Müttefikten düşman yaratmak...

13/02/2014 Perşembe
Müttefikten düşman yaratmak...

Biliyorsunuz bir süredir Obama yönetimi “Suriye’deki İslamcı örgütlerin kendi güvenliği için tehdit olduğu”nu ileri sürerek askeri seçeneğin masada olduğunu söyleyip duruyor. Askeri seçenek dediği de, Suriye’ye silahlı müdahale!

Yani...

İlla müdahale edecek.

Daha önce nasıldı? O İslamcı örgütler halktı, Esad tarafından katlediliyordu ve ABD bu insanlık dramına seyirci kalamazdı!

Sonra ÖSO’su, mösosu düşünüldüğü gibi çıkmadı, Şam yönetimini deviremediği gibi, üstüne sabah akşam insan doğrayıp marifet gibi bunu sergileyince ABD geri basmak zorunda kaldı.

Ancak emperyalizmdir o, yayılmadan, saldırmadan yapamaz. Şimdi de, El-Nusra’yı, yani CIA ve MİT tarafından Suriye’ye yerleştirilen kanlı örgütü bahane edip Suriye’ye bulaşacak aklı sıra.

Zor.

Zor ama deniyor!

Afganistan’da bunu mükemmel bir biçimde yaptılar. Bu ülkedeki hemen bütün İslamcı gruplar “mücahit” genel kodlamasıyla emperyalist ülkeler tarafından palazlandırılmıştı.

Neye karşı? Bölgenin en ilginç ve kapsamlı aydınlanma hamlelerinden birine, halkçı Afganistan’a karşı. CIA, insanlık adına ne varsa onu ortadan kaldıran gerici güruha her tür desteği verdi, onlar da yaktı, yıktı, kesip biçti.

Yıllar sonra, hizmetin niteliği değişti. Mücahit örgütlenmesinin en bağnaz kolu Taliban bu kez ABD’nin gereksindiği tehdit haline geldi. Askeri müdahale onlara ve yine CIA fırlaması El-Kaide’ye dayandırıldı. Yıllardır orada gerçek bir savaş sürüyor ama tarih, bu savaşı mutlak olarak “sahte bir savaş” olarak niteleyecek. Kaçarı yok!

Çünkü ABD bunu hep yapıyor.

Siyasal İslam’ın ideolojik arka planında batı düşmanlığı illa var. İlerlemeye, aydınlanmaya, laisizme düşmanlık. Bu nedenle ABD ile, diğer emperyalist güçlerle kavga edebilir, savaşabilirler. İdeolojik kılıf hazır.

Öte yandan bugün ilerlemeyi, aydınlanmayı, laisizmi sol, sosyalizm temsil ediyor. Dolayısıyla bu güçler ABD ile birlik olup sola, sosyalizme karşı da kolayca savaşabiliyor.

Zaten siyasal İslam ABD ve Almanya’nın himayesinde “antikomünizm” olarak biçimlenmedi mi?

İdeoloji böyle...

Siyasette zaten en küçük bir ilke yok. Oradan oraya savrulabiliyorlar.

Para ise çok önemli.

Batı dünyası her rol için finanse edebiliyor. İster müttefik, ister düşman!

Yolla yeşil dolarları sonra gelsin kutsal savaş!

İnançlı kitleler, bizim coğrafyamızda ezilen Müslümanlar elbette emperyalizme karşı ayağa kalkabilir, kararlı bir biçimde mücadele edebilir. Edecek de...

Ancak bu kadar kirlenmeden sonra “dinsel kimlik” taşıyan hiçbir harekete tarihsel bağlamda güvenilemez. Unutun gitsin.

Ya bu coğrafya, bir kez daha etkili bir aydınlanma hamlesini halkçı ve emekçi kimliğiyle zorlayıp siyasi-ideolojik dengeleri değiştirecek ya da yoksullar birbirini Allah adına boğazlayıp emperyalizme kendi canlarıyla hizmet edecek.

Umut ediyorum ki, yeni bir gerici aşı olarak görülen AKP fiyaskosu, Mısır’da yaşananlar böyle bir hamlenin habercisidir.