Alman faşizmini yenen Kızıl Ordu’nun doğuya yönelerek Japonlarla savaştığını ve bu müdahalenin savaşın sonlanmasında kritik bir rol oynadığını çoğumuz hatırlamıyor artık.

Zaferden sonra üç ay ve Pasifik’te Sovyetler Birliği

Geçen hafta Sovyetler Birliği’nin faşizme karşı Avrupa’da zaferini ilan ettiği 9 Mayıs Zafer Günü kutlandı. Ancak 9 Mayıs’ın 2. Dünya Savaşı’nın sonlandığı tarih olmadığını biliyoruz. Pasifikte bir üç ay daha savaş sürdü.

Genellikte Pasifik savaşına ilişkin bilgimiz Avrupa’da yaşananlara göre daha sığdır.  Pasifik savaşının 1941 sonunda Japonların Pearl Harbour saldırısı ile başladığı ve ABD’nin 1945’te kullandığı atom bombalarıyla Japonya’nın teslim olduğu bir klişe olarak kulağımızda kalmıştır.

Oysa hikâye daha farklı, Alman faşizmini yenen Kızıl Ordu’nun doğuya yönelerek Japonlarla savaştığını ve bu müdahalenin savaşın sonlanmasında kritik bir rol oynadığını çoğumuz hatırlamıyor artık.

Ancak bu bizim belleğimizin zayıflığından değil, kitlelerin belleği üzerinde de bir sınıf mücadelesi sürer, eğer artık gerçekleri hatırlamıyorsak, bu Batı emperyalizmine bağlı ideologların, tarihçilerin ve gazetecilerin işlerinde başarılı olduğunun göstergesidir.

Oysa tarihimizi doğru hatırlama sorumluluğunun dışında bugün Pasifikteki gerilimi anlamak için de bu bilgilere ihtiyacımız var. 

Ayrıca o zaman Sovyetler Birliği’nin, bugün Rusya’nın meridyenler aşırı yüzölçümüyle, Avrupa ülkesi olduğu kadar Pasifik ülkesi olduğunu da gözümüzde canlandırmamız gerekiyor.

Japonya 1932’de aşağıdaki haritada görülen Mançurya’yı işgal ederek Sovyetler Birliği’nin kara komşusu haline gelir. Fanatik düzeyde anti-komünist olan Japon burjuvazisi 1936’da Hitler Almanyası ile Komintern Karşıtı Paktı imzalar. Sovyetler ve Japonya arasındaki ilk sınır çatışması 1939’da Japonya’nın yenilgisi ile sonlanır.

Ancak Sovyetler Birliği Almanya’nın saldırısı öncesi batı ve doğuda iki cephe arasında kalmaktan haklı olarak çekinir ve 1941’de Japonya ile saldırmazlık anlaşması imzalar.

Bu anlaşma İngiliz, Fransız ve ABD’ye ait sömürgeleri ele geçirmeyi hedefleyen Japonya’nın da işine gelir ve yine haritada görüldüğü gibi güney Pasifik’e doğru genişler.

Haritada 2. Dünya Savaşı esnasında 1942’ye kadar Pasifik cephesi görülüyor. Japonya’nın Mançurya’dan Çin’in içlerine doğru ilerlediği, Kore ve Tayvan’ı işgal ettiği ve Güney Pasifik’te Batı emperyalizmine bağlı sömürgelere doğru genişlediği görülüyor.

1943’te Almanların Stalingrad’da yenilgisinden sonra toplanan Tahran Konferansı’nda Sovyetler Birliği Almanlar tamamen yenilince Japonlara karşı savaşa gireceğine söz verir. Çok tuhaf bir durum vardır. Bir yandan Sovyetlerin Almanya karşısında yenilgisini isteyen ABD ve İngiltere Avrupa’da ikinci cepheyi açmak için ayak sürterken, bir yandan da Japonlara karşı üstünlük kazanmak için Sovyetlerin Pasifik savaşına katılması için ısrar etmektedir.

1945’in Şubat’ında Yalta’da Stalin, Churchill ve Roosevelt’in katıldığı ünlü konferansta, Stalin Almanya’nın kesin yenilgisinden üç ay sonra Japonya’ya savaş ilan edeceklerini bildirir.

