Dünya Uzay Haftası başladı: Uzay dünyayı birleştirir (mi?)

Dünya Uzay Haftası’nın başlangıç günü olarak kabul edilen 4 Ekim günü, dünyanın yörüngesine oturtulan ilk insan yapımı araç olan Sputnik 1 uydusunun fırlatılma tarihi.
bilimsoL
Perşembe, 04 Ekim 2018 12:34

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1999 yılında ilan edilen Dünya Uzay Haftası, her yıl 4-10 Ekim tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Dünya Uzay Haftası’nın bu yılki teması “Uzay dünyayı Birleştirir” olarak açıklandı. 

Dünya Uzay Haftası’nın başlangıç günü olarak kabul edilen 4 Ekim günü, dünyanın yörüngesine oturtulan ilk insan yapımı araç olan Sputnik 1 uydusunun fırlatılma tarihi. 

Sovyetler Birliği’nin (SSCB) 4 Ekim 1957 tarihinde Sputnik 1’i fırlatması ve uydunun başarıyla yörüngeye oturtulması, hem bilimsel hem de politik olarak büyük yankı uyandıran bir başarı olarak tarihe geçti. İkinci Dünya Savaşı’nda milyonlarca insanını kaybetmiş ve büyük iktisadi kayıplar yaşamış olan Sovyetler Birliği’nin savaşın bitiminden 12 yıl gibi kısa bir süre sonra bu başarıya imza atması, Sovyet sosyalizminin insanlığa sunduğu gelişme potansiyelinin en önemli göstergelerinden biri oldu. Aynı zamanda, Sovyetler Birliği’nden askeri yollarla kurtulamayacağını anlayan kapitalist batıyı politik-diplomatik düzlemde olduğu kadar bilimsel, kültürel, sportif alanlarda da rekabeti yükseltmek durumunda bıraktı. Genellikle “Uzay Yarışı’nda SSCB’nin 1-0 öne geçmesi” olarak yorumlanan Sputnik 1 başarısını, esasen Uzay Yarışı’nı resmen başlatan dönüm noktası olarak kabul etmek daha doğru olacaktır. 

Dünya Uzay Haftası’nın bitiş günü ise, “Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil Dış Uzay’ın Araştırılması ve Kullanımında Devletlerin Etkinliklerini Düzenleyen İlkeler Antlaşması” (Treaty on Principles Governing the Activities of States in the Exploration and Use of Outer Space including the Moon and Other Celestial Bodies) başlığını taşıyan BM antlaşmasının 1967 yılında yürürlüğe girdiği gün olan 10 Ekim günü. “Dış Uzay Antlaşması” (The Outer Space Treaty) olarak da bilinen antlaşma, Soğuk Savaş yıllarında yürürlüğe girmiş oldu. Antlaşmanın ilkeleri, BM’nin “Dış Uzay İşleri Ofisi”’nin web sitesinde[1] şu şekilde ifade ediliyor:  

1) Dış Uzay’ın araştırılması ve kullanımı tüm ülkelerin yararı ve çıkarları doğrultusunda icra edilecektir ve tüm insanlığın hakkı olacaktır; 

2) Dış Uzay tüm devletler tarafından özgürce araştırılabilecektir; 

3) Dış Uzay kullanım veya işgal yoluyla veya başka herhangi bir yolla, egemenlik iddiası vasıtasıyla herhangi bir ulusa mahsus kılınamaz; 

4) Devletler yörüngeye veya gök isimleri üzerine nükleer silahlar veya diğer kitle imha silahları yerleştiremeyecektir veya bunları Dış Uzay’da başka herhangi bir şekilde konumlandıramayacaktır; 

5) Ay ve diğer gök cisimleri yalnızca barışçıl amaçlar için kullanılacaktır; 

6) Astronotlar insanlığın elçileri olarak değerlendirilecektir; 

7) Devletler, devlet kurumları ve devlete bağlı olmayan kuruluşlar tarafından yürütülen ulusal uzay etkinliklerinden sorumlu tutulacaktır; 

8) Devletler kendilerine ait uzay nesnelerinin neden olduğu zararlardan sorumlu tutulacaktır; ve 

9) Devletler Uzay’ın ve gök cisimlerinin zararlı şekilde kirlenmesinden kaçınacaktır.  

BM’nin kendisi ve tüm eylemleri gibi, ilkeler düzeyinde hemen her insanın kısmen veya tamamen paylaşacağı bir bağlam oluşturulabilse de, Uzay’da rekabet ve askeri gerilimlerin bu antlaşmayla önlenebildiği söylenemez. Örneğin, halihazırda gündelik hayatta da kullanımı söz konusu olan uydudan yer görüntüleme teknolojileri, aynı zamanda önemli bir askeri teknoloji birikimine denk düşüyor ve pek çok savaş bölgesinde kullanılıyor. Yalnızca bu örnek bile, antlaşma ilkelerinin çoktan ihlal edilmiş olduğunu ve bu durumun devam ettiğini göstermeye yetecektir. Ancak yine de politik-diplomatik alandaki temel meşruiyet zemini dünya barışının tesisi ve Uzay’da da geçerli kılınmasıdır ve böyle bir antlaşmanın varlığı, bu meşruiyet zeminin Soğuk Savaş’tan bu yana değişmediğini göstermektedir. Tarihsel arka plan düşünüldüğünde bu meşruiyet zeminin korunmasının yine SSCB’nin varlığı ve diplomatik etkisi sayesinde gerçekleştiğini ifade etmek yerinde olacaktır. 

[1] http://www.unoosa.org/oosa/en/ourwork/spacelaw/treaties/introouterspacet...