"Solun dostu" liberaller

21/09/2010 Salı
"Solun dostu" liberaller

Referandum bitti, saldırıları bitmedi. Büyük gazetelere postu sermiş bir grup yazar Türkiye solcusuna hitap etmeye devam ediyor. Akıl vermeye kalkan da mevcut, dalga geçen de, hakaretten vazgeçmeyen de…

Aralarında islamcısı var, muhafazakarı var, hedonisti var, solcu eskisi var, düpedüz satılmışı var, var da var.

Hepsine liberal diyemiyoruz ama sol üzerine kalem oynatırken, en tutucusu bile liberali oynuyor, bu işine geliyor, başka türlü etki uyandıramayacağını biliyor.

Demek ki, solun 12 Eylül'den bu yana nasıl bir liberal kuşatma altında olduğunu, bu kuşatma karşısında zaman zaman nasıl direncini yitirdiğini kavramışlar. Tam saha baskı uyguluyor, zaman zaman huruç harekatı düzenliyor, kimi durumlarda ise düpedüz cemaat planlamasına yaslanıyorlar.

Aslında işleri sola şekil vermek filan değil, solu yok etmek!

Amaçları ne?

Amaçları, olgunlaşmakta olan Türkiye dizaynının parçası haline gelmeyi reddeden herhangi bir siyasi unsur kalmaması. O dizayna ulaşıldıktan sonra hâlâ hali kalan varsa, istediğini yapabilir, dilediği görüşü savunabilir! Genel olarak solu bıraktım, sabah akşam Stalinci, Maocu, falancı, filancı diye yaftaladıklarına bile gün geliyor "yeni Türkiye" size de yarayacak, tutuklanma korkusu duymadan var olma hakkı kazanacaksınız, gibisinden sesleniyorlar. Folklorik bir öge olarak! Bir ayrıntı, bir kenar süsü, bir zenginlik olarak… Öteki bile olamayarak! O zaman Engin arada anılarını bile paylaşır, Hadi Maocularla kaynatabilir, Ergun "ne günlerdi onlar" diyerek eski yol arkadaşlarını yad edebilir, Kekeç "zamanında hakkını yedik kerataların" diye empati geliştirebilir. Ama önce bitirmeleri gerek solu.

Peki solu neden bu kadar önemsiyorlar?

Önemsiyorlar çünkü, aynı aileden geldikleri CHP'nin, MHP'nin bu yeni dizayn karşısındaki isteksizlik ya da ayak diremelerinin halledileceğini, halledilmekte olduğunu görüyorlar. Mesele yalnızca düzen içi partilerin ideolojik-siyasal akrabalığı ve arkalarına yaslandıkları sınıfsal gerçeklikle ilgili değil. Burjuva siyasetinde bağlı bulunduğu, temsil ettiği sınıfın ve bu sınıfın içinde yer aldığı uluslararası tablonun gereklerini yerine getirmeyenler kolay elimine edilirler.

"Yeni Türkiye"ye itirazı tutarlı olanlar, ve itirazını geri çekmeyecekler yıllardır "başka bir Türkiye" için kavga edenlerdir. Sosyalist Türkiye hedefi AKP iktidarından sonra icat edilmedi, AKP'de cisimleşen "Yeni Türkiye" süreci, sosyalizm için mücadeleye yeni ve aciliyeti olan yükler bindirdi, öte yandan süreç sosyalist bir perspektif olmaksızın engellenemeyeceğini her gün kanıtlaya kanıtlaya yol aldı.

Anlayacağınız, "Yeni Türkiye"yi kabullenmeyecek, hiçbir biçimde buna onay vermeyecek olanları bitirmektir dertleri.

Madrabazlıklarını, düşünsel zayıflıklarını açık ettikleri için de soldan nefret ediyorlar hiç kuşkusuz. Bir bölümü aldıkları paraları hak etmek için geçmişiyle sonu gelmez bir hesaplaşma içinde olmak zorunda hissediyor kendini, kimi örneklerde ise vicdan kırıntılarını bastırmak için kin saçıyorlar. Ama bütün bunlar psikolojiyle ilgili, kimse ruh sağlıklarını korusun diye birilerini maaşa bağlamaz, şan-şöhret sahibi yapmaz.

Bunlarla nasıl mücadele edilmeli?

