Onuncu yıl yazısı...

05/06/2016 Pazar
Onuncu yıl yazısı...

SoL Haber Portalı on yılı geride bıraktı. Sosyalizm mücadelesinde “başardık” denmez, ilkemizdir bu, nihai zafere kadar hiçbir ileri hamleye, hiçbir kazanıma takılmamak gerekir. Hele hele toplumsal mevziler açısından artık “bize bir zafer gerek” diyebileceğimiz bir noktanın çok gerisinde durmaya devam edildiği bir sırada…

Ama soL Haber Portalı, nereden bakılırsa bakılsın bir başarı öyküsüdür. Adının sınırlayıcı olduğu eleştirilerini mahkûm edercesine geniş bir kesime hitap etmiş, “solcular anca bu kadarını yapar” yargısını delip geçmiştir. Dünyada internet ortamında en çok izlenen “sol” yayındır, çok ziyaret almasının haklı nedenleri vardır. Alternatif bir haber kaynağıdır; geçtiğimiz yıllarda alınan bir karar doğrultusunda “özel haber”in dışında, genel-geçer, ana akım medyada yer alan gelişmelere de yer vermektedir; ama her şeyden önce ilkeli, aykırı, devrimci bir konumlanıştır.

“soL ne diyor” sorusu değerlidir; soL bir referanstır.

soL ona anlam yükleyen, ona sahip çıkan, yeri geldiğinde yerden yere vuran, farklı noktalardan katkı koyan okurlarıyla birlikte ele alınmalıdır.

Peki, soL örgütleyici bir araç mıdır?

Soru garipsenebilir, dar değil, geniş bir kesime seslenen bir yayını “örgütlenme” işleviyle sınamaya kalkmak fazlasıyla dar bir bakış açısı olarak görülebilir. Üstelik, soL’un arkasındaki (ve kendisini hiç gizlemeyen) siyasi irade ona böyle bir anlam yüklememişken…

Lakin zamanıdır. Türkiye’deki sol birikimin çoğalmak, direnci artırmak ve sosyalist seçeneği yaygınlaştırmak, örgütlü siyasi mücadele veren kişilerin sayısını artırmak için kullanmayacağı tek birim enerji olamaz.

soL’un bütün bunlara elbette büyük ve çoğunlukla dolaylı katkısı var, ama daha fazla kafa yorulmalı, üzerine daha fazla düşünülmelidir.

İnternet haberciliği sonuçta yeni bir mecra, öyle ki soL onuncu yılında bu alandaki en eski yayınlardan birisi haline gelmiştir. Önümüzdeki dönem bu kulvarda hangi yeniliklerin hayata geçebileceği bir ölçüde bellidir, bir de bunun üstüne soL’un atabileceği özgün ve öncü adımlar vardır elbette. Özetle bu mecrada henüz ve belki hiçbir zaman (ve iyi ki) bir statükodan, alışkanlıklardan söz etmek mümkün değil.

Böylesi dinamik bir platformun “örgütlenme”yle ilişkilendirilmemesi bir noktadan sonra saçmadır. Kuşkusuz geçtiğimiz yüzyılın başında kaleme aldığı olağanüstü eserinin son bölümünde Lenin’in söz ettiği “örgütleyici” gazeteden çok farklıdır soL, ama temel soru değişmeksizin ortada durmaktadır: Devrimci mücadelede bir yayın nasıl kullanılabilir?

soL Haber Portalı, tekelci medyayla karşı karşıyadır, işçi sınıfının boğulmaya çalışılan sesini habere dönüştürmektedir, dünyayı değiştirmek için onu anlamaya yardımcı olmaktadır ama yüz yüze temas eksikliği nedeniyle yarattığı geniş ilgiyi örgütlemek konusunda iddiasız kalmaktadır.

Önümüzdeki dönem üzerinde durulması gereken en fazla bu kısıttır. soL iletişimdeki sanallığı kıracak kanallar yaratmayı denemelidir. Okurun aynı zamanda katkıcı hale getirilmesinden söz etmiyorum. Her soL ziyaretçisinin aynı zamanda bir muhabir, fotoğrafçı, yeri geldiğinde yazar-çizer olması kuşkusuz önemli. Ancak yüzbinlerce soL okurunun en azından bir bölümünün soL’u var eden ilkeler etrafında bir toplumsal-kolektif varlık haline gelmesi için de uygun araçların geliştirilmesi gerekmektedir.

Zor ve gerekli olan tam da budur. İnternet ortamına ilişkin “olumsuz” yargılar, haklı nedenlere dayandığı ölçüde işimiz özellikle zorlaşmaktadır. Kabul edilmiş kuralları, sınırları vardır bu ortamın ve bunu bilerek hareket edilmesi gerekir.

Yani…

Sermayenin koyduğu kuralları, dahası o kuralların çürütücü etkisini kabulleneceğiz!

Başka hiçbir konuda bize dayatılana boyun eğmediysek, internet yayıncılığında da hodri meydan demek durumundayız. Okurun yalnızlaştığı, kendisiyle baş başa kaldığı bir dünyada soL da yalnızlaşır. Hayır, bunu kabullenemeyiz.

soL Haber Portalı’nın günlük basılı bir kardeş yayını beklemeksizin hem geleneksel hem de yenilikçi araçları kullanarak bir toplumsal ağ kurması için derhal işe koyulması gerekir. Başka türlü mücadele eden bir yayın olamaz, başka türlü paranın, yalanın, gericiliğin kol gezdiği bir dünyada aydınlığa açılan önemli bir pencere olma özelliğini koruyamaz.

Dahası, soL’un internet yayıncılığında yeni ve teknolojiye dayalı hamleler yapabilmesini “faydalı” hale getirecek olan da sözünü ettiğimiz “örgütleyici” misyonun üstlenilmesidir. Unutmayalım, profesyonellik, “düzenin kuralları”nı benimsemek için değil, o kurallara kafa tutmak için gerekiyor bize. Kendimizi oyuna kaptıracak, “birinci ligdeyiz”le avutacak değiliz.

On yılda soL’u bugüne getiren birikim ve irade internet yayıncılığına yeni standartlar getirecektir, buna gerçekten inanıyorum. Özveri bizim övünebileceğimiz bir özellik değildir, görevimizi yapıyoruz, ancak son derece kısıtlı olanaklarla bir başarı öyküsüne imza atanların soL’u tekellerin belirlediği bir dünyaya mahkûm etmemesi, gerçekten on yılın ardından üzerinde en fazla düşünülmesi gereken konudur.

Ya diğer sorunlar?

Türkçe bozuklukları, gereksiz haberler, özensiz başlıklar, sitenin sık sık yavaşlaması…

Önemsiz değil, hatta bazen çıldırtıcı.

Ama belirleyici değil. Gerçekten değil. Nasıl derdi Lenin; “geçerken çözeriz” yoldaşlar, dostlar. Çözeriz.

Nice yıllara soL…