Orhan Pamuk 'eleştirememe'si, eleştirinin yasaklanması ve 'yüceltmen'ler

10/02/2017 Cuma
Orhan Pamuk 'eleştirememe'si, eleştirinin yasaklanması ve 'yüceltmen'ler

Dünyada büyüklüğü artık tartışılmayan yazarlar hakkında birçok olumsuz eleştiri bulabilirsiniz. M. Proust sıkıcı olmakla eleştirilir, kahramanın uykuya dalışını 30 sayfa anlatır.  F. Kafka bazılarınca bunaltıcı bulunur. J. Joyce’da bir yığın tuhaf bilmece vardır. V. Hugo Sefiller’i uzattıkça uzatmıştır; 80 sayfa Waterloo savaşını anlatmasa da romanda fazla bir şey eksilmezdi. Dünya edebiyatının köşe taşları sayılabilecek yazarlar hakkında birçok eleştiri metni vardır, hepsi halen tartışmaya açıktır.

*

Put yazarlar

Ancak Türkiye’de piyasa edebiyatının yazarları hakkında ana akım kültür-sanat organlarında tek bir satır olumsuz eleştiri bulamazsınız. Roman sanatının en temel ölçütlerini bile mumla arayacağınız bir yığın kitap hakkında piyasa edebiyatı/edebiyat piyasasının aygıtlarında tek bir cümle bile olumsuz eleştiri yer almaz.

Bu konuda verilebilecek örneklerin en başında Orhan Pamuk gelmektedir.

Bir yazarı eleştirmek yasak olabilir mi? Bir yazarın çıkardığı herhangi bir kitapla ilgili övgüler dışındaki en küçük bir edebi eleştirinin bile “cahillikle”, “sanattan anlamamakla” suçlanması neyin nesidir?

Bu ifadelerimde bir abartı var mıdır?

*

“Adam Nobel almış, ne gonuşuyonuz!”

Örneğin, kitaplarından biriyle ilgili son derece somut bir eleştirinin sosyal medyada “adam Nobel almış, gerisi laf” gibi bir yanıt alması sık karşılaşılan bir durumdur.

Nobel almışsa konuşulacak bir şey yoktur, eleştirilemez. Bu sosyal medyanın karmaşasındaki sıradan bir yanıttır. Sıradan yanıtlar böyledir de seçkin yazarlarda durum farklı mıdır?

Prof. Dr. Yıldız Ecevit,  kitabının “Orhan Pamuk’u Okumak ya da Okuyamamak” alt başlığında şunları yazar:

Kişisel düzlemde Orhan Pamuk’u okumak ya da okuyamamak sorunu olmayıp, okurun avangardist estetik konusundaki yetersiz donanımıyla ilgili olduğunu göstermektedir. …romanda, çağcıl avangardist sanat ürünüyle bütünleşebilmek için, estetik kuramla ve onun ardında yatan düşünsel boyutla da bütünleşebilmek gerekir. Modern sanat okuru/izleyicisi/dinleyicisi olmak özveri gerektirir(1).

Buradan anlıyoruz ki O.Pamuk’un kitaplarıyla ilgili bir sorununuz varsa avangardist estetik konusunda yetersizsiniz demektir. Avangardist estetik ile ilgili donanımınız varsa O.Pamuk’un kitaplarını sevmek zorundasınız; başka bir seçenek yoktur.  Son derece özgürlükçü bir yaklaşım!

*

O.Pamuk’u eleştiren faşisttir!

Bir başka örnek Boğaziçi Üniversitesi’nden iki akademisyenin yazdığı bir yazıdır:

Orhan Pamuk’un metinlerinin okuyucu nezdinde bir anlam ifade edebilmesi için dünya edebiyatıyla tanışık ve barışık olmak; yazarın Thomas Mann’la, Marcel Proust’la sohbet ettiğini bilmek ve bundan haz almak önkoşul. Uzun lafın kısası, Orhan Pamuk okumak entelektüel bir uğraş (2).

Özetle yazarlar, O.Pamuk’un metinlerini eleştiriyorsanız dünya edebiyatından bihaber olduğunuzu söylemektedir. Sanki T. Mann ya da Proust’u bir tek bu yazının yazarları okumuş! Bu özgüven karşısında gerçekten saygıyla eğilip şapka çıkarmak lazım!

*

Yazı şöyle devam etmektedir:

“Yasin Hayal’in ‘Akıllı ol’ tehdidi ile daha Kara Kitap’ın basıldığı dönemde bazı ‘solcu’ edebiyat eleştirmenlerinin yazdıkları arasında kan dondurucu benzerlikler var. İki tarafta da Orhan Pamuk Batı taklitçiliğiyle, oryantalizmle, kültür emperyalizmiyle, yerellikten kopuk olmakla ve 2007’de Genelkurmay’ın da ulus adına reddettiği ‘postmodern’likle suçlanabiliyor (2)”.

O.Pamuk’u yukarıda sayılan başlıklarla ilgili eleştirirseniz, "Hrant Dink’i tasarlayarak öldürmeye azmettirmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan biriyle benzeşmiş oluyorsunuz.

*

Bir başka özgürlükçü(!) yazı Birikim Dergisi’nden:

“Zira Ermeni ve Kürt meselesi gibi hassas noktalara değinmenin, hem de bunu dünya basınına malzeme etmenin basit karşılığı. Yalçın Küçük’ün infaz mangalığına soyunması, kimi çevrelerin onu yeni ve olası Yasin Hayallere hedef göstermesi, Kemalistlerin dil hataları avına çıkmasını böyle açıklayabiliriz. “Dil hataları” nedeniyle yapılan eleştiriler, siyasi değil edebi motifli olsa bile, bunu yukarıdaki dünya görüşünün bir uzantısı saymak, kanımca, mümkün (3).”

