Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Kemal Okuyan: Borsanın kendisi soygun, zengine kaynak aktaran bu düzeni teşhir etmek yetmez

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, gündemdeki "fon soygunu"nun münferit bir suç değil, sistemin kendi doğası olduğunu vurguladı. Borsanın yasal bir kumardan farksız olduğunu belirten Okuyan, AKP iktidarının soruşturmayla kendisini aklayamayacağını, asıl yapılması gerekenin finans piyasalarının meşruiyetini sorgulamak ve sömürü çarkına karşı örgütlü mücadeleyi büyütmek olduğunu söyledi. "Önlem almaya çalışıyorlar ama dağılma hali de devam ediyor, üstelik yeni başlıklar da açılabilir" diye konuştu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 29.09.2026 , 00:02

soL TV'de yayınlanan "Komünist Bakış" programında bu hafta "fon soygunu"nda konuşulmayanlar masaya yatırıldı.

Gazeteci İrem Yıldırım'ın sorularını yanıtlayan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan programa soygunun ortada "suç" olduğu için polisiye kısmının konuşulduğuna ancak mekanizmanın kendisinin bir soygun olduğuna değinilmediğine dikkat çekerek başladı.

"Normali soygun olan bir sistem, mekanizma var. Bir de bu mekanizma içerisinde ek bir soygunla karşı karşıyayız. Bu soygunun ortaya çıkan ve çıkmayan faillerinin araştırılması, konuşulması son derece doğal. Bu gazetecilik alanının, siyasetin ve yargının görevi. Çünkü ortada çok büyük bir soygun var. Büyük paralar döndü. Birilerinden çıktı bu paralar soygunun asıl muhatabı ülkenin tamamı. Miktarlar sadece 'küçük yatırımcılar'dan ibaret değil. Toplumdan kaynak aktaran bir sistem var karşımızda" dedi.

Geniş anlamıyla "borsa" denilen yapıyı anlatan Kemal Okuyan, "Sömürü mekanizmaları artı-değer yani işçinin yarattığı ancak işçiye ödenmeyen kısım üzerine kurulu. Bir de bu artı-değer pastasından üretime dahil olmayan finans piyasası pay alıyor. Sanal değerler sistemi üzerinden bir para alışverişi bu" diye konuştu. Bu mekanizmaların sermaye birikim süreçlerine yardımcı olduğunu hatırlatan Okuyan, "Yurttaşların küçük birikimlerini alıyorlar. Bu birikimlerin bir bölümünden kişisel zenginlik elde eden var, bugün gördüğümüz gibi. Ama onların bir bölümü 'sermaye' olarak sisteme dönüyor. Belki yatırıma dönüşüp üretim süreçlerinin bir parçası haline geliyor. Burada bir kaynak aktarım mekanizması var" ifadelerini kullandı. 

'Borsanın bahisten farkı yok'

Kemal Okuyan şöyle devam etti:

"Bunun 'bahis' dediğimiz, 'yasal kumar' denilen olgudan hiçbir farkı yok. Yasal bahiste oynanan paranın yüzde 80'i oyunculara geri dönüyor. Kalanı aracılarla birlikte bahis şirketlerine kalıyor. Yani 10 lira koyuyorsan her işlemde 2 lira kaybediyorsun. Bu acayip bir soygun değil mi? Kazanıyorsan vergi de alıyorlar. Bir kaynak aktarımı bu, yoksuldan alınıp zengine aktarılıyor. Bir de devlet yeni bir vergi kanalı yaratıyor. O vergiler de zenginlere gidiyor. Bizdeki borsa da böyle.

