Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

TEDMEM raporu 2025!

Kuruluşumuzdan bu yana eğitimi yalnızca bireylerin değil, toplumların geleceğini şekillendiren en temel alanlardan biri olarak görmekteyiz” diyor! Ancak bunları yazan kişi, "Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Üst Kurulu" üyesi olarak nasıl oluyor da 8 yıldır AKP’nin piyasacı ve gerici eğitim politikalarına destek veriyor!

Yayın Tarihi: 23.10.2026 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 23.10.2026 , 00:06

Türk Eğitim Derneği’nin (TED) düşünce kuruluşu TEDMEM, Mart 2026’da bir "2025 Eğitim Değerlendirme Raporu"1 yayımlamış. Bu raporu biri TEDMEM direktörü olan 6 doktoralı eleman yazmış.

TED Genel Başkanı, bu raporun Sunuş kısmında, “Türk Eğitim Derneği, her çocuğun eşit ve nitelikli eğitim olanaklarına erişimini temel hedef olarak benimseyen çağdaş ve ilerici yaklaşımıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Kuruluşumuzdan bu yana eğitimi yalnızca bireylerin değil, toplumların geleceğini şekillendiren en temel alanlardan biri olarak görmekteyiz” diyor! Ancak bunları yazan kişi, "Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Üst Kurulu" üyesi olarak nasıl oluyor da 8 yıldır AKP’nin piyasacı ve gerici eğitim politikalarına destek veriyor!

Sunuş’tan sonra gelen Önsöz kısmında TEDMEM direktörü bu raporun, “Türkiye’de eğitimin mevcut durumunu bütüncül bir bakışla ortaya koymak ve eğitim politikalarına katkı sunmak amacıyla hazırlandığını” ve eğitim politikaları değerlendirilirken, çocukların ve gençlerin iyi olma hâli ile eğitim sisteminin her bakımdan kapsayıcı olması gibi konulara önem verildiğini açıklıyor. Tamamını okuyunca bu raporun ilginç bir rapor olduğu anlaşılıyor. Bazı konularda ayrıntılı bilgiler veriliyor. Örneğin 2024-2025 eğitim öğretim yılında:

  • Okul öncesi okullaşma oranları tüm yaş gruplarında son yılların en düşük seviyesindedir. 
  • Öğrenci sayıları okul öncesinde 1.741.314, ilkokulda 5.704.483, ortaokulda 5.181.914 ve ortaöğretimde de 5.328.812’dir. 
  • İkili öğretim gören öğrencilerin ilkokulda %38,83; genel ortaokulda %31,87; imam hatip ortada %11,8 ve genel ortaöğretimde de %6,36 kadarı ikili öğretim görmüştür,
  • 8. sınıfta okuyan öğrencilerin % 85,27’si LGS’ye girmiştir,
  • LGS kapsamındaki merkezi sınava giren öğrenci oranı azalma eğiliminde olsa da sınava giren öğrenci sayısı 900 binin üzerinde seyretmeye devam etmektedir
  • 2025 yılı, LGS uygulamasının hayata geçirildiği tarihten bu yana boş kontenjan sayısının en yüksek olduğu yıl olmuştur,
  • Mesleki ve teknik liselerdeki her 5 öğrenciden 2’sinin 20 gün veya üzeri devamsızlığı vardır.
  • Tüm ortaöğretim kurumlarında 9. sınıf düzeyinde sınıf tekrar oranları önemli ölçüde artmıştır.
  • Ortaöğretimden açık öğretim liselerine geçiş 9. sınıfta yoğunlaşmaktadır.
  • Bir yükseköğretim programına yerleşen fen lisesi mezunlarının %91,96’sı 4 yıllık örgün lisans programlarına yerleşirken, yalnızca %6,40’ı ön lisans programlarına, %1,64’ü ise açık öğretim programlarına yerleşmiştir. Buna karşın mesleki ve teknik lise mezunlarının %84,66’sı ön lisans ve açık öğretim programlarına yönelmekte; yalnızca %15,34’ü 4 yıllık örgün lisans programlarına yerleşebilmektedir.

deniyor. Ancak bu sonuçlar hakkında irdeleme yapılmıyor. Kademelerine ve özel-kamusal olmalarına göre okul, öğrenci ve öğretmen sayıları veriliyor. Ancak lise türleriyle ilgili sayılar verilmiyor! LGS’de hangi okullarda boş kontenjan kaldığı belirtilmiyor. Fen liseleri ile meslek liselerinden yükseköğretime geçiş bilgisi verilse de, imam hatip ve diğer liselerdeki duruma değinilmiyor. 