Tam saha baskı bizim de tercihimiz olmalı. Kazandıkları tüm "zafer"lere karşın, örselenmiş, zayıf düşmüş ve yorulmuş durumdalar. En önemlisi, sözünü ettiğimiz sola ilişkin misyonlarında bir bozgun olmasa da hayal kırıklığı yaşıyorlar.

Baskı altına alınmalılar.

Ama hangileri?

Küfürbazlıkları, projeye bağlılık değil bağımlılık göstermeleri, kalitesizlikleri nedeniyle solu hiç etkilemeyen, en fazla kimi solcuların pişkin olmamasından yararlanarak onları sinirlendiren kesim midir özel dikkat gösterilmesi gereken, yoksa paratoner gibi tepkiyi üzerine çeken bu güruh sayesinde, işini daha rahat gören uyanıklar mı?

Sanırım ikinci grubu, dürüst, sola açık aydınlardan ayıklayarak, deşifre etme, etkisiz kılma zamanı geldi.

Bu grubun en önemli özelliği "Yeni Türkiye"nin salt bir AKP projesi olmasından çekinmesi, dahası cemaatin projenin motor gücü olmasından rahatsızlık duyması, onlarla beraber CHP'nin ve solun projeye sahip çıkmasının daha dengeli bir sonuç vereceğine inanmasıdır.

Dolayısıyla AKP'nin açtığı kanaldan fazlasıyla hoşnut olmalarına karşın, AKP'cilik yapmaz, "gerçek bir sosyal demokrasi ve sol olsa da Erdoğan ve arkadaşlarını hizaya getirse" diye düşünürler. Çeşitli tarihsel nedenlerle Türkiye'de değişimi dindar-muhafazakar bir ideolojinin başlattığını, bunun sivil örgütlenme ayağını cemaatlerin oluşturduğuna inanır ve bunu kabullenir ama zaman içinde daha farklı ideolojik ve siyasal geleneklerin sürece entegre olmasını isterler.

AKP yalnız bırakılmamalıdır, CHP bu yola girmelidir, sol da üzerine düşeni yapıp bir yerinden tutmalıdır.

Bunlar Türkiye solunun "dostları" olarak bilinirler. Okunurlar, gün olur destekçi olurlar, etkinliklerde konuşma dahi yaparlar, hatta bazı noktalarda solun "aydın" gereksinimini karşılarlar.

En büyük meşruiyet kaynakları milliyetçi, ulusalcı zırvalardır. Kürt düşmanlığını, asker tapınıcılığını ustalıkla kendi konumları için mazeret haline getirir, "eski Tükiye"nin alternatifi değil de doğal uzantısı olan "yeni Türkiye"yi bu şekilde anlamlandırırlar.

"Yeni Türkiye"yi AKP'ye bırakmayın demektedirler.

Yüzde 58'i AKP'ye bırakmayın da bunların lafıdır.

Neden? "Yüzde 42'de milliyetçilik var, darbecilik var, orta sınıf tahakkümü var, beyaz Türk şovenizmi var!"

Hiçbir dönemde emekçi sınıflarda etkili olamamış liberalizmin sözcüsü olarak bu "orta sınıf" edebiyatını neden benimsediler?

Neden Ege'nin hızla yoksullaşan köylüsünü, Dersim'in çilelisini, "hayır"a meyleden Çukurova'nın işsizini, İstanbul'un kentlileşen işçisini, dört bir yana dağılan Alevi emekçisini "orta sınıf" diye damgalamaya karar verdiler?

Türkiye solcusuna dönüp "salaksınız siz, asıl muhatabınız yüzde 58" diye öğüt verirken neden kemikleşmesine hizmet ettikleri gerici ideolojilerin nasıl kırılacağına ilişkin bir çift söz etmiyorlar?

Ediyorlar.

"'Yeni Türkiye'yi kabullenin, onu AKP'nin tekelinden çıkarın, yüzde 58'e giriş yapın"!

O halde bu hafta bütün bunlara daha da ayrıntısıyla girmemiz gerekecek. Yüzde 42'yi bekleyen tehlikeleri, yüzde 58'e gerçekte nasıl hitap edilebileceğini, solun içine dönük müdahalede "solun dostları"nın nasıl bir işlev üstlendiklerini ve onlarla mücadeleyi tartışacağız.

(Bu tartışmalara dün başlayamadık aşırı yoğun geçen bir haftasonundan sonra tembellik hakkımı kullanmam gerekti. Cumartesi ya da pazar telafi ederiz umarım.)