Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

AKP’nin 25 yılının özeti II: Piyasacılık!

Yoksul aile çocuklarının yoksulluğu kadermiş gibi yaşamaları, AKP’nin piyasacı karar ve uygulamaları nedeniyledir. Piyasacı politikalar devam ettikçe çocuklarımızın yüzü gülmeyecek ve emekçi yaşanabilir bir ücret alamayacaktır.

Yayın Tarihi: 27.08.2026 , 23:37 Güncelleme Tarihi: 28.08.2026 , 00:04

24 yıllık AKP iktidarının bir özelliği de piyasacılık oluyor. AKP ilginçtir, Acil Eylem Planında (AEP) yer verdiği laik, bilimsel ve demokratik hedefleri göz ardı edip bu hedeflerin karşıtlarını gerçekleştirirken, piyasacı hedefleri aynen uygulamıştır. Hatta AKP lideri, “Ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim” demiştir (Milliyet gazetesi, 16 Ekim 2005). AEP’de yer alan piyasacı hedefler aşağıda örneklenmektedir:

AEP’de, “Meslek liseleri ile üniversitelerin sanayi kuruluşlarıyla işbirliği içinde olmaları için özel destek programları hayata geçirilecek” denmişti. Gerçekten de dediklerini yaptılar. Teknoparklarla üniversite kaynakları sanayi kuruluşlarına peşkeş çekildi. Üniversitelerde, iş dünyasının gereksinimleri doğrultusunda tez yazılmasına başlandı.

AEP’de, “Mesleki teknik eğitime ağırlık verilecek” denmişti. Gerçekten de bakanlık, nitelikli eleman yetiştireceğine, işverenin sömüreceği ara eleman yetiştirmeyi yeğlemektedir. LGS’de öğrencilerin tercih ettiği fen ve genel eğitim veren Anadolu liselerinin kontenjanlarını azaltırken mesleki liselerin kontenjanlarını artırmaktadır. LGS ile yoksul ve dar gelirli aile çocuklarının genel eğitim görüp yetenekleri doğrultusunda öğrenim görmeleri engellenip meslek liselerine gitmeleri istenmektedir. Meslek lisesi öğrencileri ile Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) öğrencileri iş dünyasının ucuz iş gücü haline getirilmiştir.

AEP’de, “Özel sektörün eğitim alanında yatırım yapması desteklenecek” denmişti. Gerçekten de AKP iktidara geldiğinde özel okullarda okuyan öğrenci sayısı, yaklaşık olarak devlet okullarında okuyanların yüzde 2,5’i kadardı. Günümüzde ise bakanlığın 2024-2025 yılı ve YÖK’ün 2025-2026 yılı istatistiklerine göre özel öğrenci oranı yaklaşık olarak okul öncesinde yüzde 23, ilkokulda yüzde 6,5, ortaokulda yüzde 6,9; lisede yüzde 10,5 ve yükseköğretimde ise yüzde 15,8’e çıkmıştır. Dar gelirli ve yoksul aile çocuklarının pek azı yükseköğretim görme olanağı bulurken, varsıl aile çocukları, yeterli başarı gösteremeyenler bile, yükseköğrenim görebilmektedir. YKS’de aldığı puanla devlet üniversitesini kazanamayanlar, özel (vakıf) üniversitelerinde hem de istediği alanda okuyabilmektedir.

AEP’de, “Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar gözden geçirilerek yeni bir özelleştirme stratejisi ve takvimi belirlenecek” denmişti. Gerçekten de dediklerini yaptılar, pek çok kamu iktisadi teşekkülü (KİT), özel sektöre (yok pahasına) peşkeş çekilmiştir. Gereksinimlerini uygun fiyata KİT’lerden sağlayabilen halk, şimdi aynı gereksinimlerini yüksek bedeller ödeyerek sağlamak zorunda kalmıştır.
  