Modern anlamıyla borsa dediğimiz mekanizma 17. yüzyılın başında Amsterdam'da ortaya çıktı. Ve baharat ticareti üzerine kurulu bir şirketin uygulamasıydı, birileri kısa sürede zengin oldu. Sonra korkunç paralar battı. Çoğunluktan azınlığa zenginlik transferi oldu. Bu işin özü bu. Ciddi bir soygun bir mekanizması var ve yasal. Peki nereye kadar? SPK, KAP gibi düzenleyici kurullar var. Ekonomiye bir katkı koymadan zenginlik transferi olan bir mekanizma kurallı olabilir mi? Bir yerde böyle bir mekanizma kurulduysa soygun zaten vardır. Wall Street'te benzer barbarlıklar 1920'lerde çıkmış. Bizdeki o dönem tanık olunan bir operasyon. Ne varsa alma üzerine kurulu. Çok küçük birikimleri olan birçok kişi kazık yedi. Bu kazığın peşine düşülmeli ama üzülerek söylüyorum olayın özü bu.

Bu türden kaynak transferi için kullanılan 20 küsur yöntem çıkardım. Özelleştirmeler, vergi sistemi gibi. Ama bir bölümü çok örtülü ve yurttaşların pek dikkatini çekmeyen şeyler. Bu işin doğası bu. Birileri parayı bu işlerden anlamayanlardan emer. Bunun konuşulması lazım ancak konuşulmuyor. İktidarın büyük sorumluluğu var doğru. İşin süper soygun kısmı konuşulsun ama kimse temiz borsa beklemesin. Temiz kumar olur mu? Bu sistem iktidarıyla, mekanizmalarıyla yurttaşlara propaganda edildi."

'Finans piyasası dünyanın en çürümüş şeyidir'

Söz konusu sistemin özünün toplumun, yoksulların kaynaklarını zenginlere aktarmak üzerine kurulu olduğuna dikkat çeken TKP Genel Sekreteri, "Bu sömürü mekanizmalarının parçası ama ek olgular. Çünkü ortada bir üretim yok. Bir bahis şirketi ne yapıyor da parayı kazanıyor? Finans piyasası dünyanın en çürümüş şeyidir. Parayla para kazanan kesimlere 'parazit' dendi. Çok doğru bir tanım bu" dedi.

Yurttaşların emek vermeden, kısa yoldan para kazanmasının ahlaki olmadığını vurgulayan Okuyan, "Bu ne ahlaki ne de buradan bir kurtuluş var. Yurttaşlarımız intihar ediyor yoksulluktan. İntihar etmemek için kumar oynanmaz, mücadele edilir. Bizim önereceğimiz budur. Emeğine, ülkesine, çocuklarına sahip çıkmak... Bunlar için uğraşılır" ifadelerini kullandı. Para kaybeden yoksulların zararının ödenmesi gerektiğini ancak bu sistemin sorgulanması, buradan çıkış olmadığını da anlamak gerektiğini söyledi. Ve ekledi: 

Kimse 'bu sistem tuzak, girmeyin' demedi. Herkes 'eskiden daha iyiydi, denetim vardı' diyor.

'Hazırlıksız yakalandılar, panik yaşanıyor'

Bu durumun sistemi bilenler açısından beklenen bir sonuç olduğuna işaret eden Okuyan şunları söyledi:

"Birden fazla tez var: Kaçınılmaz olarak patladı. Diğeri iktidar kendi bünyesinde temizliğe başladı. Bir diğeri iktidar içi hesaplaşma. Diğeri ise iktidarı güç duruma düşürme çabası gibi. İktidarın kendini temizlemesi olasılığı örneğin, hiç gerçekçi değil. Zaten uzun süredir biliyorlarmış. Ama ne olursa olsun yapabilecekleri şu: Bazı isimleri günah keçisi yapmak ve soygun mekanizmalarını biraz daha kurallı hale getirmek için kimi girişimlerde bulunmak. Bunu dahi yapacaklarından şüpheliyim çünkü hazırlıksız yakalandılar.

