Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Bir yeni cumhuriyet için

Yeni cumhuriyet için en devrimci eylemini, el koymayı, hatırlayan bir sınıfa, aklı ve vicdanı hür bir yeni insana ve boyun eğmeyen bir halka ihtiyaç var. Toprak bizim, su bizim, vatan biziz. Bizden çaldıklarını geri alacağız ve eşitçe paylaşacağız.

Yayın Tarihi: 24.10.2026 , 00:00

Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edildi. O günü 1925’ten beri bayram olarak kutluyoruz.

İlan edilen ne ve bayram olarak kutladığımız nedir?

29 Ekim Türk halkının doğum günüdür. Cumhuriyet olmadan halk olmaz ve halk olmadan cumhuriyet mümkün değildir. Cumhuriyet iktidarı halkın alması ve devleti halkın yönetmesidir.

Olmazsa olmaz şartları var; iktidarın kaynağı ulus olacak, halk yöneticilerini ve temsilcilerini seçimle belirleyecek. Kral, padişah veya hanedan olmayacak. Cumhuriyet monarşinin antitezidir.

Yani 29 Ekim’de padişahı ve hilafeti alaşağı etmeyi, sadeleştirelim, devirmeyi kutluyoruz. Yıktık, mülklerine el koyduk, kendilerini ve tanrılarını göklerden yeryüzüne indirdik. Demek ki işin esası onlara bir iktidar alanı ve kutsiyet bırakmamamızdır.

29 Ekim yıkmanın ve yeni bir düzen kurmanın miladıdır; başında ve sonunda halk var. İlan ettiğimiz halkın iktidarının kurulması ve kutladığımız da asalak bir sınıfın iktidarının yıkılmasıdır.

***

Sadeleşiyoruz, yıkmadan cumhuriyet olmaz, el koymadan halk ortaya çıkmaz. Bu en sade devrimci cumhuriyet programıdır.

Kralı-sultanı devirdiğimiz, soyluları ve din ulularını kovaladığımız için, elde kalanı yönetmek gerekiyordu. Ancak halk yönetmek için çok büyük ve belirsiz bir kütledir. Bu durumda halkın yöneticilerini veya yönetime göndereceği temsilcilerini seçmesi gerek. Seçimi öyle icat ettik.

Halkın seçtiği temsilcilerin toplanacağı ve kararlar alacağı bir çatıya ihtiyaç duyuldu, meclis öyle ortaya çıkmıştır. Seçim ve meclis el koyma eyleminin getirisidir.

Ve bütün bunları garanti altına alan bir sözleşmeye ihtiyaç vardı. Anayasa da budur. Seçimi, meclisi, anayasayı biz icat ettik. Bunlara ihtiyacı ortaya çıkaran cumhuriyet en büyük icadımızdır.

El koyma ile devrim arasındaki bağı böylece ortaya çıkarmış oluyoruz. El koymayan, el koymayı reddeden bir devrim düşünemeyiz. Devrim en sade haliyle bir mülksüzleştirme işidir.

***

Vatan da el koymanın getirisidir. Kralın-padişahın mülküne el koyunca mülk dönüştü, mülk olmaktan çıkıp ortak evimiz oldu. Vatan halkın ortak evidir. Demek ki toprağın mülk olmaktan çıkıp vatan olması için halkın dokunuşuna, el koymasına ihtiyacı var.

“Adalet mülkün temelidir” sözü o eski zamanların bir bakiyesi. Mülkten kasıt padişahın sahibi olduğu vatan topraklarıdır, o toprakları padişah adına koruyan devlettir. Burada devletin temelinin de adalet olduğu söylenmektedir. Kimin adaleti? Mülk sahibinin, kralın, sultanın adaleti? Kralın-sultanın adaleti olur mu? Bu durumda devam edelim; vatanı mülkü bilenin, kralın-sultanın, vatanı olur mu?

Olmaz. O yüzden, Vahdettin veya Abdülhamit vatan haini değildir. Onların vatanı yoktur, mülkü vardır. Vatan mülkse alınıp satılabilir de; alınıp satılabilenin haini olmaz. Biz, Vahteddin’in ve Abdulhamit’in mülküne el koyduğumuz için o mülk vatan oldu. Mülk padişahın, vatan bizimdir. Biz, yoksul kalabalıklar, el koymak için ayağa kalkmadan önce vatan olabilmiş bir toprak parçası yoktur. Halkın eli sihirlidir, toprağa değince toprak vatana dönüşür.

***

El koyunca ve cumhuriyet ilan edince halk olduk, yurttaşlara dönüştük. Halk, yurttaş, tebaanın ve ümmetin antitezedir. Halk ve yurttaş biat etmez, güçlüye boyun eğmez. Yurttaşın yurttaş olmaktan doğan halkları vardır. Onun ne düşüneceğine, neye inanacağına karar verecek bir merci yoktur. Yurttaş aklı hür vicdanı hür bir yeni insandır.

Aklı hür-vicdanı hür insanın ortaya çıkması için ise onu biate zorlayan kurumsal dinin insan üzerindeki baskısının kırılması gerekir. Laiklik kurumsal dinin insanın günlük hayatını kontrol etmemesi, onun neye inanacağına karar vermemesidir. İnsan ve yurttaş hakları beyannamesinin dediği budur. İnsanlar özgür doğar ve eşit yaşar. Zulme karşı direnme hakkı vardır. Egemenliğin kaynağı ulustur, bir kişi ya da grubun elinde bulunamaz. Devleti idare edenler millete karşı sorumludur. Hiç kimse dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamaz.

Laiklik, inanca özgürlük değil inançtan özgürlüktür. Çoğunluğun inancına katılmama özgürlüğüdür. Vicdanı hür insan, neye inanacağına ancak kendi karar verir. Laiklik, onun için, devrimci bir cumhuriyetin olmazsa olmazıdır.

***

Yeni cumhuriyet için en devrimci eylemini, el koymayı, hatırlayan bir sınıfa, aklı ve vicdanı hür bir yeni insana ve boyun eğmeyen bir halka ihtiyaç var. Toprak bizim, su bizim, vatan biziz. Bizden çaldıklarını geri alacağız ve eşitçe paylaşacağız. Sağlık, eğitim, barınma her bir yurttaşın yurttaşlıktan kaynaklanın hakkı olacak. Devrimci bir anayasa ve kurucu bir meclis ile başlayacağız. Yeni, yıkılmayacak, eşitliği tam bir yeni cumhuriyet kuracağız.

Yazarın Son Yazıları