Sayfa yolu
‘Kamunun sırtına çok ciddi bir yük binecek’: Kasada olmayan para fon mağdurlarına nasıl dağıtılacak?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: Pexels
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 05.10.2026 , 13:55 Güncelleme Tarihi: 05.10.2026 , 14:09
Siyasi iktidar, fon skandalını mağdurların ağzına bir parmak bal çalarak kapatmaya çalışıyor.
Haftasonu 1 milyon ve altı hesaplara ana paralarının enflasyon farkı da eklenerek Ekim ayı içinde ödeneceği haberleri yayıldı.
Ancak işin tüm sorumlularının tespiti, ifşası ve yaptırımlar konusunda henüz dikkate değer hiçbir adım atılmadı.
Sektörün içinden bir uzmana fon skandalında gelinen noktaya ilişkin sorularımızı yönelttik.
Ortada bir dolandırıcılık mı var? “Kitaba” ya da “mevzuata” uygunluk açısından ne söylenebilir? Neye göz yumuldu?
Evet, ortada net bir dolandırıcılık var. Ama tabii bu dolandırıcılık, basit bir zimmete para geçirme ya da pozisyonların karşılığının alınmaması gibi düşünülemez. Mevzuatın arkasından dolanarak organize bir piyasa dolandırıcılığı diyebiliriz. İşlemlerin gerçekleşme aşamalarına baktığımızda, müdahalenin çok geç olmasından kaynaklı olarak mağduriyet yaşayan insanların sayısının arttığı açıkça görülmektedir.
Mağduriyet yaşayan insanları şöyle anlatmak isterim: İnsanlar, TEFAS'a (Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu) açık, getirisi diğerlerine göre daha yüksek bir fona çocuklarının okul taksitini, ödemelerine kadar maaşlarını, esnafsa 10 gün sonraki ödemesine ayırdığı paranın bu kısa süredeki getirisini düşünerek söz konusu fonlara para yatırdı. Yani insanlar, açıkçası biraz olsun daha rahat nefes almak adına bu fonlara paralarını yatırdı. Bu krizden de en çok etkilenenler onlar.
Düzenleyici ve denetleyici kurumlar, sermaye piyasalarındaki riski de kontrol etmekle yükümlüdür. Olağanüstü fiyat hareketlerinden de kaynaklı olarak, henüz kriz çok daha küçük ölçekliyken müdahale edilip durdurulması çok basitti. Zaten sosyal medyada birçok finans profesyoneli bu müdahale ihtiyacına dikkat çekmişti. Olayın bu boyuta gelmesi, her şey bir yana piyasadaki birçok kontrol mekanizmasının iflas ettiğinin göstergesidir.
Sermaye piyasalarında eğer bir pozisyon alıyorsanız, bu pozisyon çıkışını hesaplamak zorundasınız; özellikle de fon yönetimi gibi bir iş yapıyorsanız. Mevcut durumda oluşan pozisyon çıkışı imkânsızdır. Defter değerinin bin kat üzerinde değerlenen bir hisse senedinin, böyle bir kriz sonrasında alıcı bulması imkânsızdır. Fonların büyüklüğü ile taşıdığı hissenin tahta derinliği arasındaki uçurum görmezden gelindi.
Şimdi, bu dolandırıcılık olayları tartışılırken şöyle bir şeye gidiliyor: Aslında kapitalizm düzenlenebilir, denetlenebilir bir sistem ve eğer denetim kurumları başarılı çalışırsa bir kriz yaşanmaz. Bu yanılsamaya kapılmamak gerekiyor; çünkü kapitalizmde açığa çıkan değer çok büyük oranda fiktif işlerden, işlemlerden kaynaklanmaktadır. Değerin üretim bağlantısı zayıflamakta, yer yer kopmakta, gün geçtikçe sadece sanal bir ortamda kalma oranı artmaktadır. Bu yaşadığımız örnekte, yaratılan fiktif değerin kabul edilen standartların çok üzerinde olmasından kaynaklanan bir kriz çıkmıştır. Fiktif ya da sanal değer her durumda nihai olarak emekçilerden çalındığı için tolere edilebilir bir düzeyden söz etmek anlamsız. Ancak bu tür örneklerde insanca yaşama ihtimalinin çalınmasının ötesine geçildiği, insanların doğrudan yaşamına kastedildiği söylenebilir.
Bu krizin merkezindeki ve akıl almaz değer kazanan fonlardan birinin “kapalı fon” olduğu açıklandı. Kapalı fon nedir? Hiç bilmeyenler için bile çok kurgulanmış olduğu belli bir varlığın şüphe yaratması gerekmez miydi?
Bu krizde bahsedilen kapalı fon tanımını şöyle açıklayabiliriz: Halka arz edilmeyen, yalnızca Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onaylı içtüzüğünde belirtilen kişi, kurum veya dar bir yatırımcı grubuna (örneğin bir ailenin üyelerine veya bir holdingin çalışanlarına) tahsis edilmiş fonlardır. Bu fonların alınabilmesi için öncelikle nitelikli yatırımcı statüsünde olmak gerekir. Ve portföy yönetim şirketiyle özel bir sözleşme imzalanması sonrasında alınabilir. Ama tabii ki bu fonlar da düzenlemelere tabidir.
