Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

Akademik etik

Şimdi, bu paraşüt akademisyene sormak gerekiyor: Öğrenciler sizinle resim çektirmek zorunda mı? Bu zorunluluk nerede yazıyor? Sizinle resim çektirmeyen öğrenciye ceza verilmesi ne anlama geliyor? Etik mi? Bir paraşüt olarak, Felsefe Bölümünü temsil etme yetkinizi nereden alıyorsunuz?

Yayın Tarihi: 09.07.2026 , 23:54 Güncelleme Tarihi: 10.07.2026 , 00:08

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Felsefe Bölümü’nün mezuniyet töreninde, komik olduğu kadar anlamlı ve düşündürücü olan bir sahne yaşanıyor. Bölüm mezunlarına diplomalarını veren kişi, mezun olan bir öğrenciye diplomasını verirken fotoğraf çektirmek istiyor. Öğrenci ise o kişiyle fotoğraf çektirmek istemiyor ve bir an önce diplomasını almak istiyor. Çekişme sırasında akademisyen öğrenciyi itmiş olsa da, öğrenci resim çektirmeden diplomasını alabiliyor.

Bu olayı görenler ve duyanlar, herhalde duruma şaşırıyor ve de yadırgıyor. Ancak olayın arka planı bir başka öyküyü içeriyor.

Bilindiği gibi BÜ’ye, YKS’de ülkedeki herhangi bir programa girebilecek yüksek puan alan öğrenciler giriyor. Diyelim ki siz bu öğrencilerden birisiniz, ilahiyata ilgi duymuyorsunuz ve BÜ’nün Felsefe bölümünü seçtiniz. Sonra bir bakıyorsunuz BÜ kayyım yönetimin elinde ve üniversite paraşüt akademisyenlerle1 dolu. Felsefeyi seçtiğinize göre sorgulayan bir gençsiniz. Sorguladıkça ve kayyım yönetimin ne anlama geldiğini, gençlerin gözdesi olan BÜ’yü ne hale getirdiklerini gözledikçe, ister istemez kayyım karşıtı oluyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz 2024’te bölümünüze bir paraşüt akademisyen daha atanıyor ve 2026’da da Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Araştırma Merkezi’nin müdürlüğüne getiriliyor. Üstelik bu akademisyen paraşüt bölüm başkan yardımcısı yapılıyor.

Zaman içinde paraşüt akademisyenin özgeçmişini de öğreniyorsunuz.

1986’da Ankara’da doğan paraşüt akademisyen meğer 2008’de ilahiyat fakültesinden lisans derecesini almış. Ramazan Bayramı yerine Şeker Bayramı diyenleri islamofobikler olarak adlandıran İbrahim Aytunç’un 17 Şubat 2019 tarihli röportajından2 öğrenildiğine göre ilahiyat öğrencisiyken, din felsefesi dersinden zayıf not almış. Kısa bir süre imamlık yapmış. Sonra eğitim bakanlığı bursuyla gittiği Indiana Üniversitesi’nde yüksek lisans ile ‘Nature, God, and Creation: A Necessitarian Case’ (Doğa, Tanrı ve Yaratılış: Zorunlulukçu Bir Argüman) başlıklı teziyle de 2018’de din felsefesi alanında doktorasını tamamlamış. Doktora yaptığı üniversitede, İstanbul Şehir Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde çalışmış. ‘Metafizik, Dini Epistemoloji, Bilim ve Din, Eleştirel Düşünme, Değer Felsefesi, Hayatın Anlamı’ konularına ilgi duyduğu anlaşılıyor. ‘Two methods of Understanding the Sacred Book’ (Kutsal Kitap'ı Anlamanın İki Yolu) ve ‘God of Ibn Sīnā: Immutable Yet Responsive’ (İbn Sina'nın Tanrısı: Değişmez Ama Cevap Veren) adlı makaleleri bulunuyor. Prof. Dr. Gürbüz Deniz’in ‘Metaphysics of Free Will in Islamic Philosophy’ (İslam Felsefesinde Özgür İradenin Metafiziği) kitabını da İngilizceye çevirmiş.

