Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

Türkiye Cumhuriyeti

Cumhuriyetin temel özelliklerinin hemen hepsine karşı olan ve giderek yaygınlaşan uygulamalar olduğundan, cumhuriyetin tehlike altına girdiğini söylemek yanlış olmamaktadır. Bu durumda, bizlere emanet edileni anımsayıp iş ve güç birliği yaparak cumhuriyete sahip çıkılması zamanı gelmiş demektir.

Yayın Tarihi: 30.10.2026 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 30.10.2026 , 00:01

29 Ekim 1923’te kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti (TC), zaman zaman iktidarlar uymasa da, çağdaş ve insancıl temellere sahip bir cumhuriyettir. Hemen hemen her yurttaşın bildiği TC’nin temel niteliklerinin bir bölümü şunlardır:

  • Emperyalizm karşıtıdır.
  • Bağımsızlıktan yanadır.
  • Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur.
  • İnsanların özgürlüğünü engelleyen padişahlık gibi tek adam rejimine, hilafete ve tarikatlara karşıdır.
  • Devletin temel fonksiyonları olan yasama, yürütme ve yargı güçleri birbirinden bağımsızdır.
  • Yurtta barış ve dünyada barış anlayışı geçerlidir. 
  • Demokratiktir: Devleti yönetecekler halkın doğrudan katılımıyla seçimle belirlenir. Seçimler eşit oy hakkıyla, gizli oy ve açık sayımla yapılır. 
    Toplumun uyacağı yasalar, halkın temsilcileri tarafından mecliste oluşturulur. 
    Demokratik olmanın en önemli özelliklerinden biri de hukukun üstünlüğüdür: Kuralların kişilere göre değil, herkes için eşit şekilde geçerli olmasıdır; yargının adil ve tarafsız olmasıdır.
    İnsanlar yasa önünde eşittir, temel hak ve özgürlükleri güvence altındadır. Azınlık haklarına sahip çıkılır.
    İnsanların düşünme, düşündüklerini yayma ve toplu gösteri yapma hakları vardır. 
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği geçerli, çok eşlilik ise geçerli değildir. 
  • Laiktir: Devletin karar ve uygulamaları dini anlayıştan bağımsızdır; devlet inançlara saygılıdır ve bir inancı başkalarına dayatmaya kalkışmaz.
  • Eğitim sistemi, laik, bilimsel, karma ve devlet okullarında parasızdır.
  • Eğitimin önceliği tebaa ya da ümmetçi değil, kendi iradesine sahip çıkacak özgür yurttaşlar yetiştirmektir.
  • Resmi dil toplumun çoğunluğunun anadili olan Türkçedir. Bu toplumda yaşayanların hiçbirinin anadili Osmanlıca değildir. 
  • Devlet kurumları, toplum yararına olan kurumlardır. 
  • Topluma cumhuriyetin kuruluşunu yeniden yaşatan resmi bayramlardır.

Bu özelliklerin çoğu Anayasa’da da yer almaktadır. Örneğin Anayasa’nın 2. maddesine göre TC, “toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

TC’nin yukarıda özetlenen temel özellikleri, Osmanlı zamanında olmayan ve günümüz Türkiye toplumunun kazanımları olan özelliklerdir. Bu değerlere sahip olan toplum, TC’nin kurulmasını sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Kurtuluş Savaşı şehit ve gazilerine saygı duyma değerini de üretmiştir. Bilindiği gibi TC, Atatürk tarafından gençliğe emanet edilmiştir. Bunun anlamı, kişi gençliğinde cumhuriyeti kollayıp korumaya başlayacak ve bu görevini ölene kadar sürdürecek demektir.

Ne yazık ki geçmişte, iktidarların çeşitli nedenlerle ve bazen de ‘cumhuriyeti koruma’ adına,  cumhuriyetin temel özelliklerinden bazılarıyla bağdaşmayan uygulamalar olmuştur. Ancak bu olumsuz uygulamalar, genellikle TC’yi tehlikeye düşürecek boyutlara ulaşmamıştır. Günümüzde ise durum çok farklıdır. Örneğin:

  • ABD gibi emperyalistlerle ve onların taşeronlarıyla ticaret dışında siyasal alanlarda işbirliği yapılmaktadır.
  • Her fırsatta Osmanlı, padişah ve hilafet güzellemeleri yapılmakta; Osmanlıca öne çıkarılmaya çalışılmaktadır.
  • Resmi bayramlar, neredeyse yok sayılmaktadır ya da bayramın özüne uymayan şekilde anılmaktadır. 
  • Yetkili kişiler, ümmetçiliği övüp tarikatları sivil toplum kuruluşu olarak göstermeye çalışmaktadır.
  • Toplumsal yaşamla ilişkili kararlar genelde bir kişi tarafından belirlenmektedir. 
  • Laiklik ve bilimsellikle bağdaşmayan uygulamalar her gün artmaktadır.
  • Anayasa Mahkemesinin kararlarıyla AİHM’nin kararlarına uyulmamaktadır. Yargı organlarının tarafsız davranmadığı kanısı yaygınlaşmaktadır. Düşünce açıklama, demokratik gösteri yapma ve doğru haber alma hakkı kısıtlanmıştır. Kısaca hukukun üstünlüğü ortadan kalkmış gibidir.
  • Toplumsal çıkarlar göz ardı edilmektedir.  
  • Devlet kurumlarının hizmet önceliği toplumdan iktidara dönmüş gibidir.
  • Eğitim Bakanlığı, 10 Kasım günü sınav yapacak hale gelmiştir.
  • Türkiye’yi Yemen’deki savaşa sokacak adımlar atılmaktadır.

Cumhuriyetin temel özelliklerinin hemen hepsine karşı olan ve giderek yaygınlaşan uygulamalar olduğundan, cumhuriyetin tehlike altına girdiğini söylemek yanlış olmamaktadır. Bu durumda, bizlere emanet edileni anımsayıp iş ve güç birliği yaparak cumhuriyete sahip çıkılması zamanı gelmiş demektir.

[email protected]

 

Yazarın Son Yazıları