Tera Yatırım’a ait, tasfiye sürecindeki TLY fonu, bir kapalı fonken çok yüksek getiriler sonrasında halka arz edildi. Yatırımcıların şüphe duymasından önce bu fonun halka arzına izin verenlerin çok aşikâr olan riski görmesi gerekirdi. Eğer bu şekilde yapılandırılmış fonun arzına izin verilmemiş olsaydı, herhangi bir mağduriyet yaşanmayacaktı. Onaylayanlar açıkça suçludur ve bugün aynı kişilerin bu krizi çözmeleri, ceza yazmaları, şirketleri denetlemeleri beklenmektedir.
Hesap başına 1 milyon lira ödeme yapacağı açıklandı. Fonlara 1 milyon ve altı ana para koyan yatırımcı sayısının 355 bin olduğu söyleniyor. TÜFE de uygulanacağı belirtiliyor. Bu şekilde küçük yatırımcıların mağduriyeti giderilmiş oluyor mu?
Bu uygulama, ilk bakışta küçük yatırımcıyı korumak ve toplumsal infiali önlemek adına iyi niyetli bir adım gibi görünse de ortada basit bir matematiksel gerçek var: Başta Tera Yatırım’ın fonları olmak üzere, mevcut fiyatlardan tasfiyesi imkânsız portföyler bulunuyor. Üstelik bu portföyler, menkul kıymet tercihli repo işlemleriyle "çöp" tabir edilen hisse senetlerini teminat göstererek borçlanmış durumda. Hisse senetlerinin değerinin düşmesiyle birlikte bu borçlar ödenemeyecek, dolayısıyla fonlar kaçınılmaz bir temerrüt sarmalına girecek.
Fonun değeri kâğıt üzerinde manipülasyonla şişirildi, yani aslında ortada o kadar para hiçbir zaman var olmadı. Olmayan bir paranın (şişirilmiş değerin) bir kısım yatırımcıya "gerçekmiş gibi" ödenmeye çalışılması, kamunun sırtına çok daha ciddi bir yük bindirecek.
Desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
Kim bu foncular?
Fonları tasfiye edilen ve işleme kapatılan 7 şirketin sahipleri, hissedarları kimler?
- Tera: Tezmen ailesi, arka planda Garipoğlu ailesi ile ilişkileri olduğu söyleniyor. Fon tasarımı ve bir tür “finans cinliği”nin merkezinde Emre Tezmen yer alsa da, babası Oğuz Tezmen, eski Türkiye’nin de yeni Türkiye’nin de nüfuzlu isimlerinden. Çiller hükümetinde seçim bakanlığından Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Genel Koordinatörlüğüne hem bürokraside hem de sermaye çevrelerinde nüfuzlu biri.
- Hedef: Gökalp ailesi. Son süreçte Namık Kemal Gökalp soruşturma kapsamına girse de özellikle Mehmet Ziya Gökalp’in birçok açıdan suç sayılabilecek bir dizi işlemde dahli var. Grubun yeni Yönetim Kurulu Başkanı olan Ziya Gökalp’in kariyerinde Yeni Şafak Genel Müdürlüğü, Merkez Bankası Denetleme Kurulu üyeliği gibi görevler de yer alıyor.
- A1 ve Pardus: Güler ailesi/Güler Yatırım Holding. 2024’te hayatını kaybeden Murat Güler’in kurduğu Başkent Menkul Kıymetler’den doğan şirketler. Güler, sermaye piyasası faaliyetlerine diğer bir vurgun alanı yenilenebilir enerji yatırımlarını da eklemiş.
- Bulls: Kemal Akkaya ana hissedar, Oyak Yatırım’da uzman olarak başladığı “borsacılık”tan her tür fırsatı değerlendirip patron olmuş bir isim. Bu yapıdaki esas ismin Enver Çevik olduğu söyleniyor. Enver Çevik’in YK Başkanı olduğu Lydia Holding ve Kültür ve Turizmi Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu’nun eşi Neslihan Mumcu da şirkette yüzde 33 civarı hisse ile ortaklar arasında. (Kemal Akkaya aynı zamanda Dünya gazetesinin ait olduğu Dünya Holding’in ve Çevik’in Lydia Holding’inin yönetim kurulu üyesi.)
- Atlas: Altınbaş Ailesi, büyük oranda belirleyici Nusret Altınbaş. Borsa’da özellikle Akdere ile çok fazla manipülasyon yapmasıyla biliniyor. Alnus Yatırım’ın da sahibi. Bu süreç başlamadan önce küçük bir ceza verilip şirketlerden uzaklaştırılmıştı.
- Pusula Holding: Serdar Turhan/ Sait Aytaç/ Muhammed Yarız.
- Ufuk Yatırım: Enver Çevik ana hissedar. Çevik de kariyerine sermaye piyasaları uzmanlığıyla başlamış. YK Başkanı olduğu Lydia Holding’in sermaye piyasası faaliyetleri dışındaki önemli faaliyet alanı “yeşil enerji”. Yüksek getirili, hızlı nakit yaratan ve tabii garantili işler peşinde koşanlar için ideal ikili.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.