Rıfat Okçabol
PISA 2025 sonuçları ve okul güvenliği
Yayın Tarihi: 08.10.2026 , 18:24 Güncelleme Tarihi: 09.10.2026 , 00:00
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
PISA 2025’te de öğrencilerin kendilerini okulda güvende hissetmeleri ile okula aidiyet hissi konusundaki ortalamaları, öğrencilerin çoğu başarılı liselerden gelmiş olsa da, OECD ülkeleri ortalamasının altında kalmış!
PISA 2025 sonuçlarına göre bizim öğrencilerin;
- %22,3’ü, diğer öğrencilerin onu sevmediklerini düşünüyor!
- %20,1’i, kendini okulun bir parçası olarak hissetmiyor!
- %19,6’sı, okulda diğer öğrencilerle kolaylıkla arkadaşlık kuramıyor!
- %17,3’ü, kendisini aykırı ve okula ait değilmiş gibi hissediyor!
- %17,2’si, okulda kendini yalnız hissediyor!
- %15,5’i, okulda kendini yabancı (ya da dışlanmış gibi) hissediyor!
- %8,7’si, sınıflarda kendini güvende hissetmiyor!
- %13,2’si, okulun diğer yerlerinde kendini güvende hissetmiyor!
- %12,6’sı, okula giderken kendini güvende hissetmiyor!
- %12,7’si, okuldan eve giderken kendini güvende hissetmiyor!
- %3,2’si, diğer öğrenciler tarafından tehdit ediliyor!
- %15,7’si, ayda en az bir kez, diğer öğrenciler tarafından alay ediliyor!
- %9,5’i hakkında, ayda en az bir kez, çirkin dedikodular çıkarılıyor!
- %3,8’i, ayda en az bir kez, diğer öğrenciler tarafından itiliyor ya da şiddete maruz kalıyor!
Kimileri örneğin 3,2 ya da 3,8 gibi yüzdelerin önemsiz olduğunu düşünebilir. Oysa yukarıda değinilen sorunları yalnız PISA örneklemine giren 15 yaşındaki çocukların değil her yaştaki çocukların yaşayabildiği gerçeği karşısında %3,2’nin, 500 küsur bin öğrenci anlamına geldiğini unutmamak gerekiyor. Ayrıca PISA örnekleminin %74 kadarı başarılı liselerden seçilmiş olacağına diğer liselerden seçilmiş olsaydı yukarıdaki yüzdelerin çok daha yüksek olacağını da düşünmek gerekiyor.
Her PISA sonrasında, üç aşağı beş yukarı benzer sonuçlar alınıyor; ancak Eğitim Bakanlığı bu konularla ilgilenmek yerine, PISA’ya katılan ülkeler içinde sırası yükseldi diye, neredeyse göbek atmaya kalkıyor!
Bu arada öğrencilerimizin PISA kapsamına alınmayan sorunlarla karşı karşıya olduğunu unutmamak gerekiyor. Öğrenciler arasında;
- Evinde annesi, kardeşleri ve/ya da kendisi şiddet görenler var!
- Açlık sınırının altındaki bir ücretle çalışan 11 milyondan fazla emekçinin çocukları var!
- Okula aç gidenler var!
- Depremde enkaz altında kalan, ailesini ve arkadaşlarını kaybeden çocuklar var!
- İş kazasına uğrayanlar var!
- İstemeye istemeye oruç tutanlar, camiye götürülenler ve türbana girenler var!
- Ailesi ya da LGS/YKS nedeniyle hiç istemediği okullarda okumak zorunda olanlar var!
- Dayak yiyen de var, soru sorduğunda azarlanan da var!
- İnancı ve/ya etnik kökeni küçümsenen var!
- Başarısız olursa okuldan ayrılma, açık öğretime ya da MESEM’e gönderilme korkusu yaşayanlar var!
- Mali yolsuzluk yapanlara, mafya eylemlerine, televizyonlarda birbirlerine hakaretler yağdıranlara, … özenenler var!
Bir an için kendinizin bu öğrencilerden biri olduğunuzu varsayın!
Yukarıda değinilen konular karşısında öğrencilerin ne hissettiği sorulsaydı, bu konulardaki olumsuz yanıt yüzdesinin ne olacağını insan düşünmek bile istemiyor.
Okula giden çocuklar;
- Yeterince beslenmek istiyor. Oysa devlet çocukların aç açına okula gitmesine aldırmıyor!
- Yeterince sevgi, şefkat ve anlayış görmeyi özlüyor. Oysa devlet, çocukların imam hatiplere ya da meslek liselerine gitmesi için elinden geleni yapıyor, MESEM’lerdeki iş kazalarına (cinayetlerine) aldırmıyor, cinsel istismar yapanları görevlerine iade edebiliyor, çocuk evliliklere izin veriyor, çocukları Cumhurbaşkanı'na hakaretten tutuklayabiliyor!
- Derdini anlatabilecek yetkin rehber öğretmenlerle psikolojik danışmanlara gereksinim duyuyor. Oysa devlet, ancak ilkokullarda 300 ve liselerde ise 150 öğrenci için bir rehber ya da psikolojik danışman atarken, okulları imam ve hafızlarla dolduruyor, “manevi rehberlerden” medet umuyor. Öte yandan da sorunlarla boğuşan öğrenciyi, bir de, “sol elle yemek yemek şeytanın işidir” gibi söylemlerle/fetvalarla yobazlık kıskacına alıyor!
- Kendisini ifade edebileceği spor, resim, müzik ve edebiyat derslerine ve etkinliklerine gereksinim duyuyor. Oysa devlet, bu tür derslerin saatlerini azaltırken dini derslerin sayısını artırıyor. Çocukları gerici kişilerin konferanslarına götürüyor. Tarikat niteliğindeki kuruluşlarla yaptığı protokollere hız veriyor!
Öğrencilerin önemli bir bölümünün yukarıda değinilen türden sorunları olan bir ülkede, eğitim öğretim adına yapılması gerekenlerin tam da tersini yapan bir iktidarın alacağı polisiye önlemlerle okul güvenliği sağlanabilir mi?
Şimdi de bir an için, Eğitim Bakanı'nın hâlâ bu görevde neden tutulduğunu düşünün!