon doğrultusunda yüzde 30 zam yapılmıştı.

2026 yılının asgari ücreti, yüzde 27 oranında artırılırken TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) sahte “resmi” enflasyon oranı bile yüzde 30,89 olarak açıklandı. 2026 başında asgari ücret, hem enflasyon artışının, hem de açlık sınırının altında kalmıştı. 

Yüksek enflasyon koşullarında asgari ücretin yılda bir kez artırılması kabul etmek mümkün değildir. Asgari ücret Türkiye’de küçük bir kesimin değil ücretle çalışanların neredeyse yarısını ilgilendiren ortalama ücrettir. Başka bir ifadeyle asgari ücret genel ücret haline gelmiştir.

Yönetmelikteki tanım

Bu koşullarda asgari ücretin insanca yaşanacak bir ücret olarak saptanması hayati önemdedir. Asgari ücret, gıda harcamalarıyla birlikte barınma, ısınma, eğitim, sağlık dahil zorunlu ihtiyaçların karşılandığı bir ücret düzeyinde gerçekleşmelidir.

Nitekim Asgari Ücret Yönetmeliği’nde de buna benzer bir tanım söz konusudur. Yönetmelik şöyle diyor:

“Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığında ödenen ve işçinin; gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek miktarda belirlenen ücrettir”.

Tabii bu tanımda, günümüz koşulları dikkate alınarak konut kavramını ısınma, aydınlanma ihtiyaçlarını da içerecek şekilde düşünmek gerekir. Keza “zorunlu ihtiyaçlar” kavramından hareketle eğitim ihtiyacını da bunun içinde saymak uygundur.

Ayrıca asgari ücretin saptanmasında tek işçi değil, ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) standartlarına göre aile dikkate alınmalıdır.

AKP: Gündemimizde yok

AKP Grup Başkanı Abdullah Güler, asgari ücrete ara zam yapılıp yapılmayacağı konusundaki bir soruya “gündemimizde böyle bir çalışma yok” demişti.

Türk-İş, söylem düzeyinde asgari ücrete ara zam yapılması konusunda görüş açıklamasına rağmen fiili anlamda gerekli bir çaba içinde görülmüyor. DİSK de, gerek rapor, gerekse açıklamalarıyla ara zam konusunda ısrarlı olsa da her iki konfederasyon kitlesel anlamda bu taleplerini henüz yükseltmiş değiller.

Oysa asgari ücret meselesi, bir sınıf mücadelesi meselesidir. Güçlü bir biçimde taleplerinizi ortaya koyup mücadele etmezseniz siyasal iktidar sizi dikkate almaz.

Mevcut işçi konfederasyonları bu anlamda bir mücadele yükseltmezken çeşitli dernek, platform ve sol siyasi parti temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret İnisiyatifi adı altındaki bir birliktelik, kendi olanakları çerçevesinde eylemliliklerde bulunuyor.

Asgari Ücret İnisiyatifi, her pazar günü İstanbul’un çeşitli mekanlarında kitlesel basın açıklamaları düzenliyor. İnisiyatif temsilcileri, geçen ay da TBMM’de siyasi parti temsilcileriyle görüşüp taleplerini iletmişti.

Üsküdar’daki eylem

Asgari Ücret İnisiyatifi temsilcileri, geçtiğimiz pazar günü (17 Mayıs 2026) Üsküdar'da kitlesel bir basın açıklaması yaparak asgari ücrete, tüm ücretlere ve emekli aylıklarına ara zam yapılması taleplerini dile getirdi.

İnisiyatif, ücretlerin gerçek enflasyon ve milli gelir baz alınarak yılda dört kez güncellenmesini istedi. İnisiyatif sözcüleri, asgari ücrete ara zam yapılana kadar her pazar bu eylemlerine devam edeceklerini belirttiler.

Bu etkinlik sırasında, “Emekçinin hakkı en az 70 bin”, “Tencere boşsa meydanlardayız”, “Asgari ücrete yeniden zam”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Birleşe birleşe kazanacağız” şeklinde sloganlar atıldı.

Bu eylemlerin daha güçlü olması ve sonuç alınması açısından örgütlü sendikaların, konfederasyonların kitlesel mücadelesi çok daha fazla önem kazanıyor…

1
Atilla Özsever 'ın Son Yazıları