Türkiye İsrail'e Kafa mı Tutuyor?

15/10/2009 Perşembe
Türkiye İsrail'e Kafa mı Tutuyor?

Davos'ta Erdoğan'ın "bir dakika" çıkışının Türkiye'nin Arap dünyasına girişini kolaylaştırmak için ABD eli değen bir şov olduğunu yazmıştım olaydan hemen sonra. Danışman Davutoğlu'nun bağlantılarına işaret etmiş, bölgede İsrail'le yetinemeyeceğini anlayan ABD'nin Türkiye'yi, daha doğrusu Yeni Osmanlı'yı kullanarak, Arap dünyasının işbirliğine hazır olup da İsrail saldırganlığı nedeniyle ABD'yle mesafe açan unsurlarını sistemin içine yerleştirmeye çalıştığını ileri sürmüştüm.

Türkiye'nin Araplar nezdinde sicili kötüydü, önce bunun düzelmesi gerekiyordu, Erdoğan'ın ağzından çıkan iki sözcük son yıllarda ekilen tohumların yeşermesini sağladı. Siyonizmin hoyratlığı karşısında kendilerini büyük ölçüde yalnız hisseden Arap halkları Erdoğan'ın şahsında bir can simidi buldular.

Şov işe yaramış, Türkiye İsrail’le ilişkilerine zarar vermeksizin Ortadoğu'da istediği yere girebilen, istediği manevraları yapan bir aktör haline gelmişti.

Şimdi Davutoğlu Dışişleri Bakanı... Yıllarca AKP dış politikasına yön verdikten sonra kendi açısından en uygun zamanda, Obama'nın dış politikada ABD emperyalizmine çıkış sağlayacak yeni yönelimlere girdiği bir sırada, bakanlık koltuğuna oturdu. İş öyle bir hal aldı ki, Yeni Osmanlıcılık onunla birlikte Dışişleri’nin "kırmızı kitabı" haline geldi, kendi de bunu açıkça söyler oldu.

Artık Türkiye, siyonizm ve ABD hoyratlığı nedeniyle pax-Americana'nın dışına düşen, düşmek zorunda olan ülke ve hareketleri toparlayan unsurdur. Bunu büyük bir maharetle, büyük bir hızla yapmaktadır. Daha dün Rusya'yla stratejik ortaklık peşinde koşan Suriye'nin bugünkü konumlanışı önemsenmelidir. Henüz sürecin başındayız ama Ankara Şam'ı ABD'ye hazırlamış durumdadır. Daha önce de yazdım, Irak direnişinin bir bölümü ile ABD arasındaki köprüleri yine Türkiye kurmuştur. ABD'nin Hamas'a karşı kısmen yumuşayan tutumunun arkasında biraz da AKP'nin Filistin direnişinin bu güvenilmez ama etkili aktörünün "iş yapılacak adamlar" olduğuna Beyaz Saray'ı ikna etmesi yatmaktadır.

Obama'nın Ortadoğu'yu kaybetmemek için bulduğu yol, küskünleri yeniden kazanmaktır. AKP'ye düşen role kibarca çöpçatanlık deniyor, siz bu kadar kibar olmayabilirsiniz elbette...

Bütün bunlar pürüzsüz olmuyor tabii. Zor, öngörülemeyen topraklarda icra ediliyor bu diplomasi hamleleri.

Zorluklardan biri, yıllarca ABD tarafından beslenen, şımartılan biraz bu nedenle ama daha çok benzersiz ideolojik motivasyonlara sahip olduğundan, ABD maşalığına indirgenemeyecek olan İsrail devletidir.

Aslında İsrail yönetimi, çok uzun süreden beri Ortadoğu'daki yalnızlıktan kurtulmak için Türkiye'ye yaslanmaya çalışıyordu. Bununla birlikte, siyonistler için iki şey esastı: Bölgede ama korkutarak ama bağlayarak hegemonik konumunu sürdürmek ve partnerlerinin hareket özgürlüğünü kısıtlamak, onları kendine mahkum etmek. Bu nedenle Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin uğursuz bir biçimde ve her alanda sıçradığı 1990'ların ikinci yarısında bazı İsrailliler Türkiye ile ilişkilerinin her iki ülkenin yalnızlığından feyz aldığını, ilişkilerin bu yalnızlığı ortadan kaldırmayı hedeflediği oranda bu hedefe ulaşıldıkça zarar göreceğini açıkça söylüyorlardı.

Şimdi o aşamaya mı geldik?

Tam olarak değil. Çünkü ABD'nin Ortadoğu'da İsrail’i merkeze koymadan yapabilmesi, ona özel roller yüklemeden yoluna devam etmesi mümkün değil. Ancak İsrail bugüne kadarki yerini koruyamayacak, bunu kabullenmesi gerekiyor. Başka merkez noktaların ortaya çıkmasını da...

Son İsrail seçimlerinde bunu kabullenmeyen, yapısı gereği kabullenmesi çok zor bir hükümet iktidara geldi. Bu hükümet, ABD'nin Arap dünyasına dönük manevralarını sabote etme yeteneğine sahip. Yalnızca bir örnek, Filistin görüşmelerinde ABD ile İsrail arasındaki görüş ayrılıklarının ilk kez bu kadar "gerçek" bir içerik kazandığını hatırlayın. Türkiye'nin İsrail'i sıkıştırmaya kalktığı şu sıralar ABD'nin Tel Aviv üzerindeki baskısı daha hafif değil. Daha önemsiz hiç değil!

Lakin ABD'nin bir dizi nedenle kısıtları var. İşte tam bu noktada bir kez daha Türkiye ABD için, harekete geçiyor, "işte bak beni böyle kullan" dercesine!

Türkiye-İsrail ilişkilerinde şu andaki gerilimi özetleyen, ABD'nin İsrail'i Türkiye'yle terbiye etmesidir.

Orta vadede Türkiye-İsrail ilişkilerine bir şey olmaz. Güçlü olasılık, İsrail'de "yanlış yapıyoruz" diyenlerin sesi daha çok çıkar, İsrail bir noktaya çekilir, Türkiye'nin Arap dünyasındaki etkisi artar. Filistin sorunu? Çözülmez! Tıpkı Kürt sorunu gibi...

Barış gelir mi?

Gelmez, ABD bütün bunları barış gelsin diye değil, egemenliği sürsün diye yapmaktadır.

Türkiye'ye gelince...

"Ne güzel bölgesel güç olduk" diye kasılanları "su testisi yolunda kırılır" diye yanıtlamak gerek. Bu hengamede terbiye edilme sırası Türkiye'ye de gelecek.

[email protected]