Bir soruşturma var, bürokrasi biliyor ancak meselenin önemli bir aktörü olan AKP'nin Genel Başkan Yardımcısı önemli bir ziyarette ABD ziyaretinde Erdoğan'ın heyetinde. Ve hiçbir önlem yok. Bugün çoğunluk hisseleri kamuya ait büyük bir sigorta şirketine tedbir kararı kondu sonra kaldırıldı. Böyle bir hata yapılmaz. Çünkü absürt. Devlet elindeki şirkete tedbir koyup kaldırıyor. Bunlar bir panik yaşandığını gösteriyor.

'AKP'nin Genel Başkan Yardımcısı'nın daha önceki görevi bu sistemin aynasıdır'

AKP'nin o Genel Başkan Yardımcısı eski bakanlardan biriydi. Ne yapıyordu o bakanlık, vaaz veriyorlardı topluma, ailenin önemi, ahlak diye. Bizim ahlaktan anladıklarımız farklı. Bir tanesi başkalarının sırtından geçinmemektir. Öyle bir soygun var ki, belli ki topluma bunlardan söz ederken, bir yandan da zenginliklerine zenginlik katmak için kafa yoruyorlarmış. Bu kişinin daha önceki görevi bu sistemin aynasıdır. Geldiğimiz yer budur."

'AKP buradan ciddi bir yara aldı'

"Bu patlak sistemin iddia ettiği önlemlere sahip olmadığını gösterdi. Bu sistemde kurulan mekanizmalar, manipülasyonun hatta spekülasyonun önüne geçme iddiasıyla kuruldu. Burada göz göre göre yapılmış" diyen Okuyan, işin içerisindeki isimlerin bu sistemi en iyi bilen isimler olmasının da tesadüf olmadığını kaydetti. Okuyan şöyle devam etti:

Asıl sorun, AKP buradan ciddi bir yara aldı. Ortada sadece bir istifa var, bunun bedeli bu olamaz. Abdülkadir Selvi 'Muhalefet yapmadı üzerine gidiyorlar' diye yazdı. Neyin üzerine gidiliyor? Tera ve diğer kurumların içine girdiği bu soygunun dolaylı yoldan ilişkilendiği bütün sorumluların görevden alınıp yargılanması gerekir. Maliye vergi toplarken bu rakamların altındaki hareketlere sahip küçük şirketlerin tepesine biniyor. Bu yatırımcıların, oyuncuların hareketleri takip edilmiyor mu? İnternette yayınlanan her şeyi takip eden bekçiler var. En az 8-9 isim ayrıntı vererek buradaki balonu ihbar etmişler zaten. 

Yani 'kendimizi temizliyoruz' masalı anlatmasınlar. Ciddi bir şekilde iktidar inandırıcılığından yitirdi. Bunu nasıl toparlarlar? Memlekette 'Erdoğan iyi, çevresi kötü' hikayesine inanan çok. Sonuçta Erdoğan bu süreçten kendisini güçlendirerek çıkmayı deneyebilir, bunun belirtileri var.

'Bu bir soygun ve teşhiri yetmez, buna karşı mücadelenin örgütlenmesi gerekiyor'

Özellikle yurttaşlarının birikimi üzerinden patlayan bu skandala ilişkin mağduriyetin nasıl giderileceğine ilişkin kimi öneriler bir süredir gündemde. Kemal Okuyan konunun bu kısmının zamana yayılacağını vurguladı. 

Finans piyasalarının güven kaybettiğini söyleyen Okuyan, "İnceliyoruz diyecekler, mağdurlara çare bulacağız diyecekler. Belki sınırlı bir kesiminin zararını tedbir uygulanan kurumlar üzerinden karşılayabilirler. Ancak burada kim mağdur sorusunun yanıtı çok karmaşık" şeklinde konuştu. 

