Rengarenk…

15/01/2015 Perşembe
Rengarenk…

AKP bir tasarım mıydı?

E, biraz öyle… Tümden değil de, biraz…

Emperyalizm çağında; gericilik, delirme, ölçüsüzlük yıllarında, “mükemmel tasarım” beklemeyeceksiniz, anca bu kadar. Gene iyi idare etti. Katkısı olanların, ortaya çıkan ürüne bakıp bakıp hayretle söylendiğine eminim; “bunu nasıl becerdik”!

Bir süredir, 2012’den beri, yani onuncu yılından itibaren, AKP gerilemektedir. Kafayı sandığa takanlar, “hani nerede, nerede gerilemiş” diye sormakta oysa gerilemenin kralı seçmenin yarısının desteğini almışken olur.

Neden olur?

Öbür yarısı, seçmen olmanın ötesine geçer; öfke, nefret birikir. Tasarım sahipleri biraz da bu nedenle tereddüte düşer.

Diğer yarısını tutmak için iktidar gerilimi tırmandırır, arkasındaki güçlerle girdiği angajmanları daha militanca savunmaya başlar.

Gerileme falanca anketteki puan oynamalarından çok, bu parametrelerle ölçülür. Bu anlamda AKP gerilemeye devam etmektedir, dahası hep dediğimiz gibi ömrünü doldurmuştur. Alman faşizminin işi daha 1943’te bitmişti örneğin ama 1945 Mayısı’nda faşist reis intihar edinceye, Alman komutası beyaz bayrak çekinceye kadar insanlık büyük acılar yaşamaya devam etti.

Şimdi “büyük güçler” için, paranın gücünü elinde tutanlar için, yeni bir tasarım dönemi açılmıştır. Sorun şu ki, anlaşamıyorlar kendi aralarında, derin bir krizin içinde debeleniyorlar. ABD sürekli yeni denemeler yapıyor, Almanya’nın kararsızlığı dillere destan, Türkiye sermayesi bir yandan küp doldururken diğer yandan önünü görememenin telaşında!

İşte burada imdada yine bizzat AKP yetişiyor.

Sanki birileri, “öyle şeyler yapın ki, yüzde 50’nin öfkesi daha da artsın, hatta öfkelenenler yüzde 60’ye tırmansın, solumsular, liberaller, Kürt siyaseti ne varsa artık, herkes AKP karşıtı olsun, yeni bir tasarım için enerji biriksin” demekte, bu arkadaşlar da “emriniz olur” diyerek kolları sıvamakta.

Bir süredir “seçilmiş hükümet”ten “sivil irade”den söz eden yok. Emperyalist merkezlerde kamuoyu hazırlandı, kimse bu iktidarın üzerine şu ya da bu yöntemle atılacak bir çiziğe itiraz etmeyecek.

“Renkli devrim”in altyapısı budur ve dediğim gibi hükümet “Saraykondu” inşaatındaki hızı aratmayacak bir el çabukluğuyla bu zemini döşemektedir. Bazen cemaat yazarlarının “Erdoğan’ı tuzağa sürüklüyorlar” iddiasının karşılığı olabileceğini düşünüyorum.

Sonra da, bu ekibin ve uzun adamın öyküsünü hatırlıyor ve “başka türlü yapamazdı, freni patlamıştı ve duvara tosluyor” noktasına geri dönüyorum.

Peki ne olacak?

Hep birlikte, yalnızca Türkiye’de değil, birçok ülkede açılan yolda ilerleyecek miyiz?

“Alın size AKP karşıtlığı” denerek önümüze konan “sözleşme”ye evet mi diyecek, gericilikle, despotizmle bezenmiş bu ultra-liberal modele fit mi olacağız

Yoksa “AKP savunusu” saçmalığını mı tercih edeceğiz?

İkisi de ölüm.

Aynı anda hem gericilik hem emperyalizme karşı olmak, basit bir mesele değil. Değil çünkü siyasette güncel referanslar son derece kritik. “E kardeşim yıllarca AKP’den kurtulmak lazım diyordunuz, işte en gerçekçi ve kestirme yolu budur” diyenlerin karşısına “bu yol bir başka ölüm yoludur” demeden, titiz ve tereddütsüz bir ideolojik-siyasi konumlanış içine girmeden ve yeni bir yolu hiç değilse hissettirmeden büyük siyasetten rol çalmaya odaklanmak, tarihe “hain” olarak geçmek sonucunu verecektir.

Türkiye solunun devrimci bölmesi, çocukluk hastalıklarından kurtularak, hızlı bir biçimde toplumun bir kez daha teslim alınmasına karşı önlem almalıdır. Tarihin akışını değiştirmek için; gerekiyorsa tarihe sadece not düşmek için! Zaten not düşmeden, tarihsel bir dönüşüme imza atmak mümkün değildir.

Rengarenk güruhun parçası olmamak için siyasette ve ideolojide kendi bayrağını ayrı yükseltmeli, sokağın yasalarına ise direnilmemelidir.