AEP’de, “Kamuya ait ruhsatlı maden alanları tedricen özel sektöre devredilecektir” denmişti. Gerçekten de yalnız maden alanları değil, köprüler, limanlar, milli parklar ve ormanlık alanlar da özel sektöre devredilmiştir.

AEP’de, “MEB yeniden yapılandırılacak” denmişti.  Gerçekten de 1992’de çıkarılmış olan 3797 sayılı yasayla oluşturulan bakanlık merkez örgütü, 14 Eylül 2011 tarih ve 652 sayılı KHK ile yeniden yapılandırılmıştır. Ancak bu yapılandırma ağırlıklı olarak piyasacı nitelikte olmuştur. Örneğin 

  • 3797 sayılı yasadaki “… demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaş olarak yetiştirmek” hedefi yerine “küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim” (m. 2-a) hedefi getirilmiştir. 
  • Talim ve Terbiye Kurulu’nun (TTK) üye sayısı 15’ten 10’a indirilirken, eğitimci olmayanların da TTK’ye üye olmasının önü açılmıştır. 
  • 3797 sayılı yasaya göre var olan Yayımlar Dairesi Başkanlığı ile Eğitim Araçları ve Donatım Dairesi Başkanlığı gibi bakanlığın üretim yapan birimleri kapatılmış, bakanlığın gereksinim duyduğu araç gereçlerin piyasadan karşılanmasına başlanmıştır.

AEP’de, “Hükümetimiz kurulur kurulmaz kapsamlı bir vergi reformu için çalışmalar başlatılacak, vergi barışı projesi hayata geçirilecek” denmişti. Ancak AKP devleti, ücretle çalışanlardan aldığı vergiler yanında dolaylı vergilerle yönetmeyi yeğlemektedir. Bu tür vergilerden yoksul ve dar gelirlilerin beli bükülürken, varsıl ise gelirine oranla yoksullara göre çok az vergi ödemektedir. Ayrıca AKP zaman zaman iş dünyasının milyarları bulan vergi borçlarını da affetmektedir.

AKP ayrıca,

  • İktidarının ilk aylarında öğrencilere bedava dağıtacağı ders kitaplarını bakanlığın Yayımlar Dairesi'nde bastıracağına, bu işi yüksek bedellerle özel sektöre yaptırmıştır ve yaptırmaya devam etmektedir;
  • Eğitim bakanlığının bir Şura Salonu ve öğretmenevleri denen otelleri bulunsa da, AKP Milli Eğitim Şuralarını yüksek bedeller ödeyerek özel otellerde gerçekleştirmeye başlamıştır;
  • 4+4+4 yasasına eklenen bir madde ile Fırsatları Araştırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi çerçevesinde yapılacak harcamalar Kamu İhale Kanunu dışına çıkarılmış, denetlenemeyecek keyfi harcama yapılmasının yolu açılmıştır; 
  • Devlet okullarındaki bakım onarım gibi harcamaların çoğu veliler tarafından karşılanmaktadır. Bazı devlet okulları, öğrencinin kaydını yapmak için katkı payı adıyla para toplamaktadır; 
  • Asgari ücret, emekçileri değil işvereni memnun edecek düzeyde belirlenmektedir.

Çocukların aç açına okula gitmesi, çocuk işçiliğinin artması, çocukların zorunlu eğitimi terk etmesi, LGS ve YKS’ye başvuranların giderek azalması, meslek liseleriyle MESEM’lerde okuyanların öğrenciyken ve de yetişkinliklerinde sömürülmesi, … yoksul aile çocuklarının yoksulluğu kadermiş gibi yaşamaları, AKP’nin piyasacı karar ve uygulamaları nedeniyledir.

Piyasacı politikalar devam ettikçe çocuklarımızın yüzü gülmeyecek ve emekçi yaşanabilir bir ücret alamayacaktır.  

[email protected]

Yazarın Son Yazıları