Okuyan şunları söyledi:

"Vicdan sahibi, ülkeyi seven birisi bu soyguna yataklık eden mekanizmayla ilgili işlem yapılmasını talep eder. Finans piyasasının meşruiyetinin sorgulanması lazım. Kapatılsın demek gerçekçi gözükmüyor ama öte yandan bunları da talep etmeye başlamak lazım. Ülkeye tek faydası bu sistemin, kaynak aktarımı. Başka bir işlevi yok. Bir tür genellikle yoksuldan alınan vergi gibi düşünelim.

Bu konuya sürekli eğilen iki hocamızdan bahsetmek istiyorum: Aziz Konukman ve Oğuz Oyan. Türkiye'deki para akışı tamamen kayıt altına alındı değil mi? Nakit para neredeyse yok. Dolayısıyla şu beklenir; Türkiye'deki vergi gelirlerinin toplam gayri safi milli hasıla içerisindeki yerinin artması gerekir. Artmıyor. Niye? 'Kayıtdışı ekonomiyi yok edeceğiz' denildi. Toplam vergi artmıyor. İşçiden direkt kesiyorsun, tüketimden alıyorsun. Buralarda kaçak olamaz. Kaçak nerede? Kaçak istisnalar ve muafiyetler üzerinden oluyor. Kime bu, patronlara. Sürekli artıyor. Bu da bir kaynak transferi ve büyük paralar. 

Dolayısıyla ister bahis ister borsa ister Hazine arazisi satışı isterse ihaleler olsun, bunların tamamında, normal sömürü mekanizmaları dışında, dolaylı yöntemlerle sermaye sınıfına kaynak aktarıyoruz. Bu bir soygun ve teşhiri yetmez. Buna karşı mücadelenin örgütlenmesi gerekiyor. 'Bu ekonominin doğasında olan bir şey' denebilir mi? Niye üretiriz? İnsanlık refah için, bolluk için, eşitlik için üretir. Bütün bu mekanizmaların değişmesini talep etmemiz gerekiyor ve bu sistemin değişmesiyle mümkün. Yurttaşlarımızın anlaması gerekiyor; 7-24 soygun var. Bazıları da zorunlu tutulmuş. Bu patlayan küçük bir nokta. Buna artık itiraz edilmeli, niye normal karşılıyoruz? Çok sevdiğiniz piyasa ekonomisi bu işte. Sistem bu.

Sürekli büyüyen bir ekonomi, sürekli artan kârlar ve süreklilik kazanmış başka bir olgu daha yoksulluk... Bize masal anlatmasınlar. Yastık altındaki paralar niye bu toplum için değil de soyguncular için değerlendiriliyor? Bu genel soygunun, fırsat ortaya çıkmışken sorgulanmasında yarar var. Çok düşük gelirliler ille de borsada şansını denemek istiyorsa da, eh, kabahatin bir kısmı da orada. Bunu söylemek zorundayım."

'Akın Gürlek ön plana çıktı, AKP içi dengelerde daha fazla rol üstlenmeye başladı'

AKP'nin kendini temizlemesi konusuna geri dönen TKP Genel Sekreteri, "Burada bir aktör giderek ön plana çıkıyor; o da Adalet Bakanı Akın Gürlek. Zaten bakan olmadan önce de epey bir ünlenmişti, ağırlığı oldu. Burada da ağırlığı var. En çok açıklama yapan o. Bu konuya ilişkin Mehmet Şimşek'ten daha çok açıklama yapıyor. Görev alanına giriyor ama Gürlek görev alanına girmeyen başlıklarda da öne çıkmaya başladı" dedi. Okuyan şunları kaydetti:

ABD'ye BMGK için gidilen heyette Akın Gürlek de vardı. Bir Adalet Bakanı'nın yurtdışı temasları doğal. Ama kendi konusuyla ilgili olan temaslarda bulunması doğal. Akın Gürlek son ziyarette ABD'de Erdoğan'la bazı görüşmelere girdi ve o görüşmelerde Hakan Fidan yoktu. Dışişleri Bakanı yoktu. Polonya ile yapılan görüşmelerde örneğin adaletle ilgili bir başlık yok. Adalet Bakanı'nın sistem içerisindeki rolünün giderek artmakta olduğunu, AKP içi dengelerde daha fazla rol üstlenmeye başladığını da bir yere not etmek lazım.

Son soruşturmayı da Gürlek-Fidan arasındaki gerilime bağlayanlar oldu. Bunu göreceğiz. Ama dediğim gibi bu işin entrikalar, iç mücadeleler kısmı kadar konuşulmayan kısmı da önemli. Türkiye'de hiç değilse sorumlu iktisatçıların 'finans piyasaları ne işe yarar' konusunun daha fazla altını çizmesi gerekiyor. Herkesin yatırımcılara yol gösterip, tüyo verdiği dünyaya biraz dışarıdan seslenmekte yarar var. Burada bir soygun var. Ve son duyduklarımızla başlamadı. Parasını kaptıran yoksul insanlara bu piyasalarda 'aptal, keriz' deniliyor. Yurttaşlarımız buna izin vermemeli. Bütün o soygunculara, spekülatörlere meydan okumak gerekiyor. İnsanlar çaresizlikten bu tuzaklara düşüyorlar. 

Barış Terkoğlu ile söyleşi kitabında o da sormuştu; 'yollar, arabalar, köprüler yapılıyor, bunlara karşı mısınız' diye. Bunlara neden karşı olalım? En iyisini yapacak Türkiye işçi sınıfı. Türkiye'de bir devrimci iktidar ihtiyaç olan her şeyin en iyisini yapacak. Ama borsanın en iyisini yapmayacağız, kapatacağız. Soygun sistemi. Ve ihtiyaç olmayacak. Planlı bir ekonomide, sömürünün olmadığı bir ekonomide borsaya ne ihtiyaç var? Kumarı geçtim, bahis de olmayacak.

'Önlem almaya çalışıyorlar ama dağılma hali de devam ediyor, üstelik yeni başlıklar da açılabilir'

"AKP'nin bu şekilde devam etmesi mümkün mü? Bir dağılma hali var mı?" sorusunu da yanıtlayan Okuyan, "Bunu fırsata çevirmeye çalışacaklar, 'temizleniyoruz' diyerek ama kolay değil. Bir de öyle bir şeyle karşı karşıyayız ki, bu basit bir soygun, vurgun değil. Çok kapsamlı. Şirketler, kişiler, bürokrasiden gelme aktörler, siyaset bağlantıları var. Bunların, adı zikredilen isimlerden ibaret olduğu düşünülebilir mi? Belli ki, iyi hazırlanmış bir tezgahla karşı karşıyayız" dedi. 

"Buradan güçlenerek çıkamayacaklar çünkü zincir uzun. Bu meseleyi izole edemeyecekler" diyen Okuyan, bu meselenin kendisinin soygun üzerine kurulduğunun vurgulanması gerektiğini tekrar etti. Ve şunları ekledi:

Önlem almaya çalışıyorlar ama bu dağılma hali de devam ediyor. Örneğin 'bu iş patladığı andan itibaren meseleye el koyduk, bir sistematik dahilinde çalışıyoruz' görüntüsü vermedi iktidar. İşler iyi gitmiyor. Ne yaparsa yapsınlar buradan ciddi bir yara aldılar. Üstelik yeni başlıklar da açılabilir.

Deniz Göktaş'ın tahliyesi: 'Mizah gerçekle rekabet halinde'

Kemal Okuyan programın sonunda, hakkında tahliye kararı verilen ve 88 gündür şakaları nedeniyle tutuklu olan komedyen Deniz Göktaş'a geçmiş olsun dileklerini gönderdi. 

"'Yaşasın adalet' diyebilecek durumda değiliz, zaten son derece anlamsız bir süreçti bu. 'Mizahçının işi çok kolay Türkiye'de' denir, ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Mizah gerçekle rekabet halinde" dedi.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.