Bu paraşüt akademisyen, aynı zamanda İLKE Vakfı’nın3 bir yan kuruluşu olup İslami ve insani değerler üzerinden ilgili olduğu konularda dijital yayın yapan İLKE Analiz’e de katkıda bulunuyormuş.  

Şimdi siz, Cumhuriyet’in aydınlanmacı değerlerine bağlı, laik, demokratik ve sosyal hukuk devletinin bir genci olarak, hem paraşüt hem de Cumhuriyet değerlerine mesafeli olduğu belli olan bir akademisyenle resim çektirmek ister misiniz?

Resim çektirmeme hakkını koruyan öğrenci, törendeki diğer öğrenciler tarafından alkışlanıyor ve toplumun büyük çoğunluğunun beğenisini kazanıyor.

Ancak işin ucunda kayyım karşıtlığı olunca, olay bu noktada kapanmıyor. BÜ’nün kayyım yönetimi, ortada bir suç varmışçasına, öğrencinin mezuniyet kartını iptal edip 5 yıl süreyle yerleşkeye girişini yasaklıyor!

Bu arada paraşüt akademisyen de, “Törene katılıyorsanız seremoninin işleyişi nasılsa ona uyacaksınız. Yoksa gidip diplomanızı sekreterlikten alabilirsiniz. Ben orada kendimi değil Felsefe Bölümü'nü temsil ediyorum, sizin şovunuzun bir parçası olamam” demiş! Şimdi, bu paraşüt akademisyene sormak gerekiyor:

  • Öğrenciler sizinle resim çektirmek zorunda mı? Bu zorunluluk nerede yazıyor?
  • Sizinle resim çektirmeyen öğrenciye ceza verilmesi ne anlama geliyor? Etik mi?
  • Kayyım yönetimleri meşru kabul ediyor musunuz? Neden? 
  • İstenmediğiniz bir fakülteye/bölüme paraşüt akademisyen olmak, akademik etikle bağdaşır mı?
  • İstenmediğiniz bir yerde çalıştığınıza göre, işgalci konumuna düşmüyor musunuz?
  • Bir paraşüt olarak, Felsefe Bölümünü temsil etme yetkinizi nereden alıyorsunuz?
  • Bir ilahiyatçı olarak, seküler felsefeye (dini inançlara veya doğaüstü kabullere dayanmayan, sorgulamaları akıl, bilim ve nesnel olgularla açıklamaya çalışan düşünce sistemine) dayalı bir bölüme gelip o bölümün kimliğini değiştirmeye çalışmak akademik etikle bağdaşır mı?
  • Röportaj sırasında İbrahim Aytunç’a, “Bugün gezerken şahit olduğunuz bir olayı, olay olup bittikten sonra kısacık bile düşünüyorsanız, tebrikler. Felsefecisiniz” demişsiniz. Siz kayyımlığın ve paraşüt akademisyenliğin ne demek olduğunu düşünüp felsefe yapıyor musunuz?

Paraşüt akademisyenin bu sorulara ne yanıt vereceği önemli değil. Toplumun bu konularda neler düşündüğü çok daha önemli!

[email protected]

  • 1

    Paraşüt akademisyenlik, aklı başında ya da sorgulayan ve tüm toplumun gözdesi olmuş bir kurumun kurumsal hafızasına saygılı olanların kabul etmeyeceğiniz bir şey. Çünkü paraşüt akademisyen, bölümü ve fakültesi uygun görmeyip istemese de, kayyım rektörlüğün keyfi olarak tepeden atadığı bir kişi oluyor.

  • 2

    https://medium.com/@aytuncrahim/yasin-ramazan-ba%C5%9Faran-r%C3%B6portaj%C4%B1-4c3ff25905a8

  • 3

    Web sayfasına göre bu vakfın değeri “İslami ve insani değerler çerçevesinde yaşama, yaşanmasına vesile olma, toplumda bu yönde bir dönüşümün gerçekleşmesine ön ayak olma amacına yönelik olarak hayır odaklı iş üretmektir” (https://ilke.org.tr/tr/ilke-hakkinda).

Rıfat Okçabol 'ın Son Yazıları