Ancak kısa sürede savaşın gidişi değişir, ABD ve müttefikleri Japonya’ya üstünlük sağlarlar, artık Sovyetlerin katılımını istememektedirler.

Bir yerde Sovyetlere gözdağı vermek için Japonya’ya 6 ve 9 Ağustos tarihinde atom bombaları atılarak bir katliam yapılır. 

Bu savaşın sonu anlamına gelmemektedir, evet Japonya yenilmiştir, ama Mançurya’daki milyonluk ordusunu ana karaya çekerek yıllarca direnebilirdi. Ayrıca şimdiki gibi atom bombaları seri olarak üretilmiyordu, ürettiklerini aceleyle atmışlardı zaten.

Kızıl Ordu üç ay içinde Batı cephesinden Doğu Cephesine kayarak buradaki birliklere katılır. Ağustos başında 1,5 milyon Kızıl Ordu askeri, 3.700 civarı tank, 2.000 uçak savaşmak için hazırdır. Bu rakamlar savaşın çapını kavramak için yararlı olacaktır.

8 Ağustos’ta Sovyetler Birliği Japonya’ya savaş ilan eder ve 9 Ağustos’un ilk saatlerinde üç cepheden Mançurya’daki Japon ordusuna saldırılır. Kızıl Ordu büyük bir taktik başarı gösterir. Ayrıca Sakhalin’e ve Kuril Adalarına da girerler.

14 Ağustos’da Japonya teslim mektubu göndermek zorunda kalır.

Bu kısa sürede elde edilen Sovyet zaferi Japonya için ölümcül olur, çünkü Mançurya’da Japonya sadece büyük bir ordusunu kaybetmez, çok önemli bir sanayi bölgesini ve hammadde kaynaklarını da kaybeder. Savaşı esas sonlandıran faktörün bu yenilgi olduğunu hatırlamalıyız. Japon İmparatoru yenilgiyi halka açıkladığı konuşmadan atom silahlarından değil, Sovyetlerin savaşa katılmasından bahsetmiştir. 

Sovyet Ordusu ülkeleri fethetmek için değil, özgürleştirmek için ilerler, Kore yarımadasına kadar gelir. Oysa Batı emperyalizmiyle Japonya arasındaki savaş sömürgeleri yeniden paylaşma savaşıydı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

1945 Ağustos’unda Japon ordusu Kızıl Ordu’ya silah teslim ediyor.

Ağustos-Eylül 1945 aylarında Çin’de Sovyet askerleri

Kızıl Ordu ile savaşa katılan 1,5 milyon Sovyet vatandaşına Japonya Zaferi Madalyası verilir.

Japonya 2 Eylül’de ABD ve müttefikleri ile teslim anlaşması imzalar. Sovyetler Birliği ile bir resmi anlaşma imzalanmaz. Bu nedenle Japonların Rus-Japon Savaşları ile daha önce ele geçirdiği Kuril Adaları ve Sakharin Yarımadasının savaş sonunda Sovyetler Birliği’ne bağlanması halen Rusya ve Japonya arasında bir sorun oluşturuyor.

*** 

Şimdi tarihe hızlıca göz attıktan sonra günümüze gelebiliriz. Bugün Batı emperyalizminin Çin’deki sermaye birikimini değersizleştirme hedefiyle Pasifik’e bir askeri yığınak yaptığını biliyoruz. Ancak şu var, Pasifik’te Rusya ve Çin’in askeri güçlerini birleştirmesi durumunda askeri açıdan pek şansları olmadığının farkındalar. Muhtemelen bu nedenle Rusya için bir Batı cephesi açarak doğu cephesinden uzak tutmaya çalışıyorlar. Ukrayna, Belarus provokasyonları, NATO’nun büyük askeri tatbikatları, Karadeniz’in bir gerilim alanı haline getirilmesinin önemli bir nedeni bu olabilir. Sürekli Rusya’nın sinir uçlarına dokunarak Pasifik’e odaklanmasını engellemeye çalışmak diye özetlenebilir.