Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Karşı devrim ve işbirlikçileri

İçine düştüğümüz bu karanlık, vatanını, seçimini, anayasasını, meclisini, yurttaşlığını, hürriyetini, cumhuriyetini kaybetmiş bir sınıfa çıkarılmış kesin hesaptır. Ya paşa paşa ödeyecek ya da insanlığın çektiği bütün acılara son vermek üzere hareket geçecek. Karanlık da aydınlık da onlardan. Korkutan ve utandıran ki onlardır…

Yayın Tarihi: 02.10.2026 , 23:23 Güncelleme Tarihi: 03.10.2026 , 00:00

Devrim bir el koyma işidir. Halk ayaklandı, eski rejimin, mülklerine ve iktidarlarına el koydu. Rejimin ideolojik dayanağı Katolik Kilisesi de büyük toprak sahibiydi, mülksüzleştirildi ve iktidarına son verildi. Toprak ellerinden gidince tanrısının da hükmü kalmamıştır. El koyduk, elimizdekini yönetmemiz gerekiyordu; meclisi, seçimi, anayasayı, yurttaşlığı bu ihtiyaç nedeniyle icat ettik.

Bunlara dayanan modern devleti Fransız Devrimi icat etti, el koymaya dayalıdır. El koydukları bu aygıt bundan böyle kralın, soyluların, ruhbanların mülkü olmayacak, halkın malı olacaktı. Halka, ulusa, hizmet temel göreviydi. O devletin silahlı gücünü halkın çocukları oluşturacaktı. Silahı soyluların elinden çekip aldık. Her Fransız belli bir süre askerlik yapacak, silah kullanmayı öğrenecekti. Devlet her yurttaşın temel eğitimini karşılıksız sağlayacak, sağlığı devletin işi olacaktı. Devlet bunlarla birlikte devlettir.

Hürriyet ve cumhuriyet de el koymanın getirisidir. Saltanatlarına el koyduk, hilafetlerini öteki dünyaya yolladık. Toprağı kalantorların elinden alıp halka verdik. Toprak biz el koyunca dönüştü, vatan oldu. Kutsallığı halkın el koymasında, halka ait olmasındandır.

Belediye, kent yönetimi, işçiler kente el koyduklarında ortaya çıktı. Tarihsel olarak belediye de, komün, bizim icadımızdır.

***

Karşı devrim de tersinden öyle yapıyor. Devrimlerle el koyduklarımızı geri alıyor, özelleştiriyor, yağmalıyor. El koyduklarımıza el koydular ve yeniden bir avuç asalağın mülkü ilan ettiler. Bizim el koyarak vatan yaptığımızı karşı devrim vatan olmaktan çıkardı. Şehirleri yönetenler artık birer şirket yöneticisi. Gün sonunda verdikleri ihaleleri sayıyorlar, “kâr ettik mi” diye bakıyorlar. Halkla, insanlıkla bir bağları kalmamıştır.

Toprak halkın değilse sultanındır. Sultanın toprağı ise vatan değil mülktür.

Eğitim ve sağlık ücretliyse, hastaneler ve okullar patronlarınsa, askerlik ücreti mukabili yapılan bir koruma işi ise, su paralıysa artık o eski devletten söz edemeyiz. O devlet artık halkın değil mülk sahiplerinin, sermayenin devletidir.

Yeni nesil doyumsuz mülk sahiplerinin sınırsız maddi emelleri var; yurttaşlığınızı unutun, tebaa olun, daha yoksullaşın, daha cahilleşin, çıkaracakları savaşlara sorgusuz asker yazılın, kul olun, ölesiye çalışırken can verin, ölmediyseniz aç açık kalın diye planlar yapıyorlar.

Öylesine çarpık bir dünya yarattılar ki toplam 60 bin asalak, yeryüzündeki bütün insanların yarısının varlığının üç katını elinde tutuyor. Dünyanın yüzde 10’u yiyor, geri kalan yüzde 90’ı bakıyor.

Bu eşitsizlik, bu utanmazlık ve bu korkusuzluk hali, bu devrimsizlik yani, insanlığın devrimle gelen bütün birikimlerini sildi; Türkiye’yi Meşrutiyetin, dünyayı Fransız Devrimi’nin gerisine itti. Anayasayı ve seçimi kaldırdılar, meclisin içini boşalttılar, laikliği tepelediler. Ne hürriyet bıraktılar geride ne cumhuriyet; ne halk kaldı geride ne hak.

