Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kavga büyüyor, asıl gerçek gözden kaçırılıyor: Fon vurgunu AKP içi savaşın neresinde?

Toplam büyüklüğü 900 milyar lirayı bulan bir fon vurgununu konuşuyoruz. Birileri milyarlarca lirayı cebe indirip ortadan kayboldu. Faturası da halka kesilecek, burası kesin. Ancak tartışmanın ve vurgunun bir de AKP içi boyutu var ki, ciddi bir kazan da orada kaynıyor. Tüm bu tabloda asıl gerçeğin üzeri yine ustalıkla örtülüyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 22.09.2026 , 11:05

Can Holding operasyonu şimdilerde unutuldu.

Çok büyük paraların, “kara paranın” sistem içine sokulduğu, bu paralarla televizyon kanalları ve üniversiteler alındığı konuşuldu.

Ancak sonrasında iş bir “kara para” operasyonundan AKP içi savaşa dönüştü.

Adı geçen isimlerin önemli bir bölümünün AKP içinden “hatırlı” dostları vardı.

Mesele hızlıca AKP içi bir savaşa dönüştü.

Şamil Tayyar çıkıp Akın Gürlek’e inanılmaz bir baskı olduğunu söyledi, hedefe de Mehmet Uçum’u koydu.

Sonra ne oldu?

Operasyonun Habertürk dolayımıyla Hakan Fidan’ın önünü kesmek, uyarmak için yapıldığı iddiaları ortalığa saçıldı.

Sonra?

Mesajlar verildi, kavgalar edildi, ciddi paralara, şirketlere el konulduğu söylendi…

Sonra?

Operasyonda tutuklanan herkes serbest bırakıldı.

Bu hatırlatmayı yapmamızın nedeni şimdi yine bir vurgun gündemini yine AKP içi gerilimle ve benzer isimler üzerinden okuyoruz.

Ve yüksek olasılıkla öykü yine benzer bir sonla bağlanacak.

Gelin şimdi ortaya çıkan ayrıntılara yakından bakalım.

Fon vurgununun ardındaki kavga

“Fon Vurgunu ve Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü dosyaları üzerinden bir çatışma yaşanıyor. Peki çatışma kimler arasında yaşanıyor? Akın Gürlek ve Hakan Fidan.”

Bu iddianın sahibi CHP’li vekil Deniz Yavuzyılmaz.

İddiaların merkezinde ise yine AKP içi liderlik savaşı var.

AKP içinde lider adayı olan isimler, yine iddiaya göre Bilal Erdoğan’a rakip olabileceği söylenen isimler, yargı sopasıyla karşı karşıya kalıyor. Söylenen bu.

Bu haberde gündemimiz Kozinoğlu değil, o nedenle fon vurgunu üzerinden devam edelim.

Ortada 900 milyar liralık devasa bir vurgun var.

Büyük başları geçelim, dolandırılan, tüm birikimi uçurulan binlerce yurttaş var.

İşin burası kimsenin umurunda değil.

Herkes ortaya çıkan sopayı kendi mevzi kavgasının aparatı olarak değerlendiriyor.

Örneğin Gürlek’e karşı olan AKP içi ekipler, hızlıca operasyonu ona bağladı.

Gürlek’in eşi SPK üyesiydi, buraya şimdiye kadar dokunulmamasının ardında da bu var dediler.

Bir diğer ekip ise doğrudan Mehmet Şimşek’i hedef aldı, yine SPK üzerinden. Sorumluluk ve suç ondaydı, her şeyi görmesine rağmen müdahale etmedi dediler.

Buna dün AKP’nin sosyal medyadaki resmi ekonomi hesabı da eklendi ve SPK görev hatırlatması, Şimşek karşıtlığı üzerinden sunuldu.

Şamil Tayyar ve cezaevinden daha yeni çıkan ve bir daha girmek istemeyen Rasim Ozan Kütahyalı, Gürlek’in eşini savunan paylaşımlar yaptılar.

Öyle ya, "Gürlek bu konuyu 2025’te savcıyken fark etmiş, yazı yazmış" dediler.

"Suçlu adım atmayan Gürlek değil, Şimşek" demiş oldular.

Çünkü dışardan bakınca AKP’de koruması en zayıf olan isim Mehmet Şimşek. 

Zaten Yeni Şafak hemen her gün tam da onu hedef alarak haber yapıyor.

Yani bir açıdan kolay lokma olarak görülüyor, öyle olup olmadığından bağımsız olarak.

Herkes cebini dolduruyor, iktidar kavgasında kendilerine yeni mevziler elde ediyor, savaşta dökülenler oluyor, yeni ittifaklar kuruluyor ve yeni kavga başlıkları gündeme geliyor. Yaşananları özeti bu aslında.

Peki, tüm bu kavgada gözden kaçan şey ne?

AKP içi güç savaşı, Erdoğan sonrasına hazırlık işin bir yönü.

Kavganın bir yanının burada koptuğu kesin, burada işlerin rayından çıkma ihtimali olduğu da. Dün Şamil Tayyar açık açık "kelle almak lazım" demeye başladı, bu kellelerin nereye uzanacağını tahmin etmek şimdilik güç.

Ancak tüm bu tabloda hiç konuşulmayan şeyler var.

Ortada tam da bu düzenin ruhuna uygun çok büyük bir vurgun var.

Bilebildiğimiz kısmı, 900 milyar liralık bir vurgun yapıldığı. Bu vurgunu yapıp kimlerin cebinin dolduğunu saklamaya devam edecekler, bu kesin.

Diğer yönü ve hiç konuşulmayan kısmı ise "büyük başlardan" olmayan ve bir anda elindeki tüm birikimini kaybeden binlerce kişi. 

Şimdi her yanda bu saadet zinciri ve ponzi ağına nasıl düşüldü deniyor. Oysa bir şey unutuluyor, bu düzenin kendisi bataklık, bu düzenin kendisi ponzi. Ve o bataklığın tek bir kuralı var, sadece zenginler kazanır.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, ortaya çıkan bu karmaşık tabloyu dün soL TV'deki Komünist Bakış programında değerlendirirken önemli ifadeler kullandı.

Hatırlatalım:

"Bu karmaşayı bir şekilde sadeleştirmek zorundasınız. Sadeleştirirken de gerçeklerden kopmamak zorundasınız. Bunu sağlayan elde tek bir anahtar var. Yemen'deki meseleyle fon meselesini, Kozinoğlu soruşturmasını, yoksulluğu birbirine bağlayan bir şey var: Sermaye egemenliği. Bu bakış bize büyük bir avantaj sağlıyor. Türkiye'de şimdi yönetenler de sürüklenmeye başlandı. Bu sürüklenme hali inanılmaz tehlikeli. İşler her zaman bizim emekçi halkımız için kötü gitti, kötü gidiyor. Bu sistem zarar veriyor, nüfusun çok büyük bölümüne. Ama şu anda topyekün sürüklenmekte olan bir ülke görüntüsü veriyoruz. Burada toparlayıcı ve yapıcı unsur bu sürüklenmenin sorumlusu olan sermaye düzeniyle hiçbir çıkar ilişkisi olmayan toplumsal kesimlerdir."

Mesele gerçekten de tam olarak bu değil mi?


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.