9 Maddede Kılıçdaroğlu yürüyüşü

30/06/2017 Cuma
9 Maddede Kılıçdaroğlu yürüyüşü

1. KILIÇDAROĞLU HAKLI BİR ZEMİNDE YÜRÜYOR… 

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü, alabildiğine adaletsiz bir ülkede, haklı bir zemine sahiptir. Türkiye’de hiçbir kirli siyasi hesabın, komplonun üzerini örtemeyeceği bir gerçekle karşı karşıyayız: Mevcut siyasi iktidar değişmesi mümkün olmayan bir tarihsel hüküm yemiştir, meşruiyeti sıfırlanmıştır.

2. EYLEMİN MEŞRU OLMASI ARKASINDA DURMAMIZI ZORUNLU KILMAZ 

Meşruiyeti sıfırlanan bir siyasi iktidarı karakterize eden politikalara dönük her tepkinin kendisine otomatikman bir meşruiyet alanı açması doğaldır. Bununla birlikte, işçi sınıfı adına politika yapma iddiasında olan hareketlerin her meşru eylem ve inisiyatifi desteklemesi söz konusu olamaz. Meşruiyet birçok örnekte sermaye düzeninin sınırları içinde el değiştirir ve yine birçok örnekte yaşandığı gibi, bu değişikliklerde sol adına sermaye sınıfının kendini toparlamasına, inandırıcılık kazanmasına hizmet edenlerle karşılaşılır.

3. KRİTERLERİMİZ VAR 

Demek ki, her meşru hareket, devrimci, ilerici, solcu ya da tarihsel açıdan olumlanabilecek bir içeriğe sahip olmayabilir. Bu durumda, tavır belirlerken kimi kriterlerle hareket etmek, doğru sorulara doğru yanıtlar vermek durumundayız. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü sorgulanmayı hak etmektedir.

4. GELİN ADINI KOYALIM 

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü, Erdoğan’ın meşruiyet kaybının kurulu düzenin temellerini sarsmaması için gerçekleşmektedir. Kurulu düzeninin temellerinin sarsılmaması düzenin seçeneksiz kalmaması demektir. Kurulu düzenin sarsılmaması sermaye sınıfının uluslararası bağlantılarının zayıflamaması demektir. Kurulu düzenin temellerinin sarsılmaması, liberal bir tutumun kendisini var edecek gerçek toplumsal kanallar bulması demektir. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünde bunların hepsi vardır. Yürüyüş açıkça burjuva karakterdedir.

5. MÜHENDİSLİK DE DİYEBİLİRİZ 

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü, yükselen bir toplumsal hareketliliğin üstüne gelmemiştir. Yürüyüş, hareketlilik bir yana, toplumsal tepki ve öfkenin yükselişe geçtiği bir ana da denk gelmemiştir. Herkesin dediği gibi, referandumun hemen ertesinde bir kitlesel hareketlilik için de daha uygun koşullar mevcuttu. Buradaysa kendi başına pek az meşruiyeti olan Berberoğlu’yla ilgili siyasal bir karar söz konusudur; bir mühendislik çalışmasıdır bu tam tamına. Bir kez daha birleşik bir burjuva muhalefeti meydana getirilmeye çalışılmaktadır. CHP’si, HDP’si, diğerleri… Burada sol katalizörlüğe soyunduğu anda ezilmeye mahkumdur.

6. SERMAYENİN BORUSU 

Yürüyüşün “dostları” arasında herkes vardır. Çirkin ve kirli bir listeyi buraya taşımaya gerek yok, merak edene hatırlatırız. Defalarca söylediğimiz gibi, “herkes”in olduğu yerde sermayenin, uluslararası tekellerin borusu öter. Bunun istisnası, doğrultusu belli olmayan, farklı ideolojik-siyasal çizgilerin, farklı sınıfların sahada hesaplaştığı kitle hareketleridir. Ancak burada bayağı kurgusal bir eylem söz konusudur.

7. SOLA ÇEKEMEZSİNİZ, SAĞA GİDERSİNİZ 

Bu eyleme renk vermek, onu sola çekmek beyhude bir çabadır ve tek bir sonuç doğurur: Tıpkı AKP’nin ilk yıllarında olduğu gibi, liberal-emperyalist bir operasyona soldan meşruiyet katkısı yapmak. Liberalizm AKP’nin elinde tehlikeli, başka güçlerin elinde zararsız diye bir şey yok. HDP’yi veya PYD’yi ABD ile işbirliği yapmakla suçlayanların CHP’ye bu konuda sonsuz kredi açması da bir o kadar tuhaf değil mi? Bütün bunlar düzenin sınırları içinde düşünmenin sonuçlarıdır ve solun bu sınırları kabullenmesi olacak iş değildir.

8. BAĞIMSIZ TAVIR ESAS 

CHP’nin sorunu etkisiz muhalefeti değildir, değildi. Sol, “işte sokağa çıktı” diyerek Kılıçdaroğlu çizgisini onaylayamaz. Siyasette belirleyici olan içeriktir, programdır. “Hareket”e ya da “eylem”e tapınarak devrimci tutum alınamaz. Adalet yürüyüşünün yan ürünü olarak görülebilecek bazı olumlu gelişmeler yaşanabilir, bunlardan yararlanmak, bunları halkın yararına kullanabilmek için de bağımsız bir tavır, emperyalizme ve gericiliğe karşı açık bir sınıfsal tutum gerekir.

9. EVDE OTURMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ 

Halk sokaktayken evde oturmak ise, düzen karşısında çaresiz kalanların muhatap kalabileceği bir sorudur. Kimse evinde oturmak zorunda değil. Herkes gelişmelere kendi meşrebine uygun bir içerik ve biçimde yön vermeye çalışabilir. Türkiye’de komünistler, CHP lideri yürüyüşe geçti diye heyecanlanmayacak kadar zengin bir mücadele geçmişine ve berrak bir devrimci stratejiye sahiptirler.

Bu yazı Boyun Eğme'nin 81. sayısından alınmıştır