“Orhan Pamuk’a dönük hayırhah olmayan tutumun bir diğer nedeni de solun da içinde yetiştiği faşizan kültürden, maalesef, tam olarak kurtulamamış olmasıdır. Solcularımızın kahir ekseriyetinde bu çelişkinin izini görmek mümkündür (3).” 

“Belki de Orhan Pamuk’u sevmek, kendini sevmekle ilişkili bir hadisedir(3).”

Demek ki dil hatalarını ortaya koysanız ve sadece edebi eleştiriler yapsanız bile faşistsiniz.

Yazıda geçen “Belki de Orhan Pamuk’u sevmek, kendini sevmekle ilişkili bir hadisedir.” ifadesine ise inanın ne diyeceğimi bilmiyorum. “Kim bilir bunu yazacak ne yaşamıştır” diye düşünmeden edemiyorum. Ölçülü olmak, ölçülü konuşmak-yazmak, “elimizin yazdığını gözümüzün okuması” herkes için ne iyi olurdu!

*

Özgürlükçüyüz ama eleştiremezsin!

Bir ülkenin resmi devlet başkanına “sonun Kaddafi gibi olur” (4) diye tehdit mektup yazan, 2015 yılında “AKP hakkında söyleyeceğim en derin eleştiri boğaz gemilerini ve şehir hatlarının halka sormadan değiştirmesidir” diye açıklama yapan (5) bir yazara karşı “hayırhah olmayan tutum” alıyorsanız bu sizin faşistliğinizdendir ancak!

Tam da özgürlükçü! Birikim’e uygun bir yaklaşım…

Örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Bir yazarın bu kadar putlaştırıldığı, bu kadar eleştirilemez ilan edildiği başka bir örnek bilmiyorum. Her konuda özgürlükçü olduğunu iddia eden, adeta “tahakküm detektörü” haline gelmiş bu yazarların O. Pamuk’un kitapları aleyhinde tek bir sözcük duymaya bile tahammülü yoktur: Duydukları an, siz daha ne olduğunu anlamadan ellerindeki onlarca etiketten birini alnınızın ortasına yapıştırıverirler!

Bu yazılardaki alıntıların özeti şudur:

O.Pamuk’u eleştiremezsiniz. Eğer ki bir yanılgıya düşer de eleştirirseniz:  

-Sanattan anlamıyorsunuzdur.

-Estetik yetersizliğiniz vardır.

-Faşistsinizdir.

-Entelektüel olarak yetersizsinizdir.

-Yasin Hayal ile aynı yerdesinizdir.

-Sadece kitaplarındaki onlarca dil hatalarını gösterseniz dahi faşistlikten kurtulamazsınız.  

*

Kim, hangi yazar bu kadar dokunulmaz ve eleştirilemezdir?

*

O. Pamuk endüstrisi ve yan sanayisi

Şunu rahatlıkla yazabilirim: Orhan Pamuk bir endüstridir. Türkiye’de bir “Orhan Pamuk Endüstrisi” vardır: O.Pamuk bayileri, acenteleri, distribütörleri, garantili yedek parçaları ve de elbette yan sanayisi… O. Pamuk’un kitapları kadar o kitaplar hakkında çıkan kitaplar, o kitaplar üzerine yazılan sade suya tirit tezler, hiçbir eleştirel düşünce kırıntısı taşımayan makaleler, sipariş övgü yazıları vs.

Bu durumu en veciz şekilde, “eleştirmeyen”lerin önde geleni, ülkemizin saygın “yüceltmen”i Emre Kongar ifade etmiştir:

“Pamuk aslında romanlarını çok iyi tanıtan ve pazarlayan bir yazar. Kitapları daha çıkmadan önce, müthiş bir tanıtım kampanyası başlatılıyor ve çıktıktan sonra da bütün medya onunla yapılan söyleşiler ve yorumlarla doluyor. Bu saptamayı eleştirmek için değil ÖVMEK için yapıyorum. Keşke her yazar kendi kitapları için böyle kampanyalar yapabilse…(6)”

Eleştirinin yasaklandığı bir dönemde, “yüceltmen” Emre Kongar işini titizlikle başarmıştır.

Bu eleştirilere tahammülsüzlükte yan sanayinin “ekmek kaygısı” da azımsanmayacak kadar önemli yer tutmaktadır. Herkes rızkının peşindedir ne de olsa!

*

Muhatap almayacaklarını bildiğim halde bu “özgürlükçü” yazarlara şu soruyu sormadan edemiyorum:

Faşist olmadan, Yasin Hayal’e benzemeden,  aptal veya entelektüel düşmanı olmadan, T. Mann ve M. Proust’un okuru olarak O.Pamuk’u eleştirmenin bir yolu var mıdır?

taylankara111@gmail.com


Kaynaklar:

Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, Yıldız Ecevit, İletişim Yayınları, 10. Baskı, İstanbul
http://www.diken.com.tr/populist-sol-nefretin-muphem-nesnesi-entelektuel/
http://www.birikimdergisi.com/guncel-yazilar/7521/bir-gun-elbette-orhan-...
http://t24.com.tr/haber/orhan-pamuk-ve-5-aydindan-esede-istifa-et-sonun-...
http://odatv.com/orhan-pamukun-akpye-en-derin-elestirisi-bakin-neymis-11...
Emre Kongar, Yazarlar Eleştiriler Anılar, Remzi Kitapevi, 2016, İstanbul