Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Hukuku düşünmek

Burjuva hukuku egemen sermaye sınıfının toplum üzerindeki denetim ve baskı aracı işlevini görürken, Küba, “toplumsal tutarlılık, toplumsal örgütlenme ve koruma, kolektif çıkar ve güvence aracı” olarak kavranan bir hukuktan söz ediyor.

Yayın Tarihi: 28.01.2026 , 23:34 Güncelleme Tarihi: 29.01.2026 , 00:00

Bu hafta Küba’dan soL’a bir yazı yolculuğu üzerinden Küba’ya, Küba’da hukuk kültürüne uzanmak istedim. Konuğumuzun adı Yuliesky Amador Echevarria. Yazı, 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan “Küba Gerçeği” adlı yayında Didem Kul çevirisiyle yayımlandı ve aynı yayındaki diğer yazılar gibi soL’da paylaşıldı. “Küba Gerçeği”nde Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirileri yayımlanıyor.

Türkiye’de hukuklu hukuksuzluk, yargısızlık, adaletsizlik, keyfilik, eşitsizlik, çürüme, sömürü tartışılırken, “hukuk devleti” ve “hukukun üstünlüğü” sözcükleri -içleri boş olarak- sıklıkla dile getirilirken abluka altındaki Küba, “hukuk kültürüne yatırım yapılan bir yılın bilançosu”nda hukuku nasıl düşünüyor üzerinden Kimi temel vurguları aktarmak istiyorum.

Önce gerçek, sonra gerçeği hukuk üzerinden düşünmek, diğer deyişle gerçeğe hukukla bakmamak hukuka gerçekle bakmak. Konu toplumsal yaşamın düzenlenmesi, hakların tanımlanıp yaşama geçirilmesi, görevlerin ve birlikte yaşamanın gelişmesinin sağlanması olunca hukuka da buradan bakılması kaçınılmaz oluyor.

“Hukuku açıkça ve bağlamından koparmadan açıklamak, yasalarla daha bilinçli bir ilişki kurulmasına katkıda bulunur ve hukuk sisteminin toplumsal yaşamın bir parçası olduğu, yabancı veya erişilemez bir alan olmadığı fikrini pekiştirir” diyor yazar. Hukukun topluma dışardan dayatılan kurum olmadığının bir başka anlatımı.

Hukuk dilinin önemi de vurgulanıyor. Temel ilkelerden olan belirliliğin ve öngörülebilirliğin sağlanmasında dil önemli. Anayasal yargılamada yasa hükümlerini bu ilkeler üzerinden denetlerken hükmün herkes tarafından açık, net ve herkesçe aynı şekilde anlaşılabilirliği üzerinde durulur.  Yazar bunu, “teknik titizliği feda etmeden hukuku anlaşılır bir dille anlatma” olarak tanımlayarak “Hukuk dilinin anlaşılabilir olması içeriği zayıflatmaz, aksine toplumsal işlevi açısından daha açık bir hale getirir. Terimleri açıklamak, kavramları bağlam içine yerleştirmek ve fikirleri sıralamak, insanların kural anlamlarını ve gerçek kapsamını daha iyi anlamalarını sağlar. Bu anlayış, hukukun düzenleyici işlevini yerine getirmesi için temel bir koşuldur” diye devam ediyor.

Bu konudaki şu vurgulama da önemli: “Pedagojik bir bakış açısıyla, hukuku anlaşılabilir bir şekilde anlatmak, etik bir sorumluluk üstlenmek anlamına gelir. Bu, sadece yasayı “tercüme etmek” değil, aynı zamanda eleştirel bir kavrayış için araçlar sunmaktır. Dil erişilemez hale geldiğinde, hukuk davranışları yönlendirme ve güven oluşturma yeteneğinin bir kısmını kaybeder. Ayrıca, açık bir hukuk dili, hukukun uzak ya da yalnızca belli bir kesime ait bir alan olarak algılanmasını azaltır. Anlaşılmayı kolaylaştırmak, kuralların toplumsal olarak benimsenmesini güçlendirir ve vatandaşlar ile hukuk sistemi arasında daha dengeli bir ilişki kurulmasını sağlar.”

Burjuva hukuku egemen sermaye sınıfının toplum üzerindeki denetim ve baskı aracı işlevini görürken, Küba, “toplumsal tutarlılık, toplumsal örgütlenme ve koruma, kolektif çıkar ve güvence aracı” olarak kavranan bir hukuktan söz ediyor. 

Yazarın, “Hukuku günlük yaşamın somut durumlarıyla ilişkilendirmek de sürdürmeye çalıştığımız bir strateji oldu. İş ilişkileri, aile hayatı, bakım, eşitlik ve sosyal sorumluluk, yasaların gerçek anlam kazandığı alanlardır. Hukuk bu deneyimlerle bağlantı kurduğunda soyut olmaktan çıkar ve pratik bir referans haline gelir. Bu anlayış, hukukun basit bir denetim mekanizması değil, bir koruma aracı olarak daha olumlu algılanmasını sağlar. Hukukun toplumsal işlevini tanımak, kurumlara ve hukuk sisteminin toplumsal süreçleri destekleme kapasitesine olan güveni güçlendirir.” anlatımı kayda değer. Soyut normları başkalarının egemenliğinde çifte standart, çelişkili uygulamalara gerekçe olarak kullanmak yerine “pratik bir referans” haline getirmek Küba tarafından başarılmış bir gerçek.

Buradan kanun taslaklarının analizi basamağına çıkılıyor ki, bu analizde halk var. Örneğin İş Kanunu taslağı bir çeşit “vatandaşlık eğitimi” olarak analiz edilince halk hem çalışma ilişkilerinin düzenini belirlemede söz sahibi oluyor hem denetim yapıyor hem de kuralların anlamını özümsüyor. Kafa karışıklığı ve çatışmalar daha baştan ortadan kalkıyor. Kurallarla daha bilinçli ve sorumlu ilişki kuruluyor. Küba’da hukuk, kapalı ve gizemli bir ürün değil “toplumsal gerçeklikle etkileşim içinde inşa edilen dinamik bir süreç ve vatandaşları güçlendiren bir araç olarak” yaşamdaki yerini alıyor.

“Hukuk kültürü, yasaların varlığını bilmekle sınırlı değildir. Yasaların anlamını, iç tutarlılığını ve Anayasa ve toplumsal değerlerle ilişkisini anlamak suretiyle inşa edilir. Küba'da bu süreç, kurumsallığı ve birlikte yaşamayı güçlendirmek için kilit öneme sahiptir. Sunduğumuz her metin, hukuku izole kurallar olarak değil, entegre bir sistem olarak anlamaya yardımcı olacak açıklamalar sunarak bu sürece katkıda bulunmayı amaçlamıştır. Hukuk sisteminin mantığını anlamak, uygulamasını kolaylaştırır ve yanlış yorumlamaları azaltır.” denilen bir toplumda her durumda “hukuk devleti” vurgusu yaparak sorumluluktan kaçan bakan ve hukukçulara yer kalmıyor.   

“Hukuk kültürü, normlar ve gerçeklik arasındaki sürekli etkileşimden” besleniyor, hukuk analizine “etik, insan onuru, eşitlik” dahil ediliyor. Bu bakış açısı, “kuralların boşlukta değil, gerçek ihtiyaçları olan somut kişiler üzerinde işlediğinin” kabulü anlamına geliyor; hukuk insancıllaştırılıyor, toplumsal meşruluğu güçlendiriliyor.

Anayasasında, “insanın insanı sömürmesine dayalı bir rejim olan kapitalizme asla dönmeyeceğinden, insan onuruna yakışır şekilde ancak sosyalizmde ve komünizmde yaşayabileceğinden” emin olduğunu yazan Küba Cumhuriyeti’nden söz ediyoruz.

33. Adalet ve Demokrasi Haftasında Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi oturumunda1 ve Türkiye Komünist Partisinin “Dalgaları Karşılayan Gemiler Gibi, TKP Meydan Okuyor” etkinliğinde2 emekçi halkımızla ve Küba halkı ve onun devrimci önderliğiyle dayanışma içinde olacağız. 

  • 1

    33. Adalet ve Demokrasi Haftası Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Paneli, “Sömürü Yeniden Üretirken Suçun Üretimi; Prof. Dr. Oğuz Oyan kolaylaştırıcılığında, Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, Av Müjde Tozbey, Prof. Dr. Erhan Nalçacı, Ali Rıza Aydın; 30 Ocak 2026, Cuma, Saat 16.00, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi. Ankara.

  • 2

    1 Şubat 2026, Pazar, Saat 15.00, Ankara Congresium, Söğütözü.

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları