Sevra için...

03/02/2014 Pazartesi
Sevra için...

Gazetemizde iki milletvekili yazıyor. Şimdi de iki belediye başkan adayımız var. Milletvekilleriyle belediye başkan adayları ayrı partilerden ama aynı yolun yolcuları…

Bu da Türkiye’nin tuhaflığı… Ve de zenginliği…

Belediye başkan adaylarından biri Sevra Baklacı. soL okurları tanıyor, memleketlileri Antakyalılar, Defneliler tanıyor, Suriyeliler tanıyor. Şam’da televizyonda sunuculuk yaparken soL’da yazmaya başladı, yazdıkları büyük ilgi çekti, inandığı, güvendiği bir partiye üye oldu.

Belediye Başkanlığı’na aday gösterildi.

“Yaşı küçük” dedi birileri… “Ben 13’ünde, 14’ünde siyasete atıldım” diye yeri geldiğinde övünülen bir ülkede, 30 yaşında bir kadına “yaşı küçük” diyebilmek için “solcu” olmak gerekiyormuş demek.

“Ama kadın…” dendi fısıltı gazetelerinde… “Evet kadın” yanıtı geldi. “Evet, kadınım” dedi Sevra.

Siyaset kurtlarının hesaplarında yoktu. O Defne’nin sevimli kızı olarak kalmalı, abilerinin öğütlerini dinlemeli, Defne’de “tekel” durumundaki CHP’nin iç dengelerine, ayak oyunlarına saygı göstermeliydi.

Sevra o tekeli kırdı.

O tekelin kırılması gerekiyordu.

Ahlaki nedenlerle, ideolojik nedenlerle…

Seçimi kazanacağına kesin gözüyle bakılan CHP, aday adaylarından en olmazında karar kıldı. Çantada keklik gördüğünden, Gezi sırasındaki tutumdan, Suriye konusundaki değerlendirmelere kadar bütün eleştirilere kulak tıkadı. Hatay Büyükşehir’de AKP’den transferi tercih etti.

Ne olacaktı canım, sonuçta orası kaleydi, CHP beş ayrı aday çıkarsa, aralarından biri yine kazanırdı!

Sevra Baklacı başka telden çaldı, “ben buradayım, biz buradayız” dedi.

Yaşı küçük… Kadın…

Bir de komünist!

Eyvah eyvah!

CHP şimdilik beş aday çıkarmadı, CHP’den aday sayısı henüz üç. Bir CHP adayı var, iki de mevcut belde belediye başkanı, başka partilerden.

Bu kez komünistlere “oyları bölmeyin” diyen yok.

İşler tersine döndü Defne’de. Biz ise “bölmeyin” demiyoruz, dememiz gereken noktada.

Sen bütün bunlara boş ver sevgili Sevra. Doğru yapıyorsun. Belki alışkın değilsin “dost” çelmesine, ÖSO’cu tehditlerinden sonra şaşırmış da olabilirsin ama gerçekten boş ver.

Çok geniş bir kesimin sevgisini, güvenini kazandın. Yola devam.

Arkanda duranlar arasında soL ailesi de var. Biz yazarlarımızı, daha doğrusu çok büyük bir bölümü yazar olmayan sanatçılarımızı, yargıçlarımızı, mühendislerimizi, mimarlarımızı, hekimlerimizi, milletvekillerimizi çok sevdik. Bir de belediye başkanımız olsun, elbette isteriz.

Yazmak koşuluyla… Her durumda…

Kazansan da kaybetsen de…

Çünkü şimdiden sen kazandın!