***

Anayasayı biz icat ettik. Tek bir amacı var bu icadın, vatanı mülkü sananların iktidarına son vermek, sınırlamak. Mülkünü halkın hanesine yazmak, yönetimini halka vermek.

Anayasa yazmak devrimci bir iştir haliyle, esası sultanın veya kendisini sultan sananların yetkisini sınırlamak, mümkünse ortadan kaldırmaktır. Karşı devrimin anayasası olmaz, ihtiyaç yoktur. Hamit’le anayasayı yanyana düşünemeyiz. Anayasa Hamitler olmasın diyedir.

***

Hamit ile ortak anayasa yapılır mı? Olmayacak iş olduğu için TKP halkı uyardı. “AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni anayasa yapımı konusunda Meclis’e duyduğu güven, emekçi halkımız açısından yeterince uyarıcı olmalıdır” dedi. 10 Ağustos’ta Meclis’te yapılan çerçeve yasa oylamasında ortaya çıkan oydaşmaya değindi. O 467 milletvekilinin, yalnızca bir yasa metnine değil, Yeni-Osmanlıcı bir Türkiye tasarımının önünü açan siyasi sürece de onay verdiğini söyledi. O gün karşı devrimci iktidarın çağrısıyla hizaya girenler içerde kendi halkının haklarını gasp eden, milyonlarca insanı yoksulluğa ve onur kırıcı bir yaşama mahkum eden; dışarıda ise başka ülkelerin iç işlerine müdahale eden ve yayılmacı hevesler taşıyan bir Türkiye tasarımına rıza göstermişti. Özetle budur.

Karşı devrimin bir anayasaya ihtiyacı yoktur. Bu geçici bir adımdır, esas olan anayasal düzeni ortadan kaldırmaktır. İktidarları, her şeyleri halka karşıdır çünkü. Bize özgü değildir, kozmopolit bir proje olarak yürürlüktedir. Haliyle, böyle bir anayasa projesine ortak olan siyasi aktörler halkın dostu değildir. Sermaye düzeninin işbirlikçisidir, “komprador” diye not ediyoruz.

***

Sonuncusunu 1961’de yaptık. Takip eden iki on yıl bizim yaptığımızı yıkma çabasıyla geçti. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin asıl nedenidir. Bugün içine düştüğümüz karanlığın yaratılmasında o darbelerin payı büyüktür. 12 Eylül Anayasası 1961’de yaptığımızı bütünüyle yürürlükten kaldırmaya cesaret edemedikleri için icat edildi. Halkı silahla korkuttular ve onaylamaya mecbur bıraktılar. Anayasasız anayasadır, temelinde seçimsizlik var.

Ölçüsüzlüğün yasası olur mu? Sınırsız bir sermaye düzeninin yasaya, anayasaya neden ihtiyacı olsun?

***

Sınıf düştü, devrim uzaklaştı. Artık korkuları ve utanmaları yok, bütün birikimlerimizi sildiler, geriye ittiler. Meclisi, anayasayı, meşrutiyeti, hürriyeti ve cumhuriyeti yıkıp attılar; vatanı elimizden aldılar. O yıkıntıda yeni krallar, yeni sultanlar, şapşal şehzadeler, tuhaf doyumsuz süper zenginler türedi.

İçine düştüğümüz bu karanlık, vatanını, seçimini, anayasasını, meclisini, yurttaşlığını, hürriyetini, cumhuriyetini kaybetmiş bir sınıfa çıkarılmış kesin hesaptır. Ya paşa paşa ödeyecek ya da insanlığın çektiği bütün acılara son vermek üzere hareket geçecek. Karanlık da aydınlık da onlardan. Korkutan ve utandıran ki onlardır…

Yeryüzünün yeniden utanmadan yaşanılacak bir yer haline gelmesi için, ayağı kalkmış insanlığın, harekete geçmiş sınıfın yayacağı utanmaya ve korkuya ihtiyacı var.

Karanlık, kasvetli bir yıl daha akıyor. Büyük insanlık nefesini tutmuş onlara bakıyor!

Yazarın Son Yazıları