Raporda eleştiri niteliğinde ifadelere de yer veriliyor. Örneğin;

  • Türkiye, öğretmenlik diplomasına sahip öğretmen adaylarını yeniden öğretmen yetiştirme sürecine tabi tutan tek ülkedir.
  • Millî Eğitim Akademileri gibi öğretmen istihdam sürecini doğrudan etkileyen bir düzenlemede, takvimin öngörülen biçimde işletilememesi önemli yönetişim sorunlarına işaret etmektedir. 2025 yılı toplam eğitim bütçesi, eğitim hizmetlerinin kapsamını ve niteliğini anlamlı biçimde genişletecek güçlü bir mali kapasite sunmamaktadır. Toplam eğitim bütçesi yıllar içinde büyümeye devam etmektedir. Ancak bu tablo, eğitimin kamu bütçesi içindeki konumunun her zaman güçlendiği anlamına gelmemektedir.
  • Kalabalık sınıflar ve ikili eğitim uygulaması, Türkiye’de zorunlu eğitimde fırsat eşitliğini etkileyen başlıca sorunlar arasında yer almaktadır.
  • Ücretli öğretmenlik, geçici bir çözüm olarak öngörülmesine karşın zamanla sistemdeki öğretmen açığını gidermede kullanılan yaygın bir uygulamaya dönüşmüştür.
  • Yükseköğretime ilişkin tartışmaların asıl odak noktası, lisans eğitiminin süresinden ziyade öğrencilere kazandırdığı bilgi, beceri ve yetkinliklerin niteliği olmalıdır.
  • Türkiye’de 2025 yılında eğitim sistemiyle ilgili düzenlemelerde belirleyici olan unsur her zaman pedagojik gerekçeler olmamıştır.
  • Eğitim politikalarının kamuoyuna ağırlıklı olarak olumlu ve nicel göstergelerle sunulması, “eğitim sisteminde her şey yolunda” algısını pekiştirerek sistemin kendi sorunlarını tanıma, tartışma ve düzeltme kapasitesini aşındırmaktadır.
  • Zorunlu eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için kalabalık sınıflar ve ikili eğitime ilişkin somut bir stratejiye ihtiyaç duyulmaktadır.

Ancak bu konulara yeterince açıklık getirilmiyor. Eleştirilerde, “ilgilileri fazla üzmeyelim” havası seziliyor!

Bakanlık 2009’da yayımladığı Hayat Boyu Strateji Belgesi'nde yer verdiği strateji amaçlardan biri, “Etkin İzleme, Değerlendirme ve Karar Verme İçin Veri Toplama Sisteminin Güçlendirilmesi” idi. Bakanlığın 2013 Kasım'ında yayımladığı "Ortaöğretim İzleme ve Değerlendirme Raporu 2013" adlı raporun başlık sayfasında, “Kanıt Temelli Eğitim Politikaları” vurgusu vardı. Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Kasım 2018'de yaptığı vizyon açıklamasında, “Veriye dayalı eğitim önemli kriterlerimizden biri” deyip “Veriye Dayalı Planlama ve Yönetim Sistemine geçilecektir” demişti. Bu gerçekler ışığında raporda örneğin “Türkiye’de çok boyutlu bir ulusal izleme ekosisteminin oluşması yönünde önemli adımlar atılmaktadır. …  ölçme sisteminin çok boyutlu olarak genişleyen bir izleme mimarisine doğru evrildiğini göstermektedir” denmesi ise bir güzelleme niteliğinde oluyor! Ayrıca bu raporda:

  • Tarikat niteliğindeki kuruluşlarla yapılan gerici proje ve protokollere;
  • İmam hatiplerle ilgili gerçeklerle, imam hatiplere öz evlat gibi yaklaşıldığına; 
  • Okul türlerine göre öğrenci başına yapılan harcamalara; 
  • LGS ve YKS’nin de haksızlıklara yol açtığına; 
  • Taşımalı eğitime, özel eğitime, okul türlerine göre yatılı ve pansiyonlu öğrenci sayılarına, MESEM’lerde neler olup bittiğine; …
    değinilmiyor!

Yine de bu raporu küçümsememek gerekiyor. Bu rapor, bakanlığa-iktidara hitap ettiği kadar, başta TED yönetim kurulu başkanı olmak üzere tüm Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Üst Kurulu üyelerine de hitap ediyor.

[email protected]

  • 1

    https://tedmem.org/storage/publications/March2026/BfEWf0cGPJadhkbQUOP3.pdf

Yazarın Son Yazıları