SÖYLEŞİ | Yedek üyelerle yapılan oylama hukuki mi?

YSK'nin İstanbul seçimini iptal kararı, çeşitli boyutlarda tartışılıyor. Kararın yedi asıl üye yerine, yedek üyelerin de katılımıyla 11 üye üzerinden verilmesi, yeni bir şekil yanlışını gündeme getirdi. TKP yöneticisi ve hukukçu Ali Rıza Aydın'a bu konuyu sorduk.
Cumartesi, 11 Mayıs 2019 10:05

Yüksek Seçim Kurulu'nun "İstanbul" kararı çeşitli başlıklarda tartışılmaya devam ediyor. İstanbul seçimlerinin iptal edilmesinin yasallığı ve meşruiyeti tartışılırken, şimdi de gündeme kararın alınış biçimine dair "şekil hataları" geldi. 

Kararın yedi asıl üye yerine, yedek üyelerin de katılımıyla 11 üye üzerinden verilmesi, yeni bir şekil yanlışını gündeme getirdi. TKP yöneticisi ve hukukçu Ali Rıza Aydın'a bu konuyu sorduk. 

YSK’nin İstanbul kararındaki hukuksuzluklara bir de üye sayısı eklendi. Yedi asıl üye yerine dört yedek üyenin de katılımıyla 11 üyeyle toplantı yaparak karar alması ciddi şekilde tartışılıyor. Önemli bir konu ve sorun değil mi?

Hem de çok önemli, şekil esastan önce gelir. Anayasa ya da yasalarda toplantı ve karar yeter sayıları bulunmasının nedeni budur. YSK’nin toplantı yeter sayısı için “üye tam sayısı”nın öngörüldüğü durumlarda üye tam sayısı yedi asıl üyedir.

'YEDEK ÜYELER OY KULLANAMAZ'

Konuyu biraz açarsak, asıl ve yedek üye ayrımının esası nedir?

Kurul halinde çalışmalarda yedek üye toplantı güvencesidir, toplantı güvencesi de kurumsal güvence ve hukuk güvenliğidir. Asıl, bir şeyin kendisidir, yedeğin karşıtıdır. Yedek ise bir şeyin gerektiğinde kullanılmak için elde bulundurulanıdır, asılın karşıtıdır. İşlevleri farklıdır. Yedek üyenin işlevi, asıl üyenin mazeret nedeniyle katılamaması ya da YSK’den örneklersek yedi üyenin altına düşmesiyle somutlaşır.    

YSK’ye Yargıtay ve Danıştay'dan gelen 11 üye, kendi kurumlarında seçilirken asıl-yedek ayrımına tabi tutulmuyor, YSK için seçiliyor. Bu 11 üye toplanıp önce aralarından bir başkan ve bir başkan vekili seçiyor. Kalan dokuz üye arasından ikisi Yargıtay'dan gelenlerden, ikisi de Danıştay'dan gelenlerden olmak üzere dört üye kurayla yedek olarak belirleniyor. Böylece YSK oluşuyor. Bu işlemler bitmeden YSK oluşmuyor. Asıl ve yedek üyelerin YSK yönetim ve denetim işlerinde bir arada karar vermesi, asıl ve yedek üye ayrımının gereğine ve özüne aykırı. Yedek üye, tıpkı parti temsilcileri gibi toplantılara katılabilir ama oy kullanamaz.

OYLAMA NEDEN YEDEK ÜYELERLE YAPILDI? 

Peki neden 11 üyeyle toplanıyor. Bu açık şekil yanlışı nereden çıktı?

Konu bugünün konusu değil. YSK yıllardır bunu yapıyor. Ama bugüne kadar üzerinde durulmadı. Uydurulmuş bir gerekçeyle ve talimatla seçim yenileme kararı alınınca, bir de bu karar seçmen iradesi yerine geçip genel oy hakkını ihlal edince durum karıştı.

YSK geçmişte böyle bir eğilime girmesine parti temsilcileri sorun olmaz demiş. Teamül ya da yorum diyorlar. Teamül ya da yorum açık hüküm olmazsa uygulanır. Hükme bakılır, yetmez hukuk ilkelerine ve içtihatlara bakılır. Ama yorum Anayasaya ve yasaya aykırı olmaz.

Asıl amaç şu: Yargıda kalabalık heyetlerde üye bazında disiplin ve dikkat dağılır, ilgi azalır. Yönlendirme ve yönetim kolaylaşır. Meslek ahlakı esner. Niyetlenen kararlar da kolay çıkar. 

Hukuk dışında bir fiili durum mu söz konusu?

Son yıllarda ne kadar çok kullanılmaya başlandı fiili durum. Bunun açılımı, Anayasanın ve yasaların, hukuk ilkelerinin tanınmaması ya da çifte standart uygulamalara, keyfiliğe sıkça rastlanmasıdır. Ben yaptım oldu, yaparım olur yaklaşımı; ben ekonomik, siyasal ve toplumsal ilişkilere göre oynarım yaklaşımı; serbest piyasa yaklaşımı. YSK’nin yaptığı da bu. Kendi kararlarını sürekli değiştiriyor, “olaya göre karar” diyor. Tam sayıyı asıl ve yedek üye toplamı yapıyor, “siyasi partiler de razı, artık teamül oldu” diyor. Hak ihlali umurunda değil. YSK kanunsuzluk itirazını incelerken kanunsuzluk içinde olan kurum oldu.

Sandık başına gittiğinde karşısında devleti ve hukuku temsil eden sandık kurulunu görüp o kurula güvenen seçmene “o kurul kanunsuzmuş kusura bakma” dendi. Seçme hakkı gasp edildi. Yeniden seçim bu hakkın yerine geçmez. Hele tahakküm altında tutulan ve devlete güveni sarsılan seçmen için hiç geçmez. Geçiştirilmemeli. Bugün susanlar yarın konuşmak isteseler de konuşamayabilirler.  Ama insanlık tarihi mücadelelerle yazılıyor.