Bunların Hepsi Paris’li

01/07/2011 Cuma
Bunların Hepsi Paris’li

Daha önce de söz etmiştim ama yinelemekte bir sakınca yok. Sürgüne gönderildiği Elbe adasından bir yolunu bulup kaçarak, iktidarı yeniden almak üzere yola koyulan Napolyon’un, başkente kadar geleceğine inanmayan gazeteler, bu firar olayını ilk gün “diktatör Paris yolunda” diye duyururlar okuyucularına. Devrik imparatorun, hem de büyük bir destekle Paris’e gireceği kesinleştikçe manşetler de değişir yavaş yavaş. İkinci gün “Kral Paris yolunda” diye biraz daha temkinli bir başlıkla verilir haber. Napolyon’un başkente geleceğinin artık tamamen kesinleştiği üçüncü gün ise bu geliş haberi manşetten bakın nasıl duyurulur: “Majesteleri Yarın Paris’te”.

Soysuzlaşmış medyada bu tür örneklere çok rastlanır. Varlıkları, her türden iktidarın destekçisi olmakla mümkün bu tür medya bizim memlekette de mevcuttur, bilmeyen mi var? Tekil anlamda en çarpıcı örnek şu Ertuğrul Özkök denen zattır. Bir “beyaz Türk” olarak, beyazlığına uygun bir kendini beğenmişlikle, horgörürlükle hakkında olumsuz yorumlar döktürdüğü Recep Tayyip Erdoğan başbakan olur olmaz döşendiği “övgü” yazısının başlığını hatırlar mısınız? Şuydu: “Erdoğan takiyye basamaklarını tek tek atlıyor”.

Şu, sözümona medyanın AKP iktidarınca nasıl ele geçirildiğini anlattığı, berbat Türkçeli İmha Planı adlı kitabıyla ulusalcıların gözdesi olan Oray Eğin adlı gazetecinin, son seçimlerin ardından yüzseksen derecelik dönüşü de en taze örneklerdendir. Yani Paris medyasına gülecek halimiz yok.

Bu tür durumlarda en az suçlu olanlar iktidarlardır, hemen belirteyim. Çünkü onlar “döndürmüyor” kimseyi. Dönenler, kendilerince en uygun zamanda dönüyorlar, iktidarların parmaklarını oynatmaları gerekmiyor bile.

Mesleğimize kişiliğimizi de yansıttığımızı unutmayalım. Mesleğinin, her mesleğin vardır çünkü, ahlakını benimsemek yerine, kendi kaypaklığını ona uyduranların bu tutumlarında şaşılacak bir şey de yok. Bu tür adamlar, yola bir hiç olarak çıktıklarını sandıkları düşük egemenlerin, vardıkları yerde yeniden güç sahibi olduklarını hesaplayacak kadar hınzırdırlar. Bu hınzırlardan biri olarak Ertuğrul Özkök’e hayran olmamak mümkün değil. Erdoğan’ı bir kenar mahalle lideri olarak tanımlayıp, sonra onu vizyon sahibi lider görmek, öngörü falan değil, hınzırlıktır. Özkök’ün, başbakanda bu nitelikleri sonradan fark edip kabullendiğini düşünmesin Erdoğan’ı sevenler. Özkök gibiler, yola çıkanın dev olduğunu, onlar yaklaştıkça anlarlar. Özkök’ün övgüsü bu türdendir. Rezil olmak, tükürdüğünü yalamanın ayıp olduğunu düşünmek bunların kitabında yoktur. Bu cesaretinden ötürü Özkök hayranlık uyandırır bende. Cesaret hiç kimsede bu adamda olduğu kadar pespaye tavra dönüşmemiştir.

Sanatçısı, gazetecisi, hepsi böyle bunların. Sinan Çetin’in, yüzde yüz murailik kokan Fethullah Gülen övgüleri de, magazin figürlerinin Umre ziyaretleri de Paris medyası tavrıdır. Fethullah Gülen ilk yola çıktığı anda ondan “gerici” diye söz edenler, “merkeze”, yani, bu zevatların Paris’ine yaklaştığında ondan artık “bilge” diye söz ediyorlar. Adıgeçenin bu sıfatı hak edip etmediği beni ilgilendirmez. Övgü yapanların kendilerini her dönemin takdir makamları gibi görmelerindeki kaypaklığın midemi bulandırmasıyla ilgiliyim ben. Yalakalıkları onların olsun ama, mide benim.

Ülke bu durumda işte. Tekil bir tutum olan (bu yüzden tahribatı da az olan) kişiliksizlik, toplumsal bir tutuma dönüştüğünde tahrip edici oluyor haliyle. Gazetecisinin, sanatçısının, sporcusunun, hepsinin kişiliksizliklerinin toplamı ilkesiz, ahlaksız bir ülke demektir.

Bir dolu insan düşünün. Yola çıkanı izlerler bunlar kısık, kurnaz gözleriyle, yola çıkan yaklaştıkça, yolu yarıladıkça, bunlar hazırdır cümlelerini kurmaya:

“Majesteleri yarın Paris’te”.

Ahlaka uzak, Paris’e yakın adamlardır bunlar.

ÖNCEKİ YAZILARI

Su bebekleri 04/09/2015 Cuma
Jeremy Dikkat 28/08/2015 Cuma
En az üç 21/08/2015 Cuma
Hepsi bunun 14/08/2015 Cuma
Durun siz kardeşsiniz 17/07/2015 Cuma
AVMSARAY 10/07/2015 Cuma
Yandaştan yandaşa salvo 03/07/2015 Cuma