Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Vatanını en çok seven kapitalizmi en çok sorgulayandır

Bugün kapitalizmi sorgulamak için kimsenin komünist olmasına gerek yok. İnsan olma onuruna sahip çıkmak, vicdanlı olmak yeterli. Ama eğer bir insan bu olan biteni ciddiyetle sorgular, bu çürümüşlüğün üzerine cesaretle düşünürse, varacağı tek bir mantıksal sonuç vardır; o da kapitalizmin tek alternatifinin sosyalizm olduğudur.

Yayın Tarihi: 03.10.2026 , 23:54 Güncelleme Tarihi: 04.10.2026 , 00:01

Vatanı sevmek elbette kimsenin tekelinde değil ve olamaz. Kimseye vatan haini demek de öyle kolay ve sıradan hâle gelmemeli. O yüzden biz meselenin pozitif tarafından ilerleyelim; nedir vatan, niçin seviyoruz vatanımızı?

Öyle bir kara parçasını, dağını, taşını, verimli topraklarını, ırmaklarını, yeşilini, mavisini sevmek midir sadece? Elbet bunlar da bir bütündür, tekrar ve tekrar “Yaşamak güzel şey be kardeşim!" dedirtir her biri. Ama bunların hepsi insan varsa değerlidir. Vatan sevgisi de en başta o toprağın üzerinde yaşayan insanı sevmekle; onun mutluluğunu, refahını, yarınlara güvenle bakabilmesini merkeze alan bir anlayışla mümkündür. Bu olmadığında gerisi içi boş bir hamasetten ibarettir. Şimdi gelin şu soruyu sorun bakalım: Kapitalizmin insanla, insan onuruyla zerre kadar alakası kalmadığı bu çağda, bu düzen sürdüğü müddetçe bir halkın kendi topraklarında mutlu, onurlu, neşe içinde yaşaması nasıl mümkün olabilir?

Mustafa Kemal Atatürk’ün hepimizin bildiği meşhur bir sözü vardır, "Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır" diye. "En çok çalışandır" diye söylendiği de olur. Bir değerler sisteminin ürünüdür bu. Bugün baktığınız zaman, içinde vatan sevgisi taşıyan namuslu bir yurttaşın bu ülkeye, halkımıza karşı taşıyacağı sorumluluğun gereği ne olmalıdır? Emeği, alın terini yeniden değerli kılacak olan nedir? Bunların düşmanlarıyla nasıl hesaplaşılır?

Günlerdir ne yaşıyoruz, ekranlarda ne anlatılıyor, nelerden söz ediyoruz bir düşünün… Hisse senetleri, banka çekleri, temerrütler, likidite krizleri, SPK, batan fonlar, Tera’lar, Pusula’lar, portföyler… Bu sömürü çarkı, bu doymak bilmez asalaklık alın teriyle yaşayan bu onurlu insanlara, halkımıza, bu topraklara, memleketimize yakışıyor mu?

Trilyonlar buharlaşmış, milyonlar dolandırılmış, neymiş; kurallar ihlal edilmiş, sistemin dışına çıkılmış... Geçiniz bunları, sisteminiz batsın! Hilesiz kapitalizm olacağına inanan bir kişi var mı? Biraz gözünü açan borsanın yanlış bir mekanizma olduğunu, paradan para kazanmanın adil olmadığını söylüyor. Her türlü sermaye, sermayeden kazanılır bu düzende. Her türlü zenginliği havadan kazanır sermaye sahipleri. Çünkü sermaye sermayeyi çeker. Temel bir yanlış var yani bu düzende. Bu da görülüyor ve görülecek elbet…  Kesin bir şey varsa o da bu ülkede sermaye sahipleriyle, para babalarıyla kavga etmeden bu halkın yararına en ufak bir gelişme elde edilemeyeceğidir. Ne kazanırsak patronların hilafına ve onlara rağmen kazanıyoruz yazın bunu bir kenara. Patronlarla, vurguncularla, borsa simsarlarıyla; işçiler, çiftçiler, esnaflar, öğrenciler yan yana gelemez ve aynı gelişmelerden fayda sağlayamazlar. Öyle bir ülkede, öyle bir dünyada yaşamıyoruz!

İşte sorsanız Türkiye büyüyor, Türkiye uçuyor! Çarşıda, pazarda insanın hâli ortada; filesi boş, faturası ödenmemiş… Bu ülkenin insanları; muhafazakârı, milliyetçisi, Kemalist’i siyasi aidiyeti ne olursa olsun el yordamıyla, sezgileriyle lanet ediyor kapitalizme. Borsasına da, fonuna da, yasalına da, yasa dışısına da... Kumar masasından farkı yok; tüyü bitmemiş yetimin, sabunu, tuvalet kâğıdı olmayan okullarda okuyan çocuklarımızın, kimsesiz yaşlılarımızın, yaşam hakkı elinden alınan emeklilerimizin hakkını yiyenlerden nefret ediyor.

Evet, Türkiye’de birileri büyüyor, palazlanıyor. Hatta içerideki sömürü yetmiyor onlara, başka coğrafyalara da el atıyorlar ve oralara nüfuz etmek için gerektiğinde Mehmetçiğin süngüsünden, kanından, canından faydalanıyorlar. Peki bu yeni Osmanlıcı yayılmacı sermaye sınıfımızın, "Uçuyoruz, kaçıyoruz, büyüyoruz!" edebiyatı yapanların ikiyüzlülükleri nerede patlıyor biliyor musunuz? Onlar kârına kâr katarken, sıvasız, briket, yoksul evlerde asılan bayraklar patlatıyor o ikiyüzlülüğü.

Şimdi tutturmuşlar düzeni kurtarmak için, "Ah bu vahşi kapitalizm iyi değil, neoliberalizm bizi bu hâle getirdi" diye mırıldanıyorlar. Karnınızdan konuşmayın! Üzerinden atlıyorsunuz, saklamaya çalışıyorsunuz ama vahşi olmayan kapitalizm yoktur. Ehli kapitalizm yoktur; bu sistem doğası gereği vahşidir, sömürücüdür.
Ülkenin canına okudunuz piyasacılar!

Bugün kapitalizmi sorgulamak için kimsenin komünist olmasına gerek yok. İnsan olma onuruna sahip çıkmak, vicdanlı olmak yeterli. Ama eğer bir insan bu olan biteni ciddiyetle sorgular, bu çürümüşlüğün üzerine cesaretle düşünürse, varacağı tek bir mantıksal sonuç vardır; o da kapitalizmin tek alternatifinin sosyalizm olduğudur. İnsanı yaşatacak, bu toprakları yaşanası bir vatan hâline getirecek, adaleti ve eşitliği sağlayacak başka da bir seçenek yoktur. İki kere iki dört.
Var diyen varsa buyursun, her mecrada tartışalım.

Vatanını en çok seven; onu, içinde yaşayan insanları, cumhuriyeti içten içe kemiren kapitalizmi en çok sorgulayan ve hesaplaşandır.

Yazarın Son Yazıları