Abidin Dino

07/12/2013 Cumartesi
Abidin Dino

“…Abidin doğuştan çok güzel çizgiler çizerdi, bir gün çocukluğunda baktım adeta tırtıllı çizgilerle resim yapıyor, bu da ne, dedim. Güzel çizgi çizmek bana fazla kolay geliyor, özü gizliyor, yanıtını aldım.” (R. Nuri İleri, “DİNO’lar ve Resim”, 1993, Mülkiyeliler Birliği Dergisi)

Ressamlık, yazarlık, seramik ve heykel sanatçılığı, yapımcılık sıfatlarını isminin önüne koymayı başarmış, dünya çapında ünlü bir kişilik Dino. Nazım’ın şiir ve oyun kitaplarını desenleriyle süsleyen dostu ve yoldaşını bir köşeye sığdırmak zor. Bu nedenle yeğeni Rasih Nuri İleri ve eşi Güzin Dino gibi yakınlarının anılarından süzülen bir demet öyküyü sizlerle paylaşmak istedim büyük sanatçının ölümünün onuncu yılında.

Mustafa Kemal’le ilgili bir belgesel yapmak üzere Türkiye’ye gelen Sovyet yönetmen Yutkeviç’in önerisiyle SSCB’ye giderek tiyatro ve sinema eğitimi alan genç bir ressam. “Ankara’da diz boyu karlı bir şubat gününde” Edebiyat Fakültesi asistanı Güzin’le buluşan ve ona evlenme teklif eden utangaç genç adam. 2. Dünya Savaşı döneminde Türkiye’deki faşist akımlara karşı tavır alan bir sanatçı grubu içinde yer aldığı için, Reşat Fuat Baraner’ in yönetimindeki “Yeni Edebiyat” ta yazdığı için, Dr. Şefik Hüsnü’nün “Türkiye Sosyalist İşçi Köylü Partisi” nin yayınladığı “Ses” gazetesini yönettiği için 1942’de Çorum ve Adana’ya sürgüne yollanan TKP üyesi. Sürgün sonrası askerlik döneminde, asker ranzalarını boyayan, kent dışından söktüğü çimleri askeri mahfilin (toplanma yeri) bahçesine diken, taştan nöbetçi kulübeleri inşa eden, nikâhlı karısı Güzin Dino ile yalnız görüşmesine izin verilmeyen sakıncalı asker. 1950’lerde açlık grevinin 16. gününde Nazım’ı koşullu olarak grevi ertelemeye razı eden yoldaş.
dinoimza.jpg
1952’de uzun bir pasaport macerası sonunda Dinolar Paris’e yerleşiyorlar ama ANT ve benzeri sol dergilerde sanatın yanı sıra siyasal konulardaki yazılarıyla Türkiye sosyalist hareketine düşünsel anlamda katkılarını sürdürüyorlar.

Bana göre bu yurt dışı yaşamın en çarpıcı olayı Paris 68’inde yaşanıyor. Büyük bir heyecanla kenti gezerek olayları çizmeye çalışıyor Dino. 13 Mayıs’taki büyük gösteriyi resmedebilmek için tam dört saat Saint-Michel Köprü-sü’nün taş parmaklığında oturuyor. Resimleri Sorbonne’da sergileniyor ve üzerlerine devrimci sloganlar, şakalar ve övgüler yazılıyor. Eylemler sırasında sokaklarda gazlanan Dino, Paris 68’inin çapulcu öğrencileriyle birlikte evinde devrimci eğitim tasarıları üzerinde çalışıyor!

Güzin Dino’nun “Gel Zaman Git Zaman” başlıklı kitabında anlattığı seramiklerin yani 77 adet fincan takımı, boy boy tabak, kase ve ibriğin öyküsü ise trajikomik. Dino’nun “çağdaş çizgi ve renk anlayışı” nı yansıtmaya çalışarak yaptığı ve sergilemek için hazırladığı eserler Güzin Hanım’ın deyimiyle tam “rengarenk bir cümbüş”ü ama her nasılsa “komünist” oluveriyorlar! Ortaokul resim öğretmenleri ve Ulus gazetesi desinatöründen oluşan bilirkişi heyeti, Abidin Dino’nun seramiklerine orak çekiç resimleri çizdiğine kanaat getiriyor! Abidin Dino İtalya’da iken Birinci Şube polisleri toplayıp götürüyorlar seramikleri. Cumhuriyet Başsavcı-sı’na göre ise suç aleti Abidin Dino’nun bir çaydanlığın altındaki orak çekice benzeyen imzası!

Birçok Ankaralı gibi ben de 2005 yılında Galeri Nev’de açılan “Gerilla Desenleri” başlıklı sergide Abidin Dino’nun farklı bir grup resmiyle buluştum. abidin_dino_03.jpg2. Dünya Savaşı’nda SSCB’yi işgal eden faşist Alman ordusunu yurdundan söküp atan Sovyet halkını çizmiş Dino. Rasih Ağabey, resimleri kurtarmak ve sergilenmesini sağlamakla kalmamış, onların öyküsünü de anlatmıştı. Abidin Dino onları bir Amerikalı arkeoloğa vererek yurt dışına çıkarmaya çalışır ama, nedendir bilinmez, arkeolog resimleri ressam Fahrünnisa Zeyd’e bırakıp gider. Yıllar sonra bir rastlantı sonucu, yine Rasih Ağabey’in deyişiyle “tavanarasında farelerin kemirici eleştirisi” ne terkedilmiş halde bulunan bu güzelim yapıtlarla, Dino’nun, bir bakıma, eğitimine katkıda bulunan Sovyet emekçisine borcunu ödediğini düşünürüm.

On yıl olmuş onu yitireli.

Yaşasaydı ve Haziran’daki umudun ve “mutluluğun”, bu umut uğruna kent meydanlarına düşen genç devrimcilerin resmini yapabilseydi!