Küba sosyalizmi boşluk tanımıyor

"'Kapalı kutu' olmadığını gösteren Miguel Mario Díaz-Canel ile beraber Küba devriminin 'bayrağı' daha genç olan jenerasyona geçmiş oldu. Yeni başkan batı basınında ve Türkiye'nin gerici medyasında “Castroların dönemi bitti,tiranlık sona erdi” gibi söylemleri daha ilk günden boşa çıkardı..."
Nilda Baltalı
Pazar, 22 Nisan 2018 08:04

Ağustos 64’te ekonomi üzerine yaptığı ünlü konuşmasında Ernesto Che Guevara, büyük bir yılgınlık içinde umutsuz bir adamın, İspanyol Cumhuriyetçilerinin yenilgisini görmüş ve yurdundan uzakta Meksika’da yaşayan bir devrimcinin yazdığı bir şiirden alıntı yapar:

"Ama insan dediğin bir çocuk, çalışkan ve

ahmak,

Çalışmayı yorucu bir azaba çevirdi,

Davul değneğini çapaya.

Ve kazmaya başladı yeri.

Bütün dünyayı saran bir sevinç şarkısı

tutturacağına.” (1)

Che şekerkamışı tarlalarında gönüllü çalışmaya ve yeni bir devrimci tavra davet ettiği Kübalıları esasında bu yeniklik ve umutsuzluğa teslim olmamaya çağırır konuşmasında. Kapitalist düzende yabancılaşmanın tüm aşamalarını yaşayan insanın, oyuna yeniden geri dönerek yolunu keşfettiğini söyler. Tam da bu nedenle Kübalılar için sosyalizmden aşağısı kurtarmamaktadır. Kapitalizmin insanı sömüren düzeninden uzakta sevgi ile, özveri ile çalışıldığında özgürleştirenin çalışmama kolaycılığı değil, üretim araçlarına sahip olmak olduğunu anlatmak ister.

Aslında Che'nin konuşmasından önce de devrimciler için gönüllü çalışma çok da uzak değildir Küba'da. Kübalı devrimcilerin önceleri Sierra Maestra'da gerilla yıllarında başlattıkları bu çalışma biçiminin ülke çapında toplumsal yaşama aktarılması büyük bir başarıdır. Che'nin sosyalist değerleri toplumsal hayata kazandırmasında bu başarının etkisi vardır. Sonraları bu kazanım Küba'da gençliğin bir sembolü haline gelmiştir (2). Gerçekten de, Che'nin deyişiyle gönüllü çalışma, devlet için taşınan önemden ziyade işçi bilincini, sosyalist ahlakı inşa eden faktörlerden biridir.

**

Moncada'da hayal edilenlerden çok daha fazlasını başarmanın yolu yalnızca iyi birer düşçü olmaktan değil, devrimci çalışkanlığın toplumsallaşmasından geçiyordu. Devrimin kuruluş yıllarında, ABD saldırıları altındaki ülke ölmek ve var olmak arasındaki mücadeleyi üretimde de vermeyi hedeflemişti. Genç komünistlerin çağrısına uyarak işçilerin, teknisyenlerin, mühendislerin katıldığı bu büyük özverinin yansımasını devrim öncesi yıllardan günümüze kadar taşıyan Küba, 1989'da sosyalist blokun yok olması ile yaşamaya başladığı ve ülkede “özel dönem” olarak adlandırılan zorlu yıllarda yeni bir işçi bilinci yaratabilmenin meyvelerini toplamıştı. Adeta savaştaymışçasına yaşanan “barış zamanında özel dönem” olarak adlandırdıkları bu dönem, ekonomik bir var olma mücadelesi veren ülkenin yardımına koşacak sosyalist bloğun yokluğunda imkansız nedir bilmemeyi öğrenmekle geçti.

