Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Gökhan Akbay

Akil bilimciler ve düşünürler

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05

Akil, aklını uzlaşmayla bozmuş kişiye denir. Tipik ABD akademisyeninin amentüsü, toplumsal uzlaşma ve dengedir. Bu toplumda uzlaşmaz çelişkiler varmış, bu toplum biçimi akıl dışıymış, ne gam.

Kendi akademik alanlarında kılı kırk yaran, radikal fikirleri korkusuzca savunan ABD’li akademisyenler, konu siyaset olunca hoyratlık ile konformizm arasında salınıyorlar. Sosyalizmin -özellikle reel sosyalizmin- ve diğer radikal siyasal projelerin insanlığa sadece yıkım getirdiğini söylerken hoyratlar. Çin’in Kültür Devrimi’ni, Sovyetler Birliği’ni acı birer hatıra gibi sunarken kaynak gösterme ihtiyacı bile duymuyorlar. Kendileri sosyal dönüşüm önerisi getirdiklerinde ise konformistler. Ufukları piyasanın görünmez eline güvenmekten öteye geçemiyor. Örneklerle anlatalım.

Daniel Friedman, üretken bir davranışsal iktisatçı. Ahlak ve piyasa arasındaki ilişkileri incelediği Morals and Markets kitabı -4. bölüm- yukarıda eleştirilen hoyratlığın tipik bir örneği. Marx’ı kapitalizmin romantik bir eleştirmeni, Lenin’i de darbeci saymak için 1844 El Yazmaları’na ve Emma Goldman’a başvurmanın ne tür bir düzenbazlık olduğunu, konuya hakim okurlar hemen anlayacaktır.

Friedman için piyasanın piyasadan başka ilacı yok. Kitabın 11. Bölümü’nde piyasaya dışarıdan müdahale etmeye kalkan ılımlı (kapitalizme köklü eleştiri getirmeyen) çevreci örgütlerin sera gazı salınımını sınırlama çabalarını eleştiriyor. Bulduğu çözüm ise zaten yürürlükte olan sera gazı piyasasının genişlemesi. Sera gazı piyasası, işletmelerin sera gazı salma haklarına bir sınır getiriyor ve bu hakkın devredilmesine olanak tanıyor. Senelik kotasını dolduramayan işletmeler kotalarını satabiliyorlar. Böylece verimlilik ve sera gazı salınımı arasında optimum bir denge kurulacak. Ülkeler arasındaki eşitsizlikler mi, küresel ısınmanın geri dönülemez eşiğe doğru gitmesi mi dediniz? Görünmez el ve matematiksel optimalite modellerimiz icabına bakar, merak etmeyin.

Stuart Kauffman, uzun yıllar boyunca Santa Fe enstitüsünde çalışmış bir kuramsal biyolog. Evrilebilirliğin koşulları ile ilgili kuramsal modelleri zihin açıcı. At Home in the Universe adlı kitabının son bölümünde ise oldukça ürkek politik önerilerde bulunuyor. Kauffman’a göre büyük çaplı toplumsal değişimler öngörülemeyeceği için planlanamaz. Öyleyse ne yapmalı? Politika yapmak icap ettiğinde yerel akillik yeterli. Muhtemelen şunu demek istiyor: Dar çevremizdeki pratik sorunları çözmekten başka yapılacak şey yok. Büyük problemleri düşündüğümüz boş vakitlerimizde ise canlılığın milyarlarca yıllık serüveninde tuttuğumuz yerle avunalım. Ölçeğin böyle uçlarda gezinmesi, siyasi tavır almaktan kaçınmanın bir alameti.

Paul Churchland, Patricia Churchland’la birlikte nörofelsefe ekolünü kuran önemli bir felsefeci. Nörofelsefe, felsefenin kadim problemlerine sinirbilim ve ilintili alanlardan gelen bilgiler ışığında eğilmek gerektiğini savlayan bir felsefe akımı. Bu akım felsefe içinde oldukça marjinal çünkü çok radikal bir doğalcılığı (felsefe-doğa bilimi geçişkenliğini) savunuyor. Peki felsefede radikal bir tür materyalizmi ve doğalcılığı savunmak, siyasette de radikal olmayı sağlıyor mu? Hayır. Paul Churchland’ın Kansas’ta evrim kuramının müfredattan çıkarılmasıyla ilgili yaptığı konuşma bu konuda çok öğretici. Churchland, sekülerliğin temelini mezhepler arası dengede görüyor. Dinsel bağnazlık ile olgusal düzeyde (kanıtlar veya karşıt kanıtlarla) hesaplaşmayı gereksiz ve bölücü buluyor.

Amerikan akademisi, uzmanlaştıkları alanda çok yüksek bilimsel standartlara sahip bilimciler yetiştirmiş. Ancak aynı akademik düzen, liberalizmin, hem de en ılımlı ve konformist versiyonunun hegemonyası altında, kapitalizm dışı alternatifleri ciddiye bile almayan bir akil üretme fabrikasına dönüşmüş.

Gökhan Akbay 'ın Son Yazıları