‘Büyük doğum’ Bilkent’e taşındı: Uzak, plansız, pahalı

Ankaralıların iyi bildiği ve ‘Büyük doğum’ adıyla andığı, Ankara nüfusunun önemli bir kısmının doğumuna ev sahipliği yapan Zekai Tahir Burak Eğitim ve Araştırma Hastanesi, apar topar Bilkent Şehir Hastanesi’ne taşındı.
Gökçe Gün
Salı, 10 Eylül 2019 15:27

1925 yılında Hamamönü Hacı Musa Mahallesinde kiralanan kerpiçten yapılma bir binada, beş yataklı olarak “Doğumevi” ismiyle faaliyete başlayan Zekai Tahir Burak Eğitim ve Araştırma Hastanesi (ZTB) geçtiğimiz hafta sonu apar topar Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne taşındı. Günde ortalama 100 doğumun gerçekleştiği ZTB, Ankaralı vatandaşların pek çoğunun doğduğu hastaneydi. 29 Ağustos Cuma günü mesai saatinin bitimine dek, kolilere doldurulmuş eşyaların ortasında muayeneler devam etti, hastaların da personelin de gözü yaşlıydı.

Son haftaya dek personelin taşınma tarihini kesin olarak bilmediği hastanede, taşıma süreci için profesyonel bir hizmet alımı gerçekleşmedi. Personel hasta yataklarını, ultrasonları, ameliyathane malzemelerini kendi elleriyle sarıp sarmaladı, taşıma tırlarına yükledi ve yeni hastane binasında tırları karşılamakla mükellefti. Yönetim aksi takdirde kliniklerin malzemelerinin kaybolacağını söylemişti. 30 Ağustos resmi tatil de olsa, personel hastanede hazırdı, hafta sonunu da yine hastanede geçirdiler.

Çalışanlar kendi araçlarını da taşıma için kullandı, tırlara yüklemeye korktukları önemli malzemeleri paylaşıp araçlarına yüklediler. soL’a konuşan bir hemşire “Kendi araçlarımız tıka basa dolunca, klinikte olması önemli 4 şişe ilacı iyice sarmalayıp tıra verdik, üzerine kırılabileceğini yazdık ama tırdan sadece 1 şişeyi kurtarabildik” dedi.

Bir karambol havasında taşınma oldu olmasına da, şehir hastanelerinin yüklenici firmaları, ZTB’nin taşınmasına pek de hazır görünmüyordu. Henüz açılmayan katlar, inşaat artıkları içinde bırakılan muayene odaları içinde kimi personel oturacak yer dahi bulamadı. Koridorda kutular içinde bekleyen sandalyelerin kliniklere yetmeyeceği söyleniyordu. Ancak yeni hastanenin girişinde, hastaları ve personeli karşılamak için Starbucks ve Simitçi Dünyası çoktan hazırdı. Aradan geçen 1 haftanın ardından, pek çok klinik hala oturacak yer arıyor.

soL’a konuşan bir hekim; “ZTB’nin 1 Ağustos itibariyle Şehir Hastanesi’ne kira bedeli ödemeye başladığı söyleniyordu. Belki de o yüzden apar topar oturacak yer dahi yokken taşındık” ifadelerini kullandı. Çocuk yoğun bakım servisinin parça parça taşındığını aktaran ZTB çalışanı, durumu ciddi olan 8 yenidoğanın yeni binadaki tıbbi ekipman yetersizliği nedeniyle halen Şehir Hastanesi binasına taşınamadığını, ZTB’deki yoğun bakımın geçtiğimiz hafta da kısmen faaliyette olduğunu aktardı.

Şehir hastaneleri, devletin sermayeye bedelsiz olarak sunduğu kamu arazilerinin üstünde yükselirken, vergi ve teşvik indiriminden faydalanan yüklenici firmalar 25 yıl boyunca devletten kira alıyor. Kira sözleşmelerinin açıklanmadığı anlaşmadan sızan bilgi ise, kira bedelinin her yıl enflasyon oranında güncelleneceği. ZTB personeli, taşınma gündemi nedeniyle son 1 yılda neredeyse hiç ek ödeme alamadıklarını, eğitim ve akademik faaliyet gibi nedenlerle hak edilen ücretlendirmenin konu dahi edilmediğini, taşınmanın bedelini de kendilerinin ödediğini söylüyor.

Hastanedeki ilk haftasını anlatan bir hekim; “Otoparkta yer bulmak mümkün değil, personel ve hasta otoparkı düzenlemesi henüz yapılmamış, evden 13 dakikada geldiğim hastanenin otoparkında bu sabah 20 dakika geçirdim” diyor.

Altyapı sorunları çözülmeden gerçekleşen taşınmanın ertesi gününde, aynı katta 2 ayrı odayı ise su basmış. Pek çok odanın tavanı yok, sağlık personeli aşağı sarkan kablo ve boruların altında çalışıyor.

YARIM GÜNDE 7 BİN ADIM

Hastane içi kapalı alanın büyüklüğü bir başka problem. Açık olmayan katlarda tuvaletler de henüz açılmış değil bu nedenle personel diğer katlara gitmek zorunda kalıyor. Bir personel, sürekli kaybolduğu hastane içinde yarım günde 7 bin adım attığını söylüyor.

Şehir Hastanesi’nde temizlik işleri Bilkent Holding’e bağlı Tepe Servis ve Yönetim A.Ş’nin sorumluluğunda. Şirket, İş-Kur’un  “İlave istihdam teşviki” kapsamında görevlendirdiği ve maaş ödemesini üstlendiği çok sayıda işçiyle çalışıyor. Bu işçilerin çalışma süresi 3 ay. Özel bir eğitim ve deneyim gerektiren hastane temizlik işinde çalışan bu işçilerin 3 ayda bir değişmesi, sağlık hizmetinin özen ve süreklilik gerektiren yanına da aykırı.

Daha önce hiçbir işte çalışmadığını söyleyen bir işçi kadın, temizlikten sorumlu birimde görev aldığını, gün boyu katlar arasında mekik dokuduğunu anlatıyor. Aslında işçilerin belirli katlardan sorumlu olduğu bildirilse de, taşınma sürecinin ardından yaşanan karmaşada sayının yetmediğini ve katlar arasında koştuklarını belirtiyor.

‘EN ÇOK ÇALIŞIP EN AZ KAZANDIĞIM İŞ’

Bir başka işçi ise çalışma koşullarını anlatırken “Hayatımda en çok çalışıp en az kazandığım iş” diyor. Daha önce işportacılık yaptığını anlatan işçi, yemek ve mola sürelerinin günlük 8 saat çalışma içinde sayılmadığını, her gün ortalama 1,5 saat fazla çalıştıklarını söylüyor.

Altındağ’daki konumunda emekçi halkın ulaşımının kolay ve hızlı olduğu ZTB, rezidans ve alışveriş merkezlerinin yığıldığı, kentteki en yoğun trafiğin adresi Eskişehir Yolunun bitiminde, kamu yararı kavramının üzerine dikilen bir rant anıtı olarak hastalarını bekliyor.