Ali Rıza Aydın
Emperyalizmin sıcak halleri ve Küba
Yayın Tarihi: 26.08.2026 , 23:12 Güncelleme Tarihi: 27.08.2026 , 00:00
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Emperyalizm hem uluslararası kurumları ve hukukuyla hem devletlerle hem ulusal sınır tanımayarak şirketlerle ve yerel yönetimlerle hem her savaştan sonra hukukunu yazdığı savaşlarla; bunlardan kimi zaman bir kısmını, kimi zaman hiçbirini tanımayarak, tüm kurumsuzlukları ve kuralsızlıklarıyla doludizgin/dolu oyun, akıllı/deli sürdürüyor ilişkilerini.
Ve bu ekonomik ve emperyalist ilişkilerin ürünü olarak ulusal siyasetlerle, siyasal iktidarlarla, yasama ve yargı organlarıyla, akademik alanla, dernek-vakıf-sendika gibi örgütlenmelerle, milliyetçilikle, dinsellikle, legal ya da illegal dinsel organizasyonlarla, medyayla, akla gelecek gelmeyecek her türlü araç ve yolla buluyor işbirlikçilerini.
Ulusal siyasetlerle derken, düzen içi siyasi partilerce kimi zaman emperyalist ilişkilere karşıymış gibi tavırlar gösterilirken, örnek olarak 30 Ağustos Zafer Bayramı yaklaşırken emperyalizme karşı kurtuluş savaşını anımsayıp bu yönde anmalar yapılırken, emperyalistlerle, ABD’yle, NATO’yla ilişkilere devam edilmesini anımsatmak gerekir.
Bir de terörizm var. Dinsel, etnik, bölgesel her neyse terörizmi yaratıp sonra da onunla savaşım stratejileri geliştirmek de etkin yollar arasında. Savaş hukuku devre dışı kalıyor, vekalet savaşçıları ve keyfilik devreye giriyor. Suriye örneğinde olduğu gibi, terörist ilan edilen kişi, örgüt ya da devletler listeden çıkarılıveriyor.
Yakın tarihli gibi görülen ama İsrail’in kurulmasına kadar giden, “Nil Nehri’nden Fırat’a kadar” hedeflenen, “İranofobi” egemen duygusuna dayandırılan İran-İsrail Savaşı, Sevgili Mustafa Kemal Erdemol’un gerçekçi ve vurgulu anlatımıyla emperyalizmin sıcak hallerini anlatan çalışmalardan biri (M.K. ERDEMOL, Gölgeden gün ışığına İran-İsrail Savaşı, Yazılama Yayınevi). Gölge savaş, önleyici savaş, nükleer girişim, nükleer belirsizlik, garnizon devleti, çim biçme, cerrahi suikast, savaşlararası savaş, yönetilen çatışma, etno dinsellik, devlet terörü, kirli savaşım, ulusal güvenlik dengesi, bölgesel istikrar, toprak yutma, yayılmacı politikalar gibi birçok başlık ve kavramla, öz sözlerle devasa bir alanı anlatıyor Erdemol. Ve geçen haftaki yazımda değinip geçtiğim hukuklu hukuksuzlukta uluslararası durumun da vahim olduğuna ilişkin, Birleşmiş Milletlerde İsrail aleyhine, Küba lehine çıkan kararlar karşısında İsrail ve Küba’nın içinde bulundukları durum örneklerinden İsrail aleyhine verilen kararlara ve uluslararası hukuka aykırılıklara da giriyor.
Bir tarafta Filistin soykırımcısı, yayılmacı İsrail dururken, diğer tarafta abluka altında eritilmeye çalışılan eşitlikçi Küba’nın durumu soL okurları için bilinmez değil. Küba ABD tarafından ekonomik, ticari ve finansal ambargo altında soluksuz bırakılmaya terk edilmek isteniyor. Yıllarca bu ambargonun kaldırılmasının talep edildiği öneriler BM’ye sunuluyor, ABD ve İsrail’in reddine karşın ezici çoğunlukla kabul ediliyor ama her seferinde daha ağır kuşatma uygulanıyor. Aslında durum açık, bu bir politik ve yaşamsal kuşatma ve emperyalizm Küba kuşatmaları ve işe yaramayan oylamalarıyla insanlığı da kuşatma altında tutuyor.
Çok yönlü kuşatma altındaki Küba’nın gereksinmeleri çok, bunların çoğunluğu ivedi ve vazgeçilmez.
Jose Marti Küba Dostluk Derneğinin Küba Cumhuriyeti Devleti ile yapmış olduğu protokol kapsamında, Türkiye’deki resmi makamlardan alınan izinle, “Küba’ya Güneş Topluyoruz” sloganıyla bir dayanışma kampanyası başlatıldı. Bu kampanyayla Küba’nın güneş enerjisi üretimini arttırmak için sürdürdüğü seferberliğe, ivedi olarak da üç sağlık merkezine destek olunacak, güneş panelleri, inverterler, enerji depolama için bataryalar gönderilip çalıştırılacak, Küba’nın bu yaşamsal savaşımda galip gelmesini sağlayacak enerji dönüşümüne destek olunacak. Kampanya geniş bir katılımla başarıya ulaşmak üzere ancak hedefe ulaşmak ve bebekleri, hastaları kurtarmak için, düşmanca ve haince sürdürülen kuşatmayı kırmak için, emperyalizmin oyunlarını bozmak için son bir çabayla desteği artırmak, dostlara ve duyarlı insanlara duyurmak gerekiyor. (Jose Marti Küba Dostluk Derneği, Türkiye İş Bankası Meşrutiyet Şubesi IBAN: TR98 0006 4000 0014 2131 2503 79).
Küba; emperyalist zorbalığa, siyasi ahlaksızlığa, insan hak ve özgürlüklerinin yok edilmesine, işsizliğe, kapitalistlerin, toprak sahiplerinin ve diğer kan emicilerin sömürüsüne karşı savaşım verenlerin; işçi, çiftçi ve öğrenci örgütlerini kurarak sosyalist fikirlerin yayılmasını sağlayanların; Martí ve Fidel’in fikirleri özelinde, Marks, Engels ve Lenin’in toplumsal kurtuluş ve devrimci fikirlerini savunanların; insanın insanı sömürmesine dayalı bir rejim olan kapitalizme asla dönmeyeceğinden, insan onuruna yakışır şekilde ancak sosyalizmde ve komünizmde yaşayabileceğinden emin olanların yurdu.
Kapitalizmin, emperyalizmin hedefi daha fazla toprak yutma, daha fazla kâr ve rant, daha fazla sömürü ve emekçilerin egemenliğine ulaşacak yolları kapatacak politik kuşatma.
Onlar eşitsiz gelişmeyle, milliyetçilikle, dinsellikle sömürenlerin demokrasisi, özgürlüğü, barışı, adaleti derken, hukuk deyip hukuksuzlukla yol almaya yeltenirken birileri hâlâ kapitalizmi düzeltmek, emperyalizmle iyi geçinmek, burjuvazinin hukuksal yanılsamalarıyla yaşamak uğraşı içinde.
“Sorun”u sömürücü düzen bütünlüğüyle ve sınıfsallıkla tanımlamadan çözüm önerileri hep onların etkisinde ve sahte olacak. Onlar üretim araçlarını ellerinde tutmadan, emekçilerin sınıfsal savaşımlarını kırmadan yaşayamazlar. Emekçiler olmadan üretemezler, yutamazlar.
Kapitalizm ve emperyalizm insanın insanı sömürmediği düzen için savaşımla sona erecek.