Ali Rıza Aydın
Uyulan ya da uyulmayan yargı kararları
Yayın Tarihi: 21.01.2026 , 23:45 Güncelleme Tarihi: 23.01.2026 , 07:23
21 Ocak 2026 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Merkez Bankası (TCMB) tebliğiyle, 30.10.2025 günlü TCMB Meclisi Kararıyla ilgili olarak Ankara 25. İdare Mahkemesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararı gereğince, 30.10.2025 günlü kararın kaldırıldığı açıklandı. Anlamı şu: TCMB’nin bir faaliyet durdurma kararı hakkında idari yargıya yürütmeyi durdurma istemli dava açılıyor. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Bu yargı kararı üzerine TCMB faaliyet durdurma kararını kaldırıyor.
“Olağan, hukuka uygun bir işlem, yargı bir idari düzenlemenin yürütmesini durdurduysa, yürütmesi durdurulan bir düzenleme uygulanamaz, bunda ne var” denilecek. Doğru. İletişim deyişiyle bir yargı kararına uyulması haber niteliği taşımamalı.
Ancak, uyulmayan birçok yürütmeyi durdurma kararının, tedbir kararının, kesinleşen mahkeme kararının, yüksek yargı kararının, Anayasa Mahkemesi kararının, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararının bulunduğu ya da çifte standart uyulma/uyulmama uygulamalarının bulunduğu coğrafya ve zaman diliminde yaşandığında olağan bir işlem de dikkat çekiyor.
Yürütmeyi durdurma kararları, benzetme yapılırsa yalama olmuş durumda. İdareden genellikle “uygulamam, asıl kararı bekleyeceğim” yanıtı alınıyor. Ya da soL okurlarının bildiği, Ankara Beşevler’deki eğitim alanının hukuka aykırı biçimde ibadet hizmeti alanına dönüştürülmesi hakkındaki yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarının Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulanmaması ve plan işinin Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığına devredilmesi işleminde olduğu gibi inatlaşmalarla hukuk devleti ilkeleri yok edilerek hukuksuzluğun hukukla kılıfına sarılan bir politika uygulanıyor.
Merakla yazı girişindeki kararının ne olduğuna bakınca, Papara Elektronik Para A.Ş.’ye, “elektronik para ihraç etmek üzere verilen elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izninin” iptal edilmesi hakkında TCMB kararıyla karşılaşıyoruz. Burada kararların içeriğine girmeyeceğiz. Yazımızın konusu 30 Ekim 2025 günü başlayan bir faaliyet iptalinin iki buçuk ay içinde ilk derece mahkeme tarafından (9 Aralık 2025 günü) yürütmeyi durdurma kararı verilerek (21 Ocak 2026 günü) idare (TCMB) tarafından kaldırılması.
Özetle yargılamada ve yargı kararına uyulmasında ivedilik/ekonomiklikle karşı karşıyayız. İstenilen ve özlenen bir durum.
İster istemez faaliyette bulunma izni iptal edilen, bu iptal işlemi yürütmenin durdurulması kararına dayanarak lehine kaldırılan şirkete bakmadan geçemiyoruz. 2013 tarihli (6493 sayılı) “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” kapsamında kurulmuş bir finans şirketiyle, kararda adı geçtiği için adını yazmakta sakınca yok, Papara Elektronik Para A.Ş.’yle, finansal kapitalle karşı karşıyayız.
Sınıfsal okuma yaparsak, sermaye sınıfının yeniden üretimi için yargı ve idare ilişkili kurumsal seferberlik olarak anlatabiliriz konuyu.
Üretim ilişkilerinin hukuku, yargıyı ve idareyi, bütünüyle devleti etkilediğini; etkilenenlerin de üretim ilişkilerini etkilediğini biliyoruz. Yargı kararlarının egemen sermaye sınıfının ve iktidarının istek, gereksinim ve çıkarları doğrultusunda uygulanıp uygulanmaması konusu da buraya girer.
Burjuvazinin kendi hukuk ve yargı anlayışının altüst olması mıdır, piyasa serbestliğinin devlet ve hukuka uygulanması mıdır, bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler midir, sermaye lehine emekçiler ve kamuculuk aleyhine keyfilik midir? Denetimsizlik midir? Tartışıladursun…
Sömürücü düzende belirleyici olan kapitalizmin karakteri. “Kanun önünde eşitlik”, “yargı önünde eşitlik”, “hukuk devleti”, “bağımsız yargı” biçimsel ilkeleri kapitalizmin karakterine koşut çalışıyor. “Hukukun üstünlüğü”, “Ankara’da yargıçlar var” söylemlerine kaynak oluşturacak olumluluklar emekçi halk ve sömürülenler adına adalet için bir parmak bal bile değil.
Ekonomi politiği sömürü olan düzenle savaşımı aynı düzenin hukuk ve yargısı aracılığıyla yaparken düzen içine sıkışıp kalmamak, sınıfsal savaşımdan kopmamak gerekiyor.