Aydemir Güler
Alevi Cumhuriyetçilik
Yayın Tarihi: 17.10.2026 , 00:00
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Çerçeve yasanın olumlu bir tek etkisi olduysa o da bir grup Alevi aydının 31 Ağustos’ta yayınladıkları bildiridir. Ortaklaşa dergisi, imzacılardan Şerafettin Halis’le bir söyleşi de yaptı. 1
İzlemeyenler için söylemekte yarar olabilir; malum sürecin “İslam birliği” esasına oturması ve yaptığı tarihsel göndermelerin Alevi katliamlarını olumluyor olması, tepkileri kışkırtmıştı. Barış başlığı altında sunulan bir projenin Osmanlı devletinin Kürt aşiretleriyle kurduğu bir savaş ittifakını hatırlatarak savunulması düpedüz saçmalıktı... İlginç olan, bu görüşleri ballandırarak anlatanların, yaptıkları gafın ayırdında olmamalarıydı. Bunun temelsiz ve kibirle karışık bir özgüvenden kaynaklandığı anlaşılıyor…
Neden temelsiz dediğimi burada fazla açmayacağım. Cumhur ittifakı partilerinden sermaye sınıfına, tarikatlardan emperyalistlere, en geniş anlamıyla mevcut iktidar bloğunun rejim değişikliği anlamına gelen köklü bir dönüşümü taşıyabilecek güçte olduğuna samimiyetle inanmak kolay değil. Böylesi bir dönüşüm yüksek bir irade birliği gerektirir. Kendi içinde kıyasıya dövüşen iktidar bloğundan çıkacak en son şeydir bu… Bana sorarsanız proje durdu bile!
Bahçeli-Öcalan sürecini geri dönülmez, hatta tamamlanması kaçınılmaz bir proje olarak sunanlar, gerçeği göremeyecek ölçüde körlük içinde olmayabilirler aslında. Daha basiti, yüksek perdeden konuşarak eleştirel veya karşı pozisyon alanları terörize etmek istemeleri daha büyük olasılık.
“Alevi aydınlara” gösterilen tepkiler de buna örnek oluşturdu. Söze imzacıların kendilerini nasıl tanımladıklarına dahi karşı çıkarak başladılar. “Alevi aydınlar” nitelemesi ne hakla kullanılıyordu?
Oysa imzacılar herhangi bir yerde bütün Alevi aydınların kendilerinden ibaret olduğunu iddia etmiş değillerdi…
Ama daha önemlisi, bildiri, Apocu hareketin özellikle son on yıl içinde belirginleşen tezini boşa düşürüyordu. O teze göre Apocu hareket Kürt halkına ek olarak Alevileri de temsil ehliyetine sahipti. Elbette bunun Alevi kurumlarında bir karşılığı var. HDP ve DEM’in çeşitli kurumların yöneticilerini TBMM’ye taşıdığını, 2015’in kadük olan seçim hükümetinde bakan bile yaptığını hatırlayın…
Buna karşın bu tez, bir ittifak politikasını anlatıyor. Apocu hareket çoktandır gayrimüslim cemaatleri, liberal entelijansiyayı, sosyalist hareketi, kadın hareketlerini ve Alevileri kapsayan bir ittifak sistemi oluşturmayı önüne koymuştu. Ancak bu çok tartışmalı ve çelişkili bir yapıdır.
Bir kere, kimi ögeler birbirini itmektedir. Kürt toplumunun bütününü, bir ulus olarak kapsama ve temsil etme çabası, çıkarları çatışan sınıfların gerçekliğine çarpmaktadır. Ne kadar Kürt aşiret reisi, Kürt toprak ağası, Kürt tarikat şeyhi ve Kürt patron varsa yoksul emekçilerin kapılması istenen milliyetçi coşku o kadar azalmaktadır. Marabalara, memleketi boydan boya gezen mevsimlik tarım işçilerine, kendi coğrafyalarında bölgesel asgari ücret tehdidi altında çalışan veya çoğunlukla büyük kentlerde en güvencesiz ve güvenliksiz çalışma koşullarına mahkûm edilen işçilere “süreç” herhangi bir şey söylemiyorken nasıl coşku olsun ki?
Liberal entelijansiyanın AKP’nin keyfi diktasına uyum sağlaması günden güne zorlaşmaktadır. İslamcılık kadın hareketleri için, seküler kesimler için sadece tehdit anlamına gelmektedir vb…
31 Ağustos’tan sonra bu iç sürtünmelere Aleviliğin “Türk-Kürt-İslam sentezine” uydurulamayacağı gerçeği eklendi. Alevi aydınların bildirisi, yüksek perdeden suçlamalara karşın, bu açıdan gayet ikna edicidir. Yeni-Osmanlıda Alevi kimliği nasıl özgürleşebilir?
Alevilerin temsiline ilişkin Apocu iddianın dışında, bir de AKP-MHP iktidarının devlet merkezli yapılandırma girişimi vardı. Sürecin bu iki yakayı nasıl bir araya getireceği bir muamma iken, şimdi bir üçüncü taraf ortaya çıkmış bulunuyor.
***
Buraya kadarı “çözüm sürecine” ilişkindi… Türkiye’de bir diğer süreç ise Cumhuriyetçilerin birliğidir. AKP iktidarı Osmanlıcılığı diriltmeye niyet ettiğine göre, bunun karşısına bir direncin çıkmaması düşünülemez. Cumhuriyetçiler denince son dönemde esas olarak iki kesim, Kemalistler ve komünistler anlaşıldı. Kemalizm AKP karşıdevrimiyle devletten tasfiye edilmiş ve düzenin dışına doğru itilmişti. Komünizm ise yükselen ve malum ittifak sistemine katılan kimlikçi sol-liberal akımla köprüleri attı…
Artık bir de “Alevi Cumhuriyetçilikten” söz edilmesinin zemini var.
Alevi toplumunun laiklikte kendine sığınak bulması bir tarihsel veridir. Ancak bu veri, Alevilerin Cumhuriyeti savunan bir baraja dönüşmesine yetmedi. Bugün sığınak falan yok! Bunu sonra, umarım haftaya açmayı denerim.
Cumhuriyeti ayağa kaldırmak, yeniden kurmak gerekiyor. Hep birlikte…
- 1
Özkan Öztaş, “Şerafettin Halis'le söyleşi: 'Güneş aydınlığına ışık gerekmez, ışık karanlığa tutulur'” Ortaklaşa dergisi, sayı 12, Ekim 2026.