Tam da özel dönem içerisinde 2000 yılı yapımı “Lista de Espera” isimli, Türkçeye Otobüs Durağı olarak çevrilen filmde kanımca bunu anlatmak istemişler. Juan Carlos Tabío'nun yönetmenliğini üstlendiği filmde taşraya çalışmaya giden genç bir mühendisi görürüz. O yılların zorlukları içerisinde ülkede şehirlerarası otobüsler çalışmamaktadır ve durakta sıkışıp kalarak ne Santiago de Cuba'ya ne de Havana'ya gidemeyen yolcularımız bir otobüs durağının içerisinde çaresizce otobüslerini beklemektedir. Toplu taşımanın neredeyse ortadan kalktığı bu dönemde akaryakıt sıkıntısı sorunu büyüktü ve motorlu taşıtlarla ulaşım sağlanamamaktaydı. Otobüslerin çalışmama nedeni olarak terminal görevlilerince yedek parçaların Çekoslavakya Sosyalist Cumhuriyeti'nden gelmesi gerektiği ancak artık öyle bir ülke olmadığı, yedek parça bulunmadan tamirin mümkün olmadığı söylenir. Bu gibi ilginç cevapları kabul etmeyen yolcular dört elle otobüsü tamire sarılmıştır. Terminal durağında sıkışıp kalmak adeta o yılların şartlarında Küba'da sıkışıp kalmayı sembolize eder. Devamında durağın her şeyini güzelleştiren ve ilk hallerinden oldukça farklılaştıran bu grubun başını bizim çalışkan mühendisimiz çekmektedir. Film elbette bir kurgudur ama mesele gerçekçidir: Küba, SSCB'nin olmadığı ve yalnız olduğu bir dünyada aşmıştır bunca zorluğu. Yapılamayacak, imkansız olan yoktur onlar için; zor ama yapılabilir olan şeyler vardır. Elbette ABD emperyalizminin hüküm sürdüğü ve halen özel mülkiyetin var olduğu bir dünyada bireysel bencilliklere sahip olan insanın bu savaşı kazanabilmesi sosyalizmle mümkündür. Filmde ellerinde olan ne varsa müthiş bir fedakarlıkla otobüs durağını yuvaları haline getiren yolcuların yaptığı, sosyalist bir ülkenin umudunu resmetmektedir.

Nasıl direndiler? Nasıl devam ediyorlar? Devrimin arkasında her zaman zeki ve örgütlü bir halk olduğunu bilerek, kenetlenerek. İnsanlık suçu olan abluka karşısında ideolojik mücadeleyi her gün sürdürmekte olan bir toplumun imkansızlıkları aşabilme yeteneği gelişmiştir ve gelişmeye devam etmektedir. Zorun altından kalkabilme becerisini devrimi gerçekleştiren kadroların azmiyle düşünmek, yeni kuşaklarda kadro yetiştirme becerisinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Che, Fidel, Raúl gibi nice devrimcilerin umudunu taşımaktır aslolan. Che'nin konuşmasında gönüllü çalışmadan sağlanan yararın ekonomik boyutlarıyla ilgilenmiyoruz deyişi doğrudur, bütün özveri bu kadroları yaratabilmek içindir.

Halen görev yapmakta iken, Fidel'e yeni nesiller hakkındaki fikri sorulduğunda cevabı çok açıktı. “Devrimi yapanların üç nesli oldu, bizden sonra gelen yeni bir nesil oldu; okuma yazma seferberliğine, yankilere karşı mücadeleye, ablukaya karşı mücadeleye, terörizmle mücadeleye, Girón mücadelesine katılan, Ekim füze krizini, enternasyonalist misyonları yaşayanlar... Pek çok başarılara imza atmış pek çok insan. Bilim, teknoloji dalında pek çok insan oldu; emek kahramanları, aydınlar, öğretmenler...Ülkemizde büyük bir yetenek zenginliği var... Bu yeni bir nesil.” Daha da ileri giderek dördüncü nesil hakkındaki fikirlerini de dile getirmiştir: “Bunlar, 'özel dönem'in ilk senesinin sonunda Ben Sosyalistim diye imza atan sekiz milyon kişi. Ben çok umutluyum çünkü dördüncü nesil dediğim bu insanların, biz ilk nesil insanlardan üç, dört kat daha bilgili olacağını görüyorum açıkça.” (3). Fidel bu sözleri ülke tarihinin en umut dolu olduğu dönemini yaşarken söylemişti çünkü o, bu gururu ve güveni insanların yüzlerinde görüyordu. Ona göre devrim, liderlerin putlaştırılmasına dayanmıyordu; devrim ilkelere dayanıyordu.

***

Aynı şekilde Raúl de 'bayrağı teslim ederken' sayısız demecinde tutarlılıkla Küba gençliğine duyduğu güveni dile getirmişti. Devrimin her bir tarihsel zamanına karşılık gelen kuşaklar her yeni aşama ile birlikte hayatın gerçeklikleri ile büyüdü. Küba gençliği politik olarak güçlendirilmenin, motivasyonlarının teşvik edilmesinin önemine sahip olan kadrolar tarafından yetiştirildi. Kübalı gençler, devrimin kurucu iradesinden devraldıkları tecrübe ile sosyalizmin ilkelerini savunarak öncülük görevlerini üstlendiler. Tarih ilkelerden vazgeçme hatasının telafi edilmediği örneklerle doludur. Bunun bilinci ile devraldıkları tarihi sürdürmek için aceleci değiller, tersine, iradeli bir sakinlikle görevlerinin başındalar.

***

Küba bu yıl arkasına ciddi bir birikimi koyarak büyük bir özgüvenle seçimlere gitti. 19 Nisan'da tamamlanan seçimlerde Devlet Konseyi'nde tek başkan adayı olarak gösterilen Miguel Mario Díaz-Canel Bermúdez'in "Küba'da kapitalizmin bir restorasyonuna yer yoktur" demesi de bunun bir göstergesidir. PCC, Küba Komünist Partisi, bu anlamda “Castrolardan sonra Küba'da ne olacak” gibi anlamsız, umutsuz bir soruya yanıt vermek adımını atmamaktadır. Küba'da Komünist Parti tam da bugün 1959'daki genç devrimci kadrolarının ardıllarını yaratmakta, sosyalizm ilkelerinde ısrar eden güçlü yeni kuşaklar doğurmaktadır. Komünist Gençlik Örgütü'ne katıldığı günden beri aktif bir yaşantı sürdüren Miguel de siyasete atıldığında genç bir mühendistir. Profesyonel parti kadrosu olarak Siyasi Büro'da örgütlü olarak çalışmıştır. Raúl, seçim oturumlarının kapanış konuşmasında Miguel'den bahsederken onun adanmışlığından övgüyle söz etmiştir(4). Devrimin gerillalarla bitmiş olduğu yanlış bir mesajdır, gerillaların yetiştirdiği kadrolarla yola devam edilmekte ve devrim sürmektedir.

'Kapalı kutu' olmadığını gösteren Miguel Mario Díaz-Canel ile beraber Küba devriminin 'bayrağı' daha genç olan jenerasyona geçmiş oldu. Yeni başkan batı basınında ve Türkiye'nin gerici medyasında “Castroların dönemi bitti,tiranlık sona erdi” gibi söylemleri daha ilk günden boşa çıkardı. Kendisine verilen görevi, katı bir inançla Fidel ve Raúl'dan devraldığının sorumluluk bilincine sahip olduğunu göstermiş oldu. Bu önemli geçiş sürecinde endişelerin ve beklentilerin farkında olduğunu ama halkın gücü, Fidel'in fikirleri ve yoldaş Raúl'un varlığı ile bu görevi yürüteceğini belirtti. "Küba devriminin düşmanlarına karşın Küba'da devrimin çözülüşüne yer yoktur" diyen yeni başkanın kararlığı ön plana çıkmış durumda(5). Aksi takdirde ABD'nin bayrağın devredildişi üzerine tavrı bu kadar eğlenceli olmazdı (6).

Fidel'in de işaret ettiği gibi gençlere güvenmek kadrolara sadece enerji katmaz, aynı zamanda yeni yetenekler ve devrimci sorumluluğun artmasını sağlar. Gençliğin, saflığın, kahramanlığın sorumluluğunu taşıyan, Devrim'e olan sevgileri ve kendi tarihlerine olan özgüvenlerini görerek onlara güvenmek gerekmektedir. Yeni nesillerle sosyalizmi inşa etmenin sorumluluğunun hissedildiği Küba'da, süreç huzur ve dinginlikle yönetiliyor. Sosyalizmin kızıllığında büyüyen gençlere güvenmenin tutarlı bir erdem olduğunu bilerek (7).

Gönüllü Çalışma Üzerine Yeni Bir Tavır, Yar yayınları
Yiğit Günay, “Küba'da Gönüllü Çalışma” – soL Haber Portalı (27.2.2009) http://haber.sol.org.tr/yazarlar/yigit-gunay/kuba-da-gonullu-calisma-2234
Fidel Castro İki Ses Bir Biyografi, Ignacio Ramonet, DK Yay. Sayfa 508.509 (Fidel ile görevinin son aylarında yapılan röportajdan)
“Raúl Castro: The Communist Party of Cuba will continue to support the new President” - Küba Komünist Partisi'nin yayın organı Granma (19.4.2018)http://en.granma.cu/cuba/2018-04-19/raul-castro-the-communist-party-of-c...
(4) “Miguel Díaz-Canel: I assume this responsibility with the conviction that all we revolutionaries will be faithful to Fidel and Raúl” - Küba Komünist Partisi'nin yayın organı Granma (19.4.2018) http://en.granma.cu/cuba/2018-04-19/miguel-diaz-canel-i-assume-this-resp...
ABD Küba'dan umutlu değil: Beklentimiz yok – soL Haber Portalı (19.4.2018) http://haber.sol.org.tr/node/235484
La virtud de creer en los jóvenes (“Gençlere güvenmek bir erdemdir.”) – Granma, 17.4.2018. http://www.granma.cu/elecciones-en-cuba-2017-2018/2018-04-